Reklamı Geç
YAZARLAR
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
Hasan TOSUN
01 Eylül 2025 - Pazartesi 09:34
1310 defa okunmuş.

- Yaşanmış bir olaydan esinlenilerek kaleme alınmıştır.-


"Merhamet masumdur. Onun için her kalbe girmez..." demiş İbni Haldun.

Bu satırlar yazılı matbuatta yeterince yer almamış duygu ve düşüncelerin,gözden kaçan olumsuzlukların,imkansızlıkların,yetersizliklerin yanı sıra iyiliğin, sorumluluğun ve gerçeğin hakkını teslimi ve bilinmesi için tarihe not düşebilmenin çabasıdır.

Yeni milenyumun ilk yılları.

Çocuk oyun oynuyordu dışarda.

Babası, ünledi hey artık eve gel akşam oldu.

Çocuk eve geldi akşam karanlığı çökmeye başlamıştı.

Demir kapının sürgüsü çekildi gürültülü bir sesle.

Kapı açıldı.

Kapı kapandı.

Yaşlı bir adam geldi.

Garip, gariban,
yoksul,yorgun ve hasta.

Elbiseleri kir içinde.

Dişleri çürümüş, kararmış, dökülmüştü.

Yaşlı adamın kimsesi var.

Ama kimsesi  yok gibi bir yerde.

Sonbahar mevsiminin rutiniydi sararan yaprakların takatsizlik ile dalından düşmesi, rüzgarda savrulup bilinmez diyarlara gitmesi.

Sararan yapraklar gibiydi yaşlı adamda.

Aç, yorgun, kimsesiz ve hasta savrulmuştu ordan oraya.

Bilinen tanıdık bir simaydı.

Köyden gelmişti kalacak yeri yoktu.

O mahallede akrabası vardı ama yoktu.

O sokakta kardeşi vardı ama yoktu.

Kardeşinin kapısını çalmıştı o gariban, o hasta ve kimsesiz yaşlı adam.

Kardeşi ekmek yapıyordu.

Sordu "açmısın" diye?

"Evet, dedi." Yaşlı adam.

Kardeşinin misafiriydi. 

"Ah ahh! ben sana kör olayım kardeşim. Ekmeğim ne sacdan kaydı ne de yandı ki sana vereyim." Dedi.

Kardeşiydi.

Onu çok seviyordu.

Bağrına basmıştı.

Güzün o insanın içine işleyen soğuğunda elbiseleri kirli diye onu dışarda,kapının önünde  tahta divanda uyutmuştu.

Kardeş sonuçta yüreği yangın yeri olur  uykusuz kalmasına dayanamazdı.

Sonuçta yarın köyüne gidecekti ne de olsa birgün kapıda rahat uyusun demiştir monologlarında.

Aksilik gidemedi.

Kardeşine geldi yine.

O gün kardeşlik bitmişti.

Çaresiz yüzüne kapanan bir kaç kapı çalmıştı.

Akşam karanlığı derinleşirken.

"Beni misafir edin yerim yok."dedi.

Sürgüsünü çektiği demir kapılı evin sakinlerinden 

Çocuğun ebeveynleri ALLAH misafiri dediler.

Adam aç, yorgun, hasta ve elbiseleri kirliydi.

Uzamış tırnak araları kirle kaplıydı.

Çoçuk kendisinde beklenilmeyen bir özveriyle hizmet etti yaşlı adama ebeveynlerinin isteğiylen.

Çocuk adamın tırnaklarını kesti.

Duş almasını sağladı. 

Eski kirli elbiselerini bir poşete koydu.

Ona daha yeni alınmış kiayafetlerini verdi.

O gün çocuğun dayısıda gelmişti.

Onunda komşusuydu.

Ama kızıyordu ona şefkati eksik karakter ve kişiliği vardı dayısının diye düşündü.

İlgilenmeyin diyordu.

Lakin vicdan ve merhamet herkese nasip olmazdı.

Yaşlı adam hastaydı.

İnliyordu. 

Uyku uyumadı sabaha kadar ellerini midesi ile dizlerinin arasına aldı gün aydınlanana kadar inledi durdu.

Bal, nane ve limon karışımı ile midesini rahatlatmaya çalıştılarsada fayda etmedi.

Bir iki defada mide huzursuzluğu sonucu yanına bırakılan kaba fazlalıkları istifra yoluyla döktü.

Gece ne kadar uzun olmuştu.

Neden sabah olmuyordu?  

Gözlerinin hüzünlü bakışlarından sorularına cevap arıyor gibiydi 

"Sizlere yük oldum, zahmet verdim." diyordu.

Yaşadığı büyük acının tesiri hafızalardan silinmeyecek türdendi.

Yaşadığı ağrıya tahammül edemiyor.

Göz yaşları içinde inleye,inleye günün aydınlığına kavuştu.

Henüz şafağın arefesinde "bana müsade" dedi.

Gitti.

Yorgun,

Yoksul, 

Ve hastaydı. 

Garip ve garibandı.

Kimsesi vardı ama kimsesi yok gibiydi.

"Çaresizlik, yalnızlık, terkedilmişlik, bunlardı sadece hissettikleri..." 

Takdiri ilahinin tecelli ettiği güne kadar sahipsizdi.

Gitti önce köyüne sonra ebediyete göçtü.

İki üç gün sonra köyünde mide ağrıları tutmuş bir su arığına düşmüş inlemeleri duyan komşuları farketmiş eve getirmişler saatler içerisinde hakkın takdiri tecelli etmiş ALLAH'ın rahmetine kavuşmuş.

Bütün eş,dost,akraba, komşu ve kardeşleri üzerlerine düşeni yapmışlar.

Yaşarken iyi ve kötü günlerde varlığını unuttukları, değerini bilmedikleri,yanlız bıraktıkları şahsiyetini  ebediyete intikalinde yanlız bırakmamışlardı.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
1610
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1075
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
1536
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1127
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1237
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1181
O’NUN YANLIZLIĞI
1309
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1163
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1182
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1377
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1122
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1240
Bingöl ve 7 Kardeşi
1376
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
1495
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1224
Aynalara Bakalım
1373
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1472
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1315
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
2784
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
2567
YEĞLEMEK
2417
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8179
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4429
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
4931
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
5574
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
5624
YÖNETİŞİM
4917
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
5774
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
10827
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8260
SÖZÜN DEĞERİ
7852
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
7806
KARER YAYLASI
8594
KARA MAHMUT
8337
KİĞI'YA DAİR
8810
AYNI YERDE DURUYORUZ
8574
A KUŞAĞI
8714
Çapakçur' dan Bingöl 'e
9859
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
12771
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
12651