Reklamı Geç
YAZARLAR
SESİMİ DUYAN VAR MI?
Hasan TOSUN
29 Eylül 2025 - Pazartesi 08:02
1237 defa okunmuş.

Bingöl’ün titreyen, nisyan ile malül hafızasına hitap eden çağrı. 

Dağın gölgesi nasıl gün doğduğunda çekilirse, kentler de depremlerle usul usul güvenini kaybeder. 

Bingöl de yıllardır o gölgenin altında depreşen toprakların çocuklarıdır.  

12 Mayıs 1866’da, Bingöl’de yüzlerce ev yıkıldı, 680’den fazla can gitti; o günlerden daha eski bir sarsıntıdır bu toprakların acısı.
 
Geçmişin tozlu sayfalarından çıkıp gelen sayılar unutulur mu? 

1934’te 12 kişi,

1949 Karlıova’da 450 kişi,
  
1950 Kiğı’da 50 kişi,

1971’de 878 can,

2003’te 176 kişi hayatını kaybetmişti.  

Öncesinde bir suskunluk vardır.

Yer kabuğu gerilir, evlerin çıplak çatısında kuşlar ürker.

Sırasında yer titrer, perdeler sallanır, acı feryatlar yankılanır. 

Sonrasında sessizlik kalır, enkaz çığlıkları yüreğimizde mezar olur.  

Kayıpların ardından dert kalır. 

Bir anne gözyaşıyla sarar boş odaları, 

Bir baba yüreğinde keder ile bakar rüzgâra,
  
Bir çocuk arar adımlarını kaldırımlarında şehrinin. 
 
Bir eş, sevgili, hatıra yüklü evin kapısında bekler dönüşü.

Veysel Aksoy gibi arama-kurtarmacılar, enkazın arasında umut tohumları ekerler. 

Bingöl AKUT’un eski gönüllüsüyle başladılar; “o gün hayatımın dönüm noktasıydı,” diyen biri anlatır ki, acı içine doğan yardımlaşma ruhu da hatırda kalmalı.

“Sesimi duyan var mı?” demek sadece enkazda değil, unutulan hafızaların derin boşluğunda yankılanan bir çığlık gibidir. 

Travma ağır, ikinci bir deprem dalgası. 

Toprağa çöken enkazı kaldırırsın, ama ruhlara gömdüğün kayıpları çıkaramazsın kolayca.

Deprem sadece binaları değil, belleklerimizi de sarsıyor.
 
Kiminin dilini bağlıyor, kiminin yüreğini katılaştırıyor, kiminin vicdanını donuklaştırıyor etkileri ile. 

Psikolojik vakadır travması, travma sonrası stres bozukluğu, uykusuzluk ve güvende hissetmeme endişesi. 

Ekonomik zorlukların başlangıcı, evleri yıkılanların, işleri bozulanların; yeniden inşa maliyeti ağırlaşanların çaresizliği. 

Sosyal göçlerin algoritmik devamı olur, dayanışma zayıflaması, toplumsal kopuşun varlığı yakındırır insanı. 

Kültürel erozyonlar hafıza mekânlarını siler süpürür ,benliklerde eski mahalleler, evler, sokaklar unutulmaya yüz tutar çözüm arayışları içinde. 

Tekrarlanır nakaratlar dayanıklı yapılar ve İmar denetimi falan, 

Yeni binalar mutlaka deprem yönetmeliğine uygun olmalı, riskli yapılar bir an önce güçlendirilmeli filan, 

Arama-Kurtarma eğitimleri için Veysel Aksoy gibi öncüler örnek alınmalı; her yerde aktif gönüllü kurtarma birimleri kurulmalı derler ama hepsi hikaye geride kalan. 

Psikososyal destek, deprem yaşayanlara uzun vadeli terapi, toplumsal destek grupları, okul psikologları lafla sunulan, 

Binaenaleyh afet bilinci okullarda öğretilmeli; çocuklar depremde ne yapmalıyı bilmelidir sözleri kalıyor hep yavan. 

Belleği korumak adına yıkılan mahallelerin yolları, evleri, eski fotoğraflar arşivlenmeli; hafıza mekânları oluşturulmalı ki ibret alsın geride kalan. 

Toplumsal dayanışma kültürü gereği ben mi kurtarayım? değil, hepimiz varız bilinci olmalı olan. 
Ekonomik destek yeniden inşa için faizsiz  ve düşük faizli krediler, mağdurlara kira desteği vermeli yaraları saran. 

Şimdi soruyorum: 
 
Sesimi duyan var mı?

Bingöl’de,  kışın soğuğunda, yazın sıcağında, sonbaharın sararan havasında, ilkbaharın yeniden doğan doğasında, enkazın altında bir kalp hâlâ çarpıyor.

O kalp, bir annenin, bir babanın, bir çocuğun, bir yüreğin umududur.
 
Unutmayalım ki, unutmak, yeniden yıkmaktır, 
Ve ders almazsak, tarih bizi yeniden yazacak, ama bu kez çorabımız da pençemiz de çıkmış olacak.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
85
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
166
KABAĞINDA BİR AHI VAR
110
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
1790
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1193
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
1714
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1261
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1347
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1296
O’NUN YANLIZLIĞI
1438
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1273
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1286
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1534
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1352
Bingöl ve 7 Kardeşi
1496
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
1610
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1329
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1446
Aynalara Bakalım
1491
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1599
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1440
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
2885
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
2664
YEĞLEMEK
2520
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8288
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4550
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5041
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
5685
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
5722
YÖNETİŞİM
5019
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
5880
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
10935
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8361
SÖZÜN DEĞERİ
7962
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
7911
KARER YAYLASI
8787
KARA MAHMUT
8435
KİĞI'YA DAİR
8935
AYNI YERDE DURUYORUZ
8674
A KUŞAĞI
8839
Çapakçur' dan Bingöl 'e
9969
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
12878
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
12754