Reklamı Geç
YAZARLAR
‘Ey kötülük!’
Yusuf ALİOĞLU
21 Haziran 2022 - Salı 15:08
3854 defa okunmuş.

Çakal sürüsü gibiydiniz. Böcek türleri kadar, çöldeki kumlar kadar sayınız vardı. Çekirge sürüleri gibi daldınız bağımıza, bahçemize. Dik Yamaçlardan, sivri kayalıklardan üzerimize oluk oluk aktınız. Mızraklarınıza taktığınız zulüm sözleşmeleriniz ile sırtınızı birbirinize yasladınız.  Kötülüğün örgütlü gücünden aldığınız meşruiyet ile atlarınızın nallarına ‘mühlet çivileri' çaktınız.

 

Susamış toprak çatlaklarında, küflenmiş yemek atıklarında, nemlenmiş bodrum katlarında büyüdünüz. Ara dönemlerin, fetretlerin, puslu zamanların yetmesi oldunuz. Gözyaşını kahkaha ile, sefaleti şımarıklık ile, metaneti yalakalık ile kardınız.

 

Düğümlere üfürdünüz eşler boşandı. Karanlığı beslediniz babalar işsiz kaldı. Dijital düğmelere bastınız açlık oyunları başladı. Leş kokusu sinmişti her yanınıza. Hırıltılarınız kanlıydı, homurtularınız geceden karanlık. Loş ışıklı bir salonda, ağzı, gözü, kulağı siyah bantlı adamlara maharetlerinizi gösterdiğiniz sahnedeydiniz. 'Bakmam bakılırım, dinlemem dinlenirim' diye şişindikçe şişiniyordunuz. Her perdede farklı bir karaktersizdiniz. Sağınızla, solunuzla aynı tornadan çıkmış kütükler gibiydiniz. Vitrin dolgusu mankenler gibiydiniz, ruhsuzdunuz.

 

Ticaret sizden sorulurdu, siyasetin kalbi otağınızda atardı, sanat sizin mahallenin iştigali, devrim sizin lügatınızın kelimesi ve zamanı kokutan fetvalar sadece sizin eserinizdi. Salya sümük daldığınız her zemini kendinize benzettiniz. Nice kadim kelime ağzınızda değersizleşti, nice kutlu söz söylevlerinizde kimliğini kaybetmiş iskelete dönüştü.

 

Sivil toplum dediniz militarizmi canlandırdınız, özgürlük dediniz zincirler pazarladınız, muhafazakarlık dediniz hafızadaki son kelimeye kadar işgal yaşattınız, hukuk dediniz esaslı kuşatmalar tahkim ettiniz, emekçi dediniz köleliği dirilttiniz, millet diyerek oy depoları, halk diyerek rengarenk faşizmler yarattınız.

 

Tayin ve atamaları siz yapardınız. Sosyal medyada linç ihaleleri sizin çocukların işiydi. İşe siz alır, işten siz atar, işten atılanları siz savunur, işten atılanları savunanları mahkemeye siz verirdiniz. ‘Adam harcanacak, harca’ komutunu en iyi siz ezberlemiştiniz. Her yanınız allem kallem. Her yanınız tutarsız mutarsız.

 

En güzel camiyi siz inşa ettiniz, en iyi orucu siz tuttunuz, huşu içindeki namazları bir tek siz kıldınız. En güzel devrim selamını siz verdiniz. En muhteşem bıyık sizin eserinizdi. Parmaklarla çizilen ideoloji kılıflı şekiller sizde icat oldu. Bayraklar, marşlar, savaşlar sizin distribütörlüğe bağlıydı. Sazın teline bir tek siz dokunabilirdiniz. Sizin milletiniz necipti gerisi laf-ı güzaf. Fırkay-ı naciye sizdiniz. Nuh’un gemisine sizden alınan icazetle binilirdi. Sizin coğrafyanız cennetti, gerisi cehennemden yansıma. Eşitlik sizden sorulurdu, paylaşım diğer adınızdı. Başkan sizdiniz, abi sizdiniz. En iyi çözümlemeyi siz yapardınız. En iyi istihareye siz yatardınız. Kelle-i şedidiniz yoksa bir resimde Van Gogh imzası olsa ne yazardı.

 

Oturdunuz kalkmak bilmediniz, kalktınız oturmalarınız unutuldu.

 

Okyanus ötesi savaşları siz planladınız, toplama kampları sizin projeniz, mültecilerin etinden, sütünden, yağından hunharca beslendiniz. Parti listelerini en iyi siz ayarladınız, dernek üyelerini en iyi siz seçtiniz. ‘Efradını cami, ağyarını mani’ deyimi tarihte ilk kez sizinle popülerleşti. Yardımcı vekili oldunuz, ne yardımınız ne vekaletiniz görüldü.

 

Fırsatçılığınız ve uyanıklığınız bir nesli fesada uğrattı, ama siz ‘gençlik’ bozuldu dediniz. Komploculukta zirve yaptınız ama ‘komplo teorilerinin kendisi de bir komplodur’ diyerek işi sulandırdınız. Liyakatsizliğiniz ve ehliyetsizliğiniz hayatın tadını kaçırdı ama siz ısrarla ve sadece tek adres ile oyaladınız. Gün oldu Moskova nasibini aldı çatallı dilinizden, gün oldu New York, Paris, Küba, Tahran içti bu baldıran kupasından.  Adem’in çocukları, İblis’in mühlet istiaresinden mülhem sanal alemde sörf yaparken siz büyük anlatılar ile konuşmaya devam ettiniz.

 

Akışkan hayatın içinde civa gibi aktınız gece kulüplerine, eğlence mekanlarına. Ne sağınızdaki ne de solunuzdaki değerleriniz sizi dizginleyemedi. Hem, sağ sol neydi ki? Varsa yoksa izafiyet esastı.

 

Astığınız resimler size somurtarak bakıyordu. Mesela o sakallı yaşlı amca. Ya da ‘sizi rabbime şikayet edeceğim’ diyen o kız çocuğu. Çektiğiniz tespihler zindanınızdan çıkış virdleri tekrarlıyordu; seccadeyse bütün izzeti ve şerefi ile yüzünüze tüküreceği günü bekliyordu. Tükettiğiniz zamanlar, oturduğunuz sandalyeler, arkasına geçtiğiniz masalar hicaz makamında 'imdat' melodileri ile inliyordu.

 

Gazeteleriniz sizin gibi badanalı. Kadrolarınız omurgasız. Tenkit kültürü unutulmuş kadim bir değer. Çok seslilik, en büyük örgütünüzden en küçüğüne hoş bir sada sadece. Neyse istikametiniz, oydu hakikat. Siyah ve beyaz dışındaki tüm renkler sürgündü şimdi.

 

Sahi siz kimsiniz? Hayadan bir nasibiniz olmadı mı hiç? Din gününü düşünmediniz mi hiç? Din gününün sahibini ve saçları ağartan günün şiddetini hatırlamaz mısınız hiç?

 

Birbirinize baktıkça çoğaldınız. Demokrasinizi de buna göre yonttunuz. Çoğaldıkça demokrat, azaldıkça sosyal demokrat, yalnızlaştıkça devrimci oldunuz. Ya da, kasa-masa-nisa üçgeninde kaybolmuş, önce mücahit, sonra müteahhit ve nihayet müsait mi demeliydim.

 

Sahi siz kimsiniz? Hangi toprakta kökleriniz, hangi kültürde hatıralarınız var.

 

Çakal sürüsü gibiydiniz. Hileleriniz çok güçlü. Düşünce kompartımanları arasındaki seyyaliyetinizle kaybettiğiniz karakteriniz tüm zamanların en tutulan takımına dönüştü. Zulüm sözleşmenizle ekini ve nesli yok ettiniz.

 

Adam Smith’in ‘görünmeyen el’ metaforu misali piyasada dönen her yarar sadece size akıyor. Siyasetin rengi umurunuzda değil. Bukalemun misali buluyorsunuz yeni renginizi.

 

Artık değere dair piyasalar kurguladınız ve hakkınız olmayanı kat kat katlayarak yediniz; karnınızı ateşle doldurdunuz.

 

‘Allah’ın yardımı ne zaman’ diyerek adalet ve merhamet bekleyen kadınlara, çocuklara ve yaşlılara tarih boyunca hep acı yaşattınız. Dillerin ve renklerin kökünü kazıdınız. Kavimlerin, ulusların kültür arşivini yaktınız. Hafızasız toplumlar kurguladınız. Tabiatın dengesini dinamitlediniz. Hayvanların göç istikametine fitne kattınız. Bitkilerin geniyle oynadınız, yerlerin ve göklerin fıtratını fesada uğrattınız.

 

Haritaları siz çizdiniz, sınırlar sizin eseriniz. Düşünmeyi, konuşmayı yasakladınız. Aykırı bulduklarınızı soğuk coğrafyalara gönderdiniz. Mürekkepleri donsun diye.  Ama damarda izzet ve onur adına akan kan hiç donmadı.

 

Bütün bu yaptıklarınız bize dert oldu. Donmayan ve asla donmayacak olan kanımız da sana dert olsun ey kötülük!       

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

AYDINLIK 'AYDIN' YÜZLERLE GELİR
467
GREGOR İSİMLİ BÖCEKLERLE DOLU GÜNDELİK HAYAT
1106
KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
1024
Biriktirdiklerim -8-
1016
GECE VE KARANLIK ZAMANLAR
1075
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
1213
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1247
YUSUF'UN BABASI
1168
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
1146
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1609
GÖSTERİ TOPLUMU
1760
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1795
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2279
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2814
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2210
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2196
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2420
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2773
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3652
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2667
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3591
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2896
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6806
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2273
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2631
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4792
Köprüler ve Çamurlu Sular
4060
Biriktirdiklerim-7-
3735
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4442
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3341
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3245
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
4092
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3684
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3196
“Ben de Adayım”
3282
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3816
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2918
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
3108
Biriktirdiklerim-6
2846
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3218
Engerek Soyu
3678
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5197
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3842
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4426
Libası İdrarlı Adamlar
4412
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5646
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4840
'Sıkıntı yok!'
4360
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4509
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4180
Hakikate Tanıklık Nedir?
4186
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4803
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
6112
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8700
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6750
Harf Eken Kelime Biçer
7652
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5527
Çekilin aradan, maradan...
7296
'Biraz da ben konuşayım'
6485
‘Apaçık’ Şiir
6450
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6625
Kitaplar Dolusu Susmak...
5620
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5316
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6655
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
16129
Biriktirdiklerim -5-
4554
Biriktirdiklerim -4-
4918
Biriktirdiklerim -3-
5097
Parayı Nereye Yatırmalı?
4905
Biriktirdiklerim -2-
5127
Biriktirdiklerim -1-
5326
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6646