Reklamı Geç
YAZARLAR
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
Yusuf ALİOĞLU
19 Nisan 2022 - Salı 15:46
4505 defa okunmuş.

Machado de Assis.

 

Latin Amerika edebiyatının önemli ismi.

 

Realizmin Brezilya’daki ilk temsilcisilerinden.

 

1891 yılında yazdığı ‘Filozof Köpek’ isimli romanı 2005 yılında Türkçeye çevrilerek İş Bankası Yayınlarından okuyucuyla buluştu.

 

Şair Cevat Akkanat (Edebiyat Hayat Memat, Okur Kitaplığı) üzerinden haberdar olduğum roman, esas olarak gerçekliğin peşindeki bir yolculuğu ve bu süreçte bir köpeğin rolü üzerine yani iyilerin saflığı ve yalnızlığı ile kötülerin örgütlü halleri ve bitmeyen hinlikleri üzerine yoğunlaşır.

 

Son günlerde nedense bu romandan bazı kesitler sayfa sayfa açılıyor zihnime.

 

Yıllar önce okunmuş bir roman ne tür gelişmelerin neticesi olarak sökün edip dururdu?

 

Vaziyeti yokladığımda ‘görüntü kurgusallığı’nın yeni bir hamlesi ile karşı karşıya olduğumu fark ettim.

 

‘İki günü bir olmayanlar’ın dünyasında neydi zihin yönlendiren simülatörlerin yeni olmayan ‘yeni’ hamlesi?

 

Malum, genel seçimler yaklaşıyor. Siyasi partilerin aday adayları da buna bağlı olarak pozisyon almaya başlıyor. Buraya kadarı tanıdık replikler; gök kubbede yeni bir şey yok yani.

 

Siyasal bir kimlik ile herhangi bir partinin çatısı altında ‘mücadele etmek’, ‘hizmet vermek’, ‘söylem seslendirmek’, ‘hedeflere odaklanmak’ gibi siyasal davranışlar da vakay-ı adiyeden sayılmalıdır.

 

Bazı araştırmacılara göre ilk defa Mısır’da MÖ. 1280’li yıllarda başlayan ‘yüceltme ve şeytanlaştırma’ya dönük ‘propaganda’ faaliyetleri (F. Bernard Huyghe) bilinçleri kemirip tercihleri kör kuyulara yönlendirmemişse yani seçim süreçlerine ‘karartma geceleri’ uygulanmamışsa ve bireyin tefrik ve temyiz kabiliyeti hala yerindeyse yaşananlar yine normal sayılmalıdır.

 

Ancak tüm bunlar rutin olarak devam ederken kocaman demos tuvaline, ahlaki bir çaba olan siyaset hamlelerinden çok şeytani bir çaba (İlhami Güler) olarak demagog çamurlarının birer ikişer sıçramaya başladığını izliyoruz.

 

Antik Yunan’da bu çamurun karakteri cinsiyetçi bir ayrımla erkek egemen iken günümüzde bu çamurun karakteri çift cinsiyetli bir fırsatçılıkla daha çok klavye propagandası şeklinde tezahür etmektedir.

 

Özellikle sosyal medya ve fısıltı gazetelerinde izlediklerimizin psiko-sosyal gerçekliğini ve hakikat ile münasebetini daha iyi anlamak için ‘Filozof Köpek’ romanına dönelim yine.

 

Romanın kahramanı Rubiao, son anda gösterdiği bir refleks ile at arabasının ezeceği hiç tanımadığı bir çocuğu kurtarır. Kahramanımız hayat kurtaran bu hamlesini elindeki küçük bir sıyrık ile atlatır. Başta çocuğun annesi olmak üzere olaya şahit olanlar ona şükranlarını sunarlar ve konu orada kapanır.

 

Rubiao aslında olay öncesinde evinden çıkmış, Atalaia Gazetesine abone olmak için hedefine yürümektedir. Olay sonrasında eline bağladığı mendil ile gazeteye uğrayan Rubiao, kendisini bekleyen büyülü zamanlar için ilk adımı attığının farkında değildir.

 

Gazetenin editörü Camacho, mendile sarılı bir elden ve o elin sahibinden dinlediği safiyane cümlelerden yola çıkarak bir kurgunun tohumlarına can suyu verme heyecanıyla başlar yazmaya.

 

Sonraki gün Atalaia gazetesinde Rubiao’yu kahramanlaştıran bol köpüklü bir haber görülür.

 

Rubiao, ‘Brezilya’nın saf ve masum çocuğu’, fıtratına ecinnilerin henüz musallat olmadığı tabula rasa’sı temiz adam önce haberle ilgilenmez. Sonra ilgilenmiyor gibi yapar. En sonunda dayanamayıp göz ucuyla bakar ve ifadelerin sihirli gücüne vurulup ‘ne anlatım ama’ der. Kendisi hakkında kullanılan ‘Seçkin arkadaşımız, cesur dostumuz…’ gibi kelimelerin büyüsüne kapılır ve kendinden geçer.

 

Nedense aklıma bu kez de Yeşilçam filmlerinden ‘Aptal Kahraman’a ait kareler üşüştü. 1983 yapımı filmin başrolünde İlyas Salman vardır yani ‘Şahan Abi.’

 

Gazeteci çocuk bağırır: ‘Heyy! Duyduk, duymadık demeyin. Mapushanede isyan çıkmış; ne gardiyan ne mahkum kalmış. Şahan abim ortalığı dağıtmış.’

 

Koğuştaki basit bir tavla kavgası kenar mahalle sakinlerinin elinde ‘hu hu komşu’, ‘duydunuz mu a dostlar’, ‘ne olmuş ne olmuş’ girizgahları ile habbeden kubbeye çevrilir ve ‘Şahan abinin on sekiz kişiyi öldürdüğü’ haberine dönüşür.

 

Şahan abi komedisini aratmayan bir hızla öğlene doğru Rubiao hakkında yeni anlatılar sokulur dolaşıma. Sokak sokak, mahalle mahalle yeni bir kahramanın adı yazılır duvarlara, çerçevelere. Sonra fizik sınırlar aşılır ve o artık ‘Aziz Paul’ olur.

 

Kısa süre sonra Aziz Paul ismi suistimale açık bir markaya dönüşür ve bundan nemalanan bir sosyal çevre oluşur. Bu kişiler isimlerinde ‘aziz’ havası oluşturacak uydurmalar, yakıştırmalar, anlatılar ile kendilerine de makam biçmeye başlarlar.

 

Romanın bu sahnelerini anakronik bir okuyuşla hatırladığımda bu kez 28 Şubat sürecine dair yüz karası tiplemeleri hatırladım. Bu süreçlerde her türlü değer ve ilkeyi terk eden bu omurgasızlar, 2002 sonrasındaki süreçlerde ganimete koşan bedeviler misali siyasi iklimin imkanlarını koklamış ve kendilerinden ‘Aziz Paul’ler yaratmaya başlamışlardı.

 

En trajikomik olanları ise has daireye giremeyince dönemin meşhur isimleri ile "aynı sitede oturmak, komşu olmak, hemşehri olmak, mahalleli olmak, aynı trende yolculuk yapmış olmak, aynı üniversiteden mezun olmak" gibi abuk sabuk ünsiyet delilleri ile kralın sofrasından nemalanmak ve dahası ‘yakınlaştırılanlar’dan olmak isteyenlerdi.

 

Tekrar romana dönersek; durumdan vazife çıkarma konusunda pek mahir olan bu tacirler sayesinde Rubiao’nun ünü kendini aşmış gazetelerde, radyo programlarında, sohbetlerde ‘başarı’ hikayelerine dönüşmüştü.

 

Böylece düğümlere üfüren toplum mühendisleri ‘muhayyel’ bir kahraman yaratmışlardı. Bundan sonrası bağlı sektörlerin, ara elemanların, hammadde tedarikçilerinin, kabzımalların orijinal ya da yan sanayi yeteneklerine kalmıştı.

 

Üzerimize boca edilmek üzere biriktirilen, renklendirilen, seslendirilen, efektlerle desteklenen ve etrafına çerçeveler yerleştirilen ‘aday adayı adayları’na baktıkça iki şeyi düşündüm:

 

Birincisi, etrafımızda ne kadar kahraman adayı ya da Aziz Paul namzedi varmış da bu nimetlerden habersiz gafillermişiz.  

 

İkincisi ve asıl olanı ise; kendi yarattığı muhayyel kahramanlar üzerinden ikbal devşirmeye ayarlı çevrimini tamamlayamamış ne kadar çok ‘müstakbel’ müsveddesi varmış…

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

AYDINLIK 'AYDIN' YÜZLERLE GELİR
348
GREGOR İSİMLİ BÖCEKLERLE DOLU GÜNDELİK HAYAT
1103
KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
1018
Biriktirdiklerim -8-
1008
GECE VE KARANLIK ZAMANLAR
1067
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
1207
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1243
YUSUF'UN BABASI
1163
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
1145
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1599
GÖSTERİ TOPLUMU
1758
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1792
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2274
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2804
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2203
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2192
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2416
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2770
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3643
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2660
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3586
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2892
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6804
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2271
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2624
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4787
Köprüler ve Çamurlu Sular
4054
Biriktirdiklerim-7-
3730
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4437
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3335
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3240
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
4084
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3678
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3192
“Ben de adayım”
3276
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3813
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2914
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
3104
Biriktirdiklerim-6
2840
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3211
Engerek Soyu
3674
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5194
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3837
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4422
Libası İdrarlı Adamlar
4408
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5642
‘Ey kötülük!’
3850
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4832
'Sıkıntı yok!'
4357
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4176
Hakikate Tanıklık Nedir?
4185
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4798
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
6111
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8697
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6745
Harf Eken Kelime Biçer
7646
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5524
Çekilin aradan, maradan...
7291
'Biraz da ben konuşayım'
6481
‘Apaçık’ Şiir
6445
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6622
Kitaplar Dolusu Susmak...
5615
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5312
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6650
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
16117
Biriktirdiklerim -5-
4550
Biriktirdiklerim -4-
4914
Biriktirdiklerim -3-
5093
Parayı Nereye Yatırmalı?
4901
Biriktirdiklerim -2-
5125
Biriktirdiklerim -1-
5324
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6642