Reklamı Geç
YAZARLAR
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
Yusuf ALİOĞLU
09 Şubat 2022 - Çarşamba 10:52
5859 defa okunmuş.

Kitap ve dolayısıyla okuma eylemiyle tanışıklığım ömrümün erken yıllarına uzanır.

 

İlkokul dördüncü sınıftaki çizgi roman okumaları bu serencamın ilk ve en doğal basamağıydı. Teksas, Tommiks, Kızılmaske, Kaptan Swing, Sihirbazlar Kralı Mandrake, Zagor, Mister No, Tarkan ve Kara Murat gibi haftalık ve aylık çizgi romanları takip eder, kaçırdığım sayıları arkadaşlarımla değiş tokuş ederek tamamlamaya çalışırdım.

 

Bu iç sesin beslendiği bir de dış dünyamız vardı.

 

1970’li yıllarda, şehrin en yoğun caddesi olan Genç Caddesi üzerindeki iş yerimiz Toros Yemek ve Kebap Salonu konduğum ilk kara parçası, kandığım ilk pınar, kokladığım ilk gül goncası gibiydi.

 

Esnaf çocuğu olmanın avantajıyla burada, bilgi, okumak, tecrübe paylaşımı gibi kültür sohbetlerinin farklı hallerine tanıklık ediyor, değişik düşünce iklimlerinden bu suretle haberdar oluyordum.

 

İş yerine gelen farklı din, dil, meşrep ve klikten insanların, farklı meslek gruplarından ve eğitim düzeylerinden memurların, komşu esnafın ve şehir eşrafının paylaşımları bir zihnin inşa sürecinin ilk fasılları gibi heyecanlı, rengarenk bir tarlanın dolu dolu başakları gibi güven vericiydi.

 

Müdavimlerin düşünce ve kültür dünyalarından yemek masasına yansıyan anekdotlar, kaldırımdaki akasya ağaçları atında Ahmet Tata ya da İslah’ın kahvesinden gelen çaylar eşliğindeki sosyo-politik tahliller, akşamın ilerleyen saatlerinde sakin zamanlara yayılan ve özele inen uzun metrajlı muhabbetler birer mektep öğreticiliğindeydi.

 

Bunun yanında, babamın amatör bir ruh ama profesyonel dokunuşlarla devam ettirdiği folklor aşkının düğün, festival, belgesel, açılış programları, ulusal ve uluslararası yarışmalar, tv programları gibi platformlarda devam eden meşguliyetleri de bu inşa serencamına ince ayar kabilinden apayrı bir şekil veriyor, fark etmediğim bir iç işleyişle acemi okumaların etrafına nazenin çerçeveler yerleştiriyordu.   

 

Ancak şehre canlı bir organizma olarak bakıldığında, özellikle toplumsal aklın inşası ve mekan ilişkisi bağlamında yoğun fonksiyonları ve dışarıdan yüklenen mitik özellikleri ile üç ana mekan çıkar karşımıza. Şehir sosyolojisi ve kimlik bağlamında birer kültür ve sanat merkezi olarak anabileceğimiz bu mekanlar ‘sinema, kırtasiye ve park’ idi.

 

Babama ait iş yerinin hemen bitişiğinde şehrin ilk ve tek sineması olan ‘şehir sineması’ vardı. Ulus devlet sanatı da denilen sinema, ülke çapında zihin yönlendiren bir ideolojik aygıt gibi kullanılsa da milli, ulusalcı, devrimci ve mistik ürünleri ile kültür kodlarımıza ayarlanmış bir elçi gibiydi. Filmin rengine göre kaldırıma kadar taşan bilet kuyruklarından tarafgirlik kareleri gözlemleyebilirdiniz. Sinemanın imkan sınırları yoklanarak üretilmiş mesajlar toplumsal belleğin gönüllü hücrelerinde hızla yerini alıyor; bir yandan kitleleri ‘salon filmleri’ ile meşgul ederken diğer yandan ideolojik kaygılarla şekillenmiş filmler fraksiyonların bilincine bilinç katıyordu.

 

Filmin afişinden afişteki renk yoğunluğuna, oyuncularından senaryosuna ve yönetmenine her karesi ayrı birer kültür demeti olarak doyumsuz sohbetlerin üretici, sürdürücü ve mevzi aldırıcı materyaline dönüşüyordu.

 

Yazlık ve kışlık salonları olan sinemanın akşam seanslarında localarda görülen aile karelerinin sıcaklığı ise sinemanın etki alanının naif bir göstergesi gibiydi.

 

Sinemanın karşı çaprazında ‘Gazeteci Hakkı’ namı ile maruf sonraki yıllarda milletvekilliği de yapmış olan Hakkı Artukarslan’a ait kırtasiye dükkanı vardı.

 

Burası, sinemadan sonra, şehrin dış dünya ile kurulan bir diğer düşünce, kültür ve sanat durağıydı. Her yaş grubundan ve her fikir dünyasından insan kendi hesabına ilgi duyduğu matbuata buradan ulaşırdı.  

 

Benim hikayemde ise pazartesi sabahları gazetecinin önünde duran pikabın arkasından önce kaldırıma atılan sonra da dükkana taşınan kitap, dergi ve gazete balyaları ve bunların arasında yoğunlaştığım çizgi roman paketleri vardı. Çoğu kere takip ettiğim romanın yeni sayısını matbuat kimyasalı sinmiş raflara daha dizilmeden ilk elden alır, selülozun bağımlılık yapmış kokusu ile belediyenin henüz suladığı yolda buharlaşan suyun toza toprağa bulanmış keskin kokusu eşliğinde bir kaldırım taşına kıvrılır ve büyük bir heyecanla okumaya başlardım.

 

Okuduklarımın bir kasaba büyüklüğündeki bu şehre dair izdüşümlerinin sosyal gerçekliği tartışma götürürdü. Ama olsundu. Farklı coğrafyalardaki iyilerin zaferi beni mutlu ediyor, farklı isimler ve farklı hikayeler etrafında dönen bu heyecan çemberi genişleyen evren misali zihin rahmimi genişlettikçe genişletiyordu.  

 

Düşünce, siyaset, şiir, edebiyat, din, tarih ve güncel meselelerin konuşulup tartışıldığı bir diğer merkez de şimdiki Ulu Camii civarındaki şehir parkı idi. Halk arasında Şalvar’ın parkı olarak da bilinen bu mekan, klasik eserlerin sergilendiği bir Açıkhava tiyatrosu gibi yoğun, bilgi üreten ve adam yetiştiren isimsiz bir akademi gibi hareketliydi.

 

Özellikle yaz aylarında üniversiteden gelen öğrencilerin gece yarılarını bulan bilim, tekamül, özgürlük, irade, estetik gibi konulardaki entelektüel sohbetleri hem bir etkileşimin hem de rol model ilişkilerinin yoğunca yaşandığı yıldızlardan kırpılmış pürüzsüz berrak zamanlar gibiydi.

 

Bu üç merkezde, hızla tüketilen akışkan hayatlar yerine, tavında dövülen demir misali hayata dair kareler analog fotoğrafçılığı hassasiyetiyle özenle dizayn ediliyor, bu doğal film platosunun her enstantanesi makinadaki sınırlı poz sayısı ile tarihin siyah beyaz belleğine hakiki notlar düşüyordu.

 

Sinema, kırtasiye ve park.

 

Evet, zihnimin arka planını yokladığımda bende ve galiba şehrin ve şehirlinin kendini keşif serencamında bu ortak adreslerin unutulmaz izleri, doyumsuz hatıraları var…

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
582
GÖSTERİ TOPLUMU
1447
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1513
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1820
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2497
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1935
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1919
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2086
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2515
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3333
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2428
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3337
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2573
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6573
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2053
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2328
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4516
Köprüler ve Çamurlu Sular
3799
Biriktirdiklerim-7-
3512
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4167
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3115
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2984
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3817
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3441
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2982
“Ben de adayım”
3068
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3573
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2681
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2871
Biriktirdiklerim-6
2635
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2988
Engerek Soyu
3453
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4977
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3609
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4196
Libası İdrarlı Adamlar
4166
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5392
‘Ey kötülük!’
3613
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4610
'Sıkıntı yok!'
4151
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4285
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3958
Hakikate Tanıklık Nedir?
3968
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4545
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8465
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6497
Harf Eken Kelime Biçer
7413
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5284
Çekilin aradan, maradan...
7085
'Biraz da ben konuşayım'
6246
‘Apaçık’ Şiir
6193
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6392
Kitaplar Dolusu Susmak...
5376
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5034
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6425
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15203
Biriktirdiklerim -5-
4309
Biriktirdiklerim -4-
4690
Biriktirdiklerim -3-
4863
Parayı Nereye Yatırmalı?
4681
Biriktirdiklerim -2-
4908
Biriktirdiklerim -1-
5054
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6302