Reklamı Geç
YAZARLAR
Engerek Soyu
Yusuf ALİOĞLU
08 Kasım 2022 - Salı 09:43
3452 defa okunmuş.

Kirlendiğimiz ve kirlettiğimiz tuhaf ilişkiler örgüsü yaşıyoruz.

 

Kelimelerin kalbimizde pelteleştiği, şahitlik ettiğimiz her büyük ve küçük savaştan sonra vicdan akış hızımızın normalin altında seyrettiğini gözlüyoruz.

 

Paslanan demir gibi, oksitlenen alüminyum gibi ruhun biriktirdiklerinde aşınmalar, bozulmalar, kokuşmalar yaşıyoruz.

 

Etrafımızda ‘beyaz badanalı mabedler’ çoğaldıkça, Hz. İsa’nın Ferisiler üzerinden yaşanan düşünsel sığlığa ve ahlaki erozyona verdiği sert tepkiyi daha iyi anlıyoruz.

 

Hakikate dair kazanımların teknolojik, kültürel ve askeri hücumlar ile birer birer kaybedilmesinin geniş kitlelerde hiçbir tepki ve rahatsızlık yaratmaması muazzam bir sorunumuz olduğunu söylüyor.

 

Arkaik bir muhayyileden mülhem reflekslerle zafer sanılan yenilgi saatlerini kutlayan kalabalıklar umuda dair ufukları biteviye kemiriyor. Kemirdikçe muhafazakar mevziler kazandığını düşünen ‘Kör klavuzluk’ örnekleri veriliyor.

 

Kör klavuzlar ve  ahmaklar güruhu hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyor. Kadın cinayetleri, evlat veya ebeveyn cinayetleri, intiharlar artarak devam ederken hiçbir şey olmamış gibi davranmak hastalık hali değil midir?

 

Televizyona altı saat, internete üç saat, okumaya ise bir dakika ayıran ve kutsal metinlere şekilsel perestişte kimselere sıra vermeyen bir toplumun hiçbir şey olmamış gibi davranması patolojik değil midir?

 

Şehirler ruhunu ve kimliğini kaybederken, güç ve otorite simgesi gökdelenler toplumsal ahlaka bir mızrak gibi saplanıp etrafı müstağni örneklere boğarken tespih tanelerinde tükenen modern ve klasik Ferisilere İsa (a) ‘ikiyüzlüler’ demez mi?

 

Dereotu, nane ve kimyon ile ilgili vergi sorumluluklarını iki mahalle öteye çığırarak verenlerin armudu hamutuyla yuttukları, deveyi hörgüçleriyle çaldıkları bir zamanda İsa (a) havarilerine ses verip kelimeyi altınla değişenlere çıkışmaz mı?

 

Mabedleri anlaşılmaz metinlerin terennüm edildiği ama fiiliyatta cari ilişkilerin alınıp satıldığı, ideolojik bir aygıt gibi kullanıldığı yerlere dönüştürenler İsa (a)’dan azar işitmezler mi?

 

İsa’nın takipçileri  ve diğer tüm peygamberlerin takipçileri nasıl olur da ses vermezler. Kıyam sadece namazdaki bir nüsuk mudur yoksa?

 

En delişmen sloganlarla kaldırımları rap rap çiğneyen ideallere ne oldu?

 

Ne oldu da Tanrıya rağmen tanrısallık iddiası ile kutsal metinleri araçsallaştıran ve kültürel birikimler üzerinden dini egemenlikler kuran Ferisilere dönüştük?

 

Dirilten, muştulayan, izzet ve itibar yükleyen soluğumuza ne oldu da ‘Göksel iktidarı’ müptezel ve pespaye dünyalıklara değiştirir olduk?

 

Bütün sorunların müsebbibi modernite mi? Savrulmalarımızı gelenekle mi açıklamalıyız? Küflenmiş liflere dönüşen inanç hatlarımızı nasıl açıklayacağız? Yoksa biz kendimiz, cüz’i irademizle, farklı aktörleri sürece koyup bu sonuçları biz mi ürettik? Filiz verecek toprakları bulunca ortama tav olan ortalık malı tohumlar mıydık yoksa?

 

Öyle ya da böyle ‘urvetu-l vuska’sızlık çok açık şekilde ortada durmuyor mu? Buharlaşan hakikat ve endüstrileşen düşünce tam boy karşımızda değil mi?

 

Dini Allah’a has kılmak bu algısal düzlemde özgün bir mekana, zamana ve yoruma sahip mi?

 

Allah’ın kudretini hakkıyla takdir etmenin pratik veriler açısından geçerliği var mı?

 

Bir yanda iktidar nimetleri ile avunan kalabalıklar, hemen yanlarında sıralarını bekleyen gönüllü kullar. Bu marazi duruş ‘inanalar için’ tehlike çanlarının evin içinde çaldığına dair çıplak uyarıdır.

 

Diğer yanda umutlarını kaybetmiş, bundan da bir şey çıkmadı diyen gruplar, çevreler, kişiler. Biraz da her daim platonik devrimciliğe, romantik asiliğe oynayanların resmi yani.

 

Oysa Allah, hesapların üstünde bir hesapla daima inananların yanındadır.

 

Ahireti, büyük küçük yaptıklarımızın tümünden sorgulanmayı, saçları ağartan günü yeniden hatırlamalıyız.

 

Anti emperyalist, anti kapitalist, anti sosyalist, anti faşist ve anti Firavunist (Nuri Pakdil’ e Selam Olsun) duruşumuzu harlamalı, nihayetinde bir imtihan alanı, geçici menzil, ve oyun ve eğlenceden ibaret olan dünya hayatı ile ilgili mülahazalarımızı güncellemeliyiz.

 

Klasik ya da modern sanrılardan sıyrılmak lazım. Düşünmenin, iletişime geçmenin, konuşmanın cesaretine yekinmek lazım. Biriktirdiklerimiz değil ellerimizle önceden takdim ettiklerimiz bizim sermayemiz olacaktır. İhtiras tuzaklarının siyaset, iktisat, din gibi konulardaki ayartıcı söylemlerine karşı ‘Allah bizler için ne güzel vekildir’ diyerek yüz çevirmek gerekir.

 

Daha dün konuştuklarımızı bugün yalanlayan ne fiziksel ne de sosyal bir kanun bulunmadı. İktidar imtihanından geçmek asıl ve asil  köklerimize mesafe koymayı meşrulaştırmaz.

 

İsa ve kutsal mesajında soluklanan ruh ile hiçbir elçinin ve kutsal metnin bizlere ‘ikiyüzlülüğü’ emretmediğini hatırlamalıyız. onlar bize pragmatizmi ve oportünizmi öğretmedi. ‘Amaca götüren her araç meşrudur’ (the end justifies the means) diyen tek ilahi satır, risalet kurumundan tek nebi gösterilemez.

 

Sahtekar ve ikiyüzlü bir paradigmanın kurumları ve kavramları ile konuşanlar zamanla kavramların kültür dünyasının tesirinde kalarak sahtekar ve ikiyüzlü oldular. Bunu kabullenmemiz lazım.

 

Büyük bir gurur ve sahiplenme ile öne sürdüğümüz, alıntılar yapıp bazen öykündüğümüz, rol model aldığımız yakın ve uzak tarihi şahsiyetlerimize ne oldu.

 

Bizi izzet sahibi kılan hasletlerimizi hangi toplantının gündem maddelerinde, hangi ihalenin paçavra dosyaları arasında unuttuk.

 

Sadakalaştığımız tebessümlerimiz nerede şimdi? Hangi tacirin üretim ve pazarlama konusuna dolgu malzemesi ya da hammadde oldu?

 

Merkezinde ‘yeniden iman etmek’ olan bir yekinmeye, yeni kimyasal reaksiyonlara ihtiyacımız var.

 

Kötülükleri çoğaltmak yerine yalnız ve ıssız da olsak iyilikleri çoğaltarak arzın merkezine doğru hamleler yapmalıyız. Yerkürenin çekirdeğinden paralel evrenlere varıncaya geniş bir hinterland üzerinde varlığı Allah ile okumanın karşı konulmaz ayrıcalığına dair çabalar geliştirmeliyiz.

 

Damla damla çoğalan mütevazi ve sadık pratikler, zincirin halkaları misali buluşup hakikatin sesi ve rengi olacak salih amellerdir ihtiyacımız olan.

 

Okumalarımız, selamlarımız, tebessümlerimiz, namazımız, dualarımız diriliş için fazlasıyla bir enerji ve malzeme ile bizleri bekliyor.

 

Kaç, ‘engerek soyu, kör kılavuzlar ve ahmakların dininden’; sığın karanlığın ve aydınlığın rabbine.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
581
GÖSTERİ TOPLUMU
1447
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1513
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1820
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2497
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1935
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1919
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2085
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2515
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3333
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2428
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3337
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2573
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6573
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2052
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2328
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4516
Köprüler ve Çamurlu Sular
3799
Biriktirdiklerim-7-
3512
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4167
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3115
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2984
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3817
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3441
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2982
“Ben de adayım”
3068
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3573
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2680
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2871
Biriktirdiklerim-6
2635
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2988
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4976
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3608
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4196
Libası İdrarlı Adamlar
4166
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5391
‘Ey kötülük!’
3613
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4608
'Sıkıntı yok!'
4151
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4285
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3958
Hakikate Tanıklık Nedir?
3968
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4545
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5858
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8464
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6497
Harf Eken Kelime Biçer
7413
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5284
Çekilin aradan, maradan...
7085
'Biraz da ben konuşayım'
6246
‘Apaçık’ Şiir
6193
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6392
Kitaplar Dolusu Susmak...
5376
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5033
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6424
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15203
Biriktirdiklerim -5-
4308
Biriktirdiklerim -4-
4690
Biriktirdiklerim -3-
4863
Parayı Nereye Yatırmalı?
4681
Biriktirdiklerim -2-
4908
Biriktirdiklerim -1-
5054
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6302