Reklamı Geç
YAZARLAR
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
Yusuf ALİOĞLU
09 Mart 2025 - Pazar 09:46
2457 defa okunmuş.

Kelimelerden örülmüş eskir bir duvarda tek harfli bir tablo gibi yalnız başına ve ıssızdı.

 

Bir uçan kuşlara bir de yürüyen karıncalara baktı defalarca, bıkmadan. Bu kozmik koro ne zaman duyulacaktı. Bu bilge sözleri kim besteleyecek, bu hikmet deryasını kimler avuçlayacak, bu sessizliğin orta yerine dikilecek müjde yüklü anıta kimler yol olacak, kimler ustalık taşıyacaktı.

 

Başladı toplamaya kitaplıkta, çekmecelerde, vestiyerde hayatının dağılmış sayfalarını. Onulmaz bir tutkuyla biriktirdiği ahşap evin eskizlerini, çocukluk rüyası fotoğraf makinesini, gümüş süslemeli rengarenk tespihleri, krom şamdanı, arkaik zemzem bardakları, gümüş tabakları, çanak tütsüleri, ince uzun sürahileri...

 

Bir yandan dağınık saçlarını topluyor diğer yandan grafik sanatçısı gibi kadrajda biriken sokakları, sokakta topladığı anıları, tecrübeleri, şarkıları, hayal denizlerini, şiir gibi Ramazan gecelerini ve bayram sabahlarını düzenliyordu.

 

Siyah beyaz günlerin sükûnet damlayan parmaklarını budayan çok renkli dijital dramlara daldı usulce. Kelebek avcılarının yüreklerine mil çeken ve renkleri betonla müebbete uğurlayan bitimsiz dramları izledi.

 

Beyaz peşkiri katlarken bir ceylan gibi sekti sonra Efes'ten Milet'e, Kapadokya'dan Zeugma'ya. Önce Hattiler, sonra Hititler, son olarak da güzel atlar ülkesi birikti zaman ve mekan prizmalarının saçaklarında. Kirlenmemiş gözlerle baktı Dicle'nin nazlı sularına, suların koynunda akan kadim gravürlere, asimetrik aşklara.

 

Hayatı hayatlayan şehirlere baktı sonra doyasıya. Hayran bırakan mimarileriyle Kuzey Afrika Camileri, el yazması eserlerle dolup taşan kitapçılar, ibadet tadıyla çalışan ciltçiler, ceylan derisini işleyen dokumacılar, ağaca boyut katan marangozlar, müzikal bir sahne tadındaki bakırcılar, çilingirler, demirciler, nalbantlar, saraçlar, çömlekçiler, palancılar, eyerciler…

 

Bir değirmendi bu dünya. Dantela örer gibi dönüyor, döndükçe öğütüyordu en büyük limanları, en kalabalık yolcuları; öğüttükçe dönüyordu yeni limanlara, yeni yolculara, yeni yolculuklara.

 

Buğulu ve eskitme bir film şeridi gibi geçti ısrarlı ve amansız günlerin serüveni. Irgat çocuklarının dünyasından kotarılmış bir senaryosu vardı eskidikçe gençleşen cümleleriyle. Hem oyumcusu hem de seyircisi nasıl olunurdu bir oyunun. Afişleri ve anonsları nasıl da heyecanlandırırdı kaldırım taşlarını, telefon direklerini, seyyar satıcıları. Baş aktör, karakter oyuncuları, figüranlar, set çalışanları nasıl da çoklukta tekliği seslendirirdi başarıyla.

 

Kuzeyin rüzgarlarını arkasına aldı mı bir aktör, poyraz, yıldız ve karayel demeden mahalleleri yalayıp geçerdi bir çırpıda. Ayçiçekleri gibi hep güneşe, hep doğuya bakar, organik sözler, sahici bakışlar üretirdi. Denizde gemici, yaylada çoban, tarlada rençber, Mercan Yokuşu’nda hamal, maden ocağında işçiydi. Kestane ağacından yelkenler, meşe yapraklarından taçlar yapar,  evlerini yamaçlara kondurur, serender minderlerinde kitabın ve çayın tadına kanatlanırdı.

 

Stalin Kars ve Ardahan’a göz koymuştu, Hüseyin Avni Meclis kürsüsünden ‘davanızı ilmi münakaşayla müdafaa edin. İnsanları ölümle, kanla tehdit ederek değil..’ diyordu. Zabıta köylünün bakracına tekme atmış, minarelere Tanrı Uludur sesi değmiş, 1938 tarihli bir gazetede ‘Türkçe konuşmayanlara ceza verilecek’ başlığı atılmıştı. Cami helasının yanına dispanser yapılmış, içimizdeki bazı hainler Ruslara casusluk yapmıştı… Daha neler neler akıp gidiyordu yedi ajanslarında.  

 

Düşündükçe hatırlıyor, hatırladıkça ürperiyor, kentsoylu anılarda sırılsıklam ıslanıyordu.

 

Birer Mezopotamya rölyefi misali biriktirdiği mısırı, buğdayı, Sümerbank bezini, şeker torbasını, beş numara gaz lambasını, şakülü, malayı, vita yağı ve tüpgaz kuyruklarını, sağcıları ve solcuları, simsiyah kalın bıyıkları, uzun favorileri ve geniş pantolon paçalarını, yumurta topukları, saçaklı kırmızı kuşakları, TRT’de ‘Maden Dağı Dumandır’ türküsünü ve daha binlerce hatırayı kalbiyle selamladı, gözleriyle öptü, alnıyla kucakladı.

 

Ve sonra Bedri Rahmi’den birkaç satır yürüdü titreyen dudaklarına:

 

‘Halaylar durdu / Horonlar durdu / Al damar, mor damar, şah damar sustu / Bahçeler put kesildi birer birer / Meyveler salkım saçak taş. / Bir bulut uçardı / Başı boş bedava / Yandı kül oldu. / Hüzün geldi baş köşeye kuruldu / Yoruldu yüreğim yoruldu…’

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
723
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1063
YUSUF'UN BABASI
972
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
955
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1438
GÖSTERİ TOPLUMU
1597
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1637
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2054
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2634
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2045
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2030
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2228
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2615
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3458
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2520
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3442
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2724
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6666
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2138
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4614
Köprüler ve Çamurlu Sular
3897
Biriktirdiklerim-7-
3612
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4300
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3206
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3091
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3930
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3547
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3070
“Ben de adayım”
3157
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3675
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2782
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2964
Biriktirdiklerim-6
2712
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3081
Engerek Soyu
3533
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5070
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3698
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4286
Libası İdrarlı Adamlar
4260
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5497
‘Ey kötülük!’
3693
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4703
'Sıkıntı yok!'
4233
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4378
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4048
Hakikate Tanıklık Nedir?
4051
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4646
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5981
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8560
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6597
Harf Eken Kelime Biçer
7510
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5392
Çekilin aradan, maradan...
7167
'Biraz da ben konuşayım'
6345
‘Apaçık’ Şiir
6301
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6491
Kitaplar Dolusu Susmak...
5482
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5156
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6513
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15573
Biriktirdiklerim -5-
4408
Biriktirdiklerim -4-
4782
Biriktirdiklerim -3-
4960
Parayı Nereye Yatırmalı?
4765
Biriktirdiklerim -2-
5002
Biriktirdiklerim -1-
5193
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6394