Reklamı Geç
YAZARLAR
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
Yusuf ALİOĞLU
09 Mart 2025 - Pazar 09:46
2630 defa okunmuş.

Kelimelerden örülmüş eskir bir duvarda tek harfli bir tablo gibi yalnız başına ve ıssızdı.

 

Bir uçan kuşlara bir de yürüyen karıncalara baktı defalarca, bıkmadan. Bu kozmik koro ne zaman duyulacaktı. Bu bilge sözleri kim besteleyecek, bu hikmet deryasını kimler avuçlayacak, bu sessizliğin orta yerine dikilecek müjde yüklü anıta kimler yol olacak, kimler ustalık taşıyacaktı.

 

Başladı toplamaya kitaplıkta, çekmecelerde, vestiyerde hayatının dağılmış sayfalarını. Onulmaz bir tutkuyla biriktirdiği ahşap evin eskizlerini, çocukluk rüyası fotoğraf makinesini, gümüş süslemeli rengarenk tespihleri, krom şamdanı, arkaik zemzem bardakları, gümüş tabakları, çanak tütsüleri, ince uzun sürahileri...

 

Bir yandan dağınık saçlarını topluyor diğer yandan grafik sanatçısı gibi kadrajda biriken sokakları, sokakta topladığı anıları, tecrübeleri, şarkıları, hayal denizlerini, şiir gibi Ramazan gecelerini ve bayram sabahlarını düzenliyordu.

 

Siyah beyaz günlerin sükûnet damlayan parmaklarını budayan çok renkli dijital dramlara daldı usulce. Kelebek avcılarının yüreklerine mil çeken ve renkleri betonla müebbete uğurlayan bitimsiz dramları izledi.

 

Beyaz peşkiri katlarken bir ceylan gibi sekti sonra Efes'ten Milet'e, Kapadokya'dan Zeugma'ya. Önce Hattiler, sonra Hititler, son olarak da güzel atlar ülkesi birikti zaman ve mekan prizmalarının saçaklarında. Kirlenmemiş gözlerle baktı Dicle'nin nazlı sularına, suların koynunda akan kadim gravürlere, asimetrik aşklara.

 

Hayatı hayatlayan şehirlere baktı sonra doyasıya. Hayran bırakan mimarileriyle Kuzey Afrika Camileri, el yazması eserlerle dolup taşan kitapçılar, ibadet tadıyla çalışan ciltçiler, ceylan derisini işleyen dokumacılar, ağaca boyut katan marangozlar, müzikal bir sahne tadındaki bakırcılar, çilingirler, demirciler, nalbantlar, saraçlar, çömlekçiler, palancılar, eyerciler…

 

Bir değirmendi bu dünya. Dantela örer gibi dönüyor, döndükçe öğütüyordu en büyük limanları, en kalabalık yolcuları; öğüttükçe dönüyordu yeni limanlara, yeni yolculara, yeni yolculuklara.

 

Buğulu ve eskitme bir film şeridi gibi geçti ısrarlı ve amansız günlerin serüveni. Irgat çocuklarının dünyasından kotarılmış bir senaryosu vardı eskidikçe gençleşen cümleleriyle. Hem oyumcusu hem de seyircisi nasıl olunurdu bir oyunun. Afişleri ve anonsları nasıl da heyecanlandırırdı kaldırım taşlarını, telefon direklerini, seyyar satıcıları. Baş aktör, karakter oyuncuları, figüranlar, set çalışanları nasıl da çoklukta tekliği seslendirirdi başarıyla.

 

Kuzeyin rüzgarlarını arkasına aldı mı bir aktör, poyraz, yıldız ve karayel demeden mahalleleri yalayıp geçerdi bir çırpıda. Ayçiçekleri gibi hep güneşe, hep doğuya bakar, organik sözler, sahici bakışlar üretirdi. Denizde gemici, yaylada çoban, tarlada rençber, Mercan Yokuşu’nda hamal, maden ocağında işçiydi. Kestane ağacından yelkenler, meşe yapraklarından taçlar yapar,  evlerini yamaçlara kondurur, serender minderlerinde kitabın ve çayın tadına kanatlanırdı.

 

Stalin Kars ve Ardahan’a göz koymuştu, Hüseyin Avni Meclis kürsüsünden ‘davanızı ilmi münakaşayla müdafaa edin. İnsanları ölümle, kanla tehdit ederek değil..’ diyordu. Zabıta köylünün bakracına tekme atmış, minarelere Tanrı Uludur sesi değmiş, 1938 tarihli bir gazetede ‘Türkçe konuşmayanlara ceza verilecek’ başlığı atılmıştı. Cami helasının yanına dispanser yapılmış, içimizdeki bazı hainler Ruslara casusluk yapmıştı… Daha neler neler akıp gidiyordu yedi ajanslarında.  

 

Düşündükçe hatırlıyor, hatırladıkça ürperiyor, kentsoylu anılarda sırılsıklam ıslanıyordu.

 

Birer Mezopotamya rölyefi misali biriktirdiği mısırı, buğdayı, Sümerbank bezini, şeker torbasını, beş numara gaz lambasını, şakülü, malayı, vita yağı ve tüpgaz kuyruklarını, sağcıları ve solcuları, simsiyah kalın bıyıkları, uzun favorileri ve geniş pantolon paçalarını, yumurta topukları, saçaklı kırmızı kuşakları, TRT’de ‘Maden Dağı Dumandır’ türküsünü ve daha binlerce hatırayı kalbiyle selamladı, gözleriyle öptü, alnıyla kucakladı.

 

Ve sonra Bedri Rahmi’den birkaç satır yürüdü titreyen dudaklarına:

 

‘Halaylar durdu / Horonlar durdu / Al damar, mor damar, şah damar sustu / Bahçeler put kesildi birer birer / Meyveler salkım saçak taş. / Bir bulut uçardı / Başı boş bedava / Yandı kül oldu. / Hüzün geldi baş köşeye kuruldu / Yoruldu yüreğim yoruldu…’

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

AYDINLIK 'AYDIN' YÜZLERLE GELİR
442
GREGOR İSİMLİ BÖCEKLERLE DOLU GÜNDELİK HAYAT
1106
KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
1024
Biriktirdiklerim -8-
1016
GECE VE KARANLIK ZAMANLAR
1075
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
1213
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1246
YUSUF'UN BABASI
1168
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
1146
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1608
GÖSTERİ TOPLUMU
1760
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1795
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2277
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2813
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2209
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2196
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2419
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2773
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3651
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2667
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3591
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2896
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6805
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2273
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4792
Köprüler ve Çamurlu Sular
4060
Biriktirdiklerim-7-
3735
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4442
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3341
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3245
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
4092
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3683
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3196
“Ben de Adayım”
3282
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3816
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2918
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
3107
Biriktirdiklerim-6
2846
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3216
Engerek Soyu
3677
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5197
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3841
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4426
Libası İdrarlı Adamlar
4411
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5646
‘Ey kötülük!’
3854
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4840
'Sıkıntı yok!'
4360
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4508
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4180
Hakikate Tanıklık Nedir?
4186
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4802
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
6112
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8700
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6750
Harf Eken Kelime Biçer
7650
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5527
Çekilin aradan, maradan...
7296
'Biraz da ben konuşayım'
6485
‘Apaçık’ Şiir
6450
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6625
Kitaplar Dolusu Susmak...
5620
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5316
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6655
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
16127
Biriktirdiklerim -5-
4554
Biriktirdiklerim -4-
4918
Biriktirdiklerim -3-
5097
Parayı Nereye Yatırmalı?
4904
Biriktirdiklerim -2-
5127
Biriktirdiklerim -1-
5326
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6645