Reklamı Geç
YAZARLAR
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
Yusuf ALİOĞLU
18 Şubat 2023 - Cumartesi 10:01
2911 defa okunmuş.

 

Medyanın dili hakikaten zihni karışıklığın, istikametsizliğin, zaman ve mekana çağ dışından ışınlanmanın sonucu olarak problemli bir dil.

 

Daha yakından bakıldığında bu dilin, kendisini kuran, kurgulayan, üreten, sürdüren, bağımsız, özgün, özgür ve bilinç halinde bir dil olmadığı da görülür.

 

Aynı şekilde yaşadığı toplumun kılcallarına uzanamayan, hassasiyetlerine kulak kabartamayan, sınırlarını yoklayamayan, enine ve boyuna uzanan sosyal çizgilerini yerel alfabelerle okuyamayan bir aklın ürünü olduğu da vakıa.

 

Sadece merak kabartan anonslar, dedikodu hücrelerini harekete geçiren salgılar, tek kullanımlık yetenekleri gıdıklayan uyarıcılar ve ötekine ait özeli kurcalamanın dayanılmaz hafifliğine tutulmuş sentetik bir dil.

 

Abone sayıları, beğeni rakamları,  tıklanma oranları, reyting istatistikleri ve izlenme rekorları gibi renklendiriciler ve tatlandırıcılarla suni lezzetler, alışkanlıklar, bağımlılıklar, emraz-ı ictimaiye yaratan konvansiyonel bir dil.

 

Muasırlıktan, medenilikten, modernleşmeden dem vuranların kör ve sağır kesildikleri, ağyar sosyolojine sömürge muamelesi yapan; kılıçtan, afyondan ve prangadan kırma buyurgan, aşağılayıcı bir dil.

 

Teknoloji ve bilgi akış merkezlerinin de ithal ikame olduğunu düşününce medya denilen gücün üzerine palazlandığı zeminin niteliği yani medya dilinin mekânsal mahiyeti, beslenme ve büyüme koşulları daha iyi anlaşılıyor.

 

İletişim dünyasının dezenformasyon yani çarpıtma, abartma, karartma, yalan haber türünden bir karakterle kamuoyunu yönlendirdiği yoğun örnekler yaşamaya devam ediyoruz.

 

Bu meyanda; ‘madencilerin cansız bedenine ulaşıldı’, ‘düzensiz göçmenlerin cansız bedenlerine ulaşıldı’, ‘yalnız yaşayan adamın cesedine ulaşıldı’, ‘terk edilen yaşlı çitfin cesedine ulaşıldı’, ‘şiddet mağduru kadının cesedine ulaşıldı’ gibi sıkça karşılaştığımız ve yakın zamanda da örneğini yaşadığımız bir haberin başlığını irdelemek istiyorum.

 

Başlık şöyle: ‘Yaşlı adamın cansız bedenine ulaşıldı.’

 

Okuyucu son derece basit gözüken bu türden başlıkları nasıl okumalıdır?

 

Soru şöyle de sorulabilir: ‘Bu tür haberlerde gösterilmek istenen nedir?’ ya da ‘Bu tür haberlerde vicdan sahipleri hangi ayrıntıları görmelidir?’

 

‘Cansız bedene ulaşıldı’ başlığı ile sadece son kareyi mi görmeliyiz yoksa can halinden cansızlık haline akan muhtemel trajik öykülere de kulak kesilmeli miyiz? Diğer yandan açıkça son kareyi önemsediğini deklare eden haberin ‘değer yüklemesinden’ bihaber mi kalmalıyız yoksa cansızlığı cana önceleyen itiraf vahametine şahitlik mi etmeliyiz?

 

Gerçekten de büyük bir itiraf?

 

Medyanın da teşnesi ve tetikçisi olduğu, adalet ve merhametten yoksun sistemin ürettiği ifrazattan bir itiraf yumağı ile karşı karşıyayız.

 

Canlı bedenlere ulaş/a/mayanların, can taşıyan bedenleri ihmal edenlerin acı itirafı.

 

Candan cana yol bulamayanların usulen kurduğu omurgasız cümlelerden bir cümle.

 

Sadaka mesabesindeki bir selamı, bir tebessümü dahi çok görenlerin endüstriyel tepkileri.

 

 ‘Komşusu aç yatarken kendisi tok yatan bizden değildir’ ilkesini asla bilinç düzeyinde karşılamamış ve komşusunu daima din, mezhep, ırk, bölge, parti, dernek, ideoloji gibi kategorilerle tanımlayarak yakınlık ve uzaklık ilişkilerini buna göre kurmuş gönüllü kulların mistik, etnik ve seküler aymazlıkları.

 

‘Sağ elin verdiğini sol elin duymaması gerekir’ ilkesini amuda kaldırıp, verdiklerine bedeninin her azasını, yetmedi toplumun tüm duyargalarını şerik kılan bir kurnazlık.

 

Haberlerin yarattığı algı sınırlarına hapsolan ve kapıldıkları akışkan hayat içinde ötekinin varlığını başka evrenlerin konusuna dönüştüren hazcı, hızcı, konforcu, iktidarcı, anamalcı aparatların tepkisi.

 

Canlı iken haber konusu olamamış eşref-i mahlukun ölümle birlikte bedeninin iğdişlenmesi, işgal edilmesi, paçavraya çevrilmesi, kamera manipülatörlerinin ve mikrofon provokatörlerinin elinde bir haber nesnesine indirgenmesidir olay.

 

Bu tablo diğer yandan, sokaklarda akan hayatı ıskalamış hakim kültürün hal-i pür melalidir.

 

Her insana salt militan/partizan, salt mürit, salt seçmen, salt emekçi, salt göçmen, salt müşteri, salt üye, salt taraftar olarak bakan kategorileştirici, dışlayıcı, ötekileştirici bakışın tezahürüdür.

 

Siyaset yapma yoğunluğundan, her konuda konuşma ve sağa sola cevap yetiştirme telaşından, ‘uzman insan’ olma pozlarından düşünmeye fırsat bulamayanların, bir an durup etrafına bakamayanların, bir tomurcuğun nasıl patladığını göremeyenlerin resmidir.

 

Sanayi devriminin iktidar dolayımında bedene indirgediği insan ilişkilerini sürdüren binlerce yılın yabancısı otoriter bir dil. Canlıyken de cansızken de sadece bedene odaklanmış ve her ikisini de kullanılıp atılacak metaya dönüştürmüş bir dil.

 

Bir taştan, bir bitkiden, bir hayvandan değil, düşünebilen yegane varlık olarak insandan haber verdiğini bilmeyen müzmin gaflet hali ile malul bir dil.

 

Canlı bedenlere, yani tepki veren, ‘evet’ veya ‘hayır’ diyebilen, öneri sunabilen, mutluluğunu ve hüznünü, beğenilerini, beklentilerini, kaygılarını ve eleştirilerini seslendirebilen bedenlere ulaşamayanlar yankı veremeyen cansız bedenlere ulaşabilirler mi?

 

Hem ulaşsalar ne olur ki?

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

AYDINLIK 'AYDIN' YÜZLERLE GELİR
233
GREGOR İSİMLİ BÖCEKLERLE DOLU GÜNDELİK HAYAT
1099
KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
1012
Biriktirdiklerim -8-
992
GECE VE KARANLIK ZAMANLAR
1061
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
1199
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1238
YUSUF'UN BABASI
1157
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
1140
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1595
GÖSTERİ TOPLUMU
1752
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1784
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2270
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2802
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2194
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2182
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2412
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2767
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3638
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2655
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3583
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2887
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6800
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2269
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2618
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4785
Köprüler ve Çamurlu Sular
4048
Biriktirdiklerim-7-
3727
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4432
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3335
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3237
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
4078
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3675
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3186
“Ben de adayım”
3271
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3808
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
3095
Biriktirdiklerim-6
2836
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3205
Engerek Soyu
3668
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5188
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3834
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4417
Libası İdrarlı Adamlar
4402
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5635
‘Ey kötülük!’
3847
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4827
'Sıkıntı yok!'
4353
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4498
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4171
Hakikate Tanıklık Nedir?
4181
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4794
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
6108
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8693
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6739
Harf Eken Kelime Biçer
7643
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5519
Çekilin aradan, maradan...
7288
'Biraz da ben konuşayım'
6476
‘Apaçık’ Şiir
6436
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6619
Kitaplar Dolusu Susmak...
5609
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5310
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6648
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
16109
Biriktirdiklerim -5-
4543
Biriktirdiklerim -4-
4907
Biriktirdiklerim -3-
5088
Parayı Nereye Yatırmalı?
4895
Biriktirdiklerim -2-
5118
Biriktirdiklerim -1-
5319
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6637