Reklamı Geç
YAZARLAR
Engerek Soyu
Yusuf ALİOĞLU
08 Kasım 2022 - Salı 09:43
3171 defa okunmuş.

Kirlendiğimiz ve kirlettiğimiz tuhaf ilişkiler örgüsü yaşıyoruz.

 

Kelimelerin kalbimizde pelteleştiği, şahitlik ettiğimiz her büyük ve küçük savaştan sonra vicdan akış hızımızın normalin altında seyrettiğini gözlüyoruz.

 

Paslanan demir gibi, oksitlenen alüminyum gibi ruhun biriktirdiklerinde aşınmalar, bozulmalar, kokuşmalar yaşıyoruz.

 

Etrafımızda ‘beyaz badanalı mabedler’ çoğaldıkça, Hz. İsa’nın Ferisiler üzerinden yaşanan düşünsel sığlığa ve ahlaki erozyona verdiği sert tepkiyi daha iyi anlıyoruz.

 

Hakikate dair kazanımların teknolojik, kültürel ve askeri hücumlar ile birer birer kaybedilmesinin geniş kitlelerde hiçbir tepki ve rahatsızlık yaratmaması muazzam bir sorunumuz olduğunu söylüyor.

 

Arkaik bir muhayyileden mülhem reflekslerle zafer sanılan yenilgi saatlerini kutlayan kalabalıklar umuda dair ufukları biteviye kemiriyor. Kemirdikçe muhafazakar mevziler kazandığını düşünen ‘Kör klavuzluk’ örnekleri veriliyor.

 

Kör klavuzlar ve  ahmaklar güruhu hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyor. Kadın cinayetleri, evlat veya ebeveyn cinayetleri, intiharlar artarak devam ederken hiçbir şey olmamış gibi davranmak hastalık hali değil midir?

 

Televizyona altı saat, internete üç saat, okumaya ise bir dakika ayıran ve kutsal metinlere şekilsel perestişte kimselere sıra vermeyen bir toplumun hiçbir şey olmamış gibi davranması patolojik değil midir?

 

Şehirler ruhunu ve kimliğini kaybederken, güç ve otorite simgesi gökdelenler toplumsal ahlaka bir mızrak gibi saplanıp etrafı müstağni örneklere boğarken tespih tanelerinde tükenen modern ve klasik Ferisilere İsa (a) ‘ikiyüzlüler’ demez mi?

 

Dereotu, nane ve kimyon ile ilgili vergi sorumluluklarını iki mahalle öteye çığırarak verenlerin armudu hamutuyla yuttukları, deveyi hörgüçleriyle çaldıkları bir zamanda İsa (a) havarilerine ses verip kelimeyi altınla değişenlere çıkışmaz mı?

 

Mabedleri anlaşılmaz metinlerin terennüm edildiği ama fiiliyatta cari ilişkilerin alınıp satıldığı, ideolojik bir aygıt gibi kullanıldığı yerlere dönüştürenler İsa (a)’dan azar işitmezler mi?

 

İsa’nın takipçileri  ve diğer tüm peygamberlerin takipçileri nasıl olur da ses vermezler. Kıyam sadece namazdaki bir nüsuk mudur yoksa?

 

En delişmen sloganlarla kaldırımları rap rap çiğneyen ideallere ne oldu?

 

Ne oldu da Tanrıya rağmen tanrısallık iddiası ile kutsal metinleri araçsallaştıran ve kültürel birikimler üzerinden dini egemenlikler kuran Ferisilere dönüştük?

 

Dirilten, muştulayan, izzet ve itibar yükleyen soluğumuza ne oldu da ‘Göksel iktidarı’ müptezel ve pespaye dünyalıklara değiştirir olduk?

 

Bütün sorunların müsebbibi modernite mi? Savrulmalarımızı gelenekle mi açıklamalıyız? Küflenmiş liflere dönüşen inanç hatlarımızı nasıl açıklayacağız? Yoksa biz kendimiz, cüz’i irademizle, farklı aktörleri sürece koyup bu sonuçları biz mi ürettik? Filiz verecek toprakları bulunca ortama tav olan ortalık malı tohumlar mıydık yoksa?

 

Öyle ya da böyle ‘urvetu-l vuska’sızlık çok açık şekilde ortada durmuyor mu? Buharlaşan hakikat ve endüstrileşen düşünce tam boy karşımızda değil mi?

 

Dini Allah’a has kılmak bu algısal düzlemde özgün bir mekana, zamana ve yoruma sahip mi?

 

Allah’ın kudretini hakkıyla takdir etmenin pratik veriler açısından geçerliği var mı?

 

Bir yanda iktidar nimetleri ile avunan kalabalıklar, hemen yanlarında sıralarını bekleyen gönüllü kullar. Bu marazi duruş ‘inanalar için’ tehlike çanlarının evin içinde çaldığına dair çıplak uyarıdır.

 

Diğer yanda umutlarını kaybetmiş, bundan da bir şey çıkmadı diyen gruplar, çevreler, kişiler. Biraz da her daim platonik devrimciliğe, romantik asiliğe oynayanların resmi yani.

 

Oysa Allah, hesapların üstünde bir hesapla daima inananların yanındadır.

 

Ahireti, büyük küçük yaptıklarımızın tümünden sorgulanmayı, saçları ağartan günü yeniden hatırlamalıyız.

 

Anti emperyalist, anti kapitalist, anti sosyalist, anti faşist ve anti Firavunist (Nuri Pakdil’ e Selam Olsun) duruşumuzu harlamalı, nihayetinde bir imtihan alanı, geçici menzil, ve oyun ve eğlenceden ibaret olan dünya hayatı ile ilgili mülahazalarımızı güncellemeliyiz.

 

Klasik ya da modern sanrılardan sıyrılmak lazım. Düşünmenin, iletişime geçmenin, konuşmanın cesaretine yekinmek lazım. Biriktirdiklerimiz değil ellerimizle önceden takdim ettiklerimiz bizim sermayemiz olacaktır. İhtiras tuzaklarının siyaset, iktisat, din gibi konulardaki ayartıcı söylemlerine karşı ‘Allah bizler için ne güzel vekildir’ diyerek yüz çevirmek gerekir.

 

Daha dün konuştuklarımızı bugün yalanlayan ne fiziksel ne de sosyal bir kanun bulunmadı. İktidar imtihanından geçmek asıl ve asil  köklerimize mesafe koymayı meşrulaştırmaz.

 

İsa ve kutsal mesajında soluklanan ruh ile hiçbir elçinin ve kutsal metnin bizlere ‘ikiyüzlülüğü’ emretmediğini hatırlamalıyız. onlar bize pragmatizmi ve oportünizmi öğretmedi. ‘Amaca götüren her araç meşrudur’ (the end justifies the means) diyen tek ilahi satır, risalet kurumundan tek nebi gösterilemez.

 

Sahtekar ve ikiyüzlü bir paradigmanın kurumları ve kavramları ile konuşanlar zamanla kavramların kültür dünyasının tesirinde kalarak sahtekar ve ikiyüzlü oldular. Bunu kabullenmemiz lazım.

 

Büyük bir gurur ve sahiplenme ile öne sürdüğümüz, alıntılar yapıp bazen öykündüğümüz, rol model aldığımız yakın ve uzak tarihi şahsiyetlerimize ne oldu.

 

Bizi izzet sahibi kılan hasletlerimizi hangi toplantının gündem maddelerinde, hangi ihalenin paçavra dosyaları arasında unuttuk.

 

Sadakalaştığımız tebessümlerimiz nerede şimdi? Hangi tacirin üretim ve pazarlama konusuna dolgu malzemesi ya da hammadde oldu?

 

Merkezinde ‘yeniden iman etmek’ olan bir yekinmeye, yeni kimyasal reaksiyonlara ihtiyacımız var.

 

Kötülükleri çoğaltmak yerine yalnız ve ıssız da olsak iyilikleri çoğaltarak arzın merkezine doğru hamleler yapmalıyız. Yerkürenin çekirdeğinden paralel evrenlere varıncaya geniş bir hinterland üzerinde varlığı Allah ile okumanın karşı konulmaz ayrıcalığına dair çabalar geliştirmeliyiz.

 

Damla damla çoğalan mütevazi ve sadık pratikler, zincirin halkaları misali buluşup hakikatin sesi ve rengi olacak salih amellerdir ihtiyacımız olan.

 

Okumalarımız, selamlarımız, tebessümlerimiz, namazımız, dualarımız diriliş için fazlasıyla bir enerji ve malzeme ile bizleri bekliyor.

 

Kaç, ‘engerek soyu, kör kılavuzlar ve ahmakların dininden’; sığın karanlığın ve aydınlığın rabbine.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1480
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1560
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1657
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2223
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
2938
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2147
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
2986
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2262
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6156
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1772
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
1951
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4185
Köprüler ve Çamurlu Sular
3510
Biriktirdiklerim-7-
3254
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3725
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2840
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2599
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3514
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3178
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2624
“Ben de adayım”
2803
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3230
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2423
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2592
Biriktirdiklerim-6
2382
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2701
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4584
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3217
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
3927
Libası İdrarlı Adamlar
3868
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5095
‘Ey kötülük!’
3339
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4231
'Sıkıntı yok!'
3900
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4017
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3700
Hakikate Tanıklık Nedir?
3698
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4079
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5579
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8155
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6191
Harf Eken Kelime Biçer
7122
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5019
Çekilin aradan, maradan...
6835
'Biraz da ben konuşayım'
5734
‘Apaçık’ Şiir
5872
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6122
Kitaplar Dolusu Susmak...
5066
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4630
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6162
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
14178
Biriktirdiklerim -5-
4041
Biriktirdiklerim -4-
4418
Biriktirdiklerim -3-
4580
Parayı Nereye Yatırmalı?
4423
Biriktirdiklerim -2-
4646
Biriktirdiklerim -1-
4796
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6019