Reklamı Geç
YAZARLAR
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
Hasan TOSUN
16 Ekim 2025 - Perşembe 09:30
1286 defa okunmuş.

Ben Bingöl’üm.

Bin gölümle, bin taşımın değerinde yaşarım.

Beni “şehir” diye çağırdılar, ama ben bir hafızayım.

Rüzgârın kulağına fısıldadığı her ismi, karların örttüğü her hikâyeyi saklarım.

Benim için zaman, dağların gölgesinde büyüyen bir çocuktur hiç yaşlanmaz, sadece susar.

Yıl 1936’ydı.
.
Devletin haritalarında yeni bir isim belirdi: 

Bingöl.

Oysa ben o zamandan çok önce vardım.

Ben, dillerin değiştiği ama türkünün aynı kaldığı bir yerim.

O yıllarda insanlar taş evler yaparken, ben onların kalplerindeki sözleri dinledim.

Beni kuranlar toprağımı elleriyle kazdı, özümü onların kalbinde gördüm.

Bir çocuk ağladığında göllerim bulanıklaşır, biri sevindiğinde dağlarım yankılanırdı.

İşte ben buyum hisseden bir coğrafya.

Yıllar aktı.

Dağlarımın eteklerinde çocuklar doğdu; biri Zelal, biri Engin.

İkisi de ışıktı; biri su gibiydi, biri rüzgâr.

Ben onları göl kenarında tanıdım.

Zelal çimenlere oturur, gökyüzünü dinlerdi. 

Engin taşlardan kule yapar, her taşın üstüne bir isim koyardı.

Bir gün bana sordular:

“Bingöl, biz kimiz?”

Ben cevap vermedim, çünkü bazen sessizlik en doğru cevaptır.

Rüzgârı üzerlerine gönderdim. 

Rüzgâr, dağların dilini bilir; onlara ait oldukları yeri kalplerine fısıldadı.

Zaman ilerledi.

Beni sevenler göç etti.

Bazıları şehirlere, bazıları ülkelere, bazıları ebediyete…

Ben ise kaldım göllerimin berraklığında.

Her gidenin ardından bir taş soğudu, bir ot kurudu, bir yol sessizleşti.

Ama çocuklarımın adımları yankılanır hâlâ.

Zelal büyüyüp öğretmen oldu; çocuklara okumayı öğretirken, kalbinde hâlâ Sağyer Deresi'nin su sesi vardı.

Engin uzaklara gitti; betonun arasında kayboldu, ama bir gün rüyasında gölümü gördü.

Uyandığında anladı:

Bir yer, sadece doğduğun yer değil;
seni hatırlayan, adını unutmayan yerdir.

Yıllar 1980’leri, 1990’ları geçti.

Ben değiştim, özüm değişmedi.

Şehir oldum, betonla tanıştım, her sabah dağlarımın alnına düşen sis hâlâ aynıydı.

Rüzgârın sesinde hâlâ o iki çocuğun gülüşü vardı.

Sonra 2000’ler geldi.

Teknoloji, beton, ışık…

Ama çocuklar hâlâ göllerime taş atmayı seviyordu.

Her taş, geçmişle gelecek arasında bir köprüydü.

Ben her halkayı izledim, her dalgada bir hatıra gördüm.

2025'teyim.

Bir sabah güneş, Karlıova'mın iki bin yedi yüz metre yüksekliğinde Şerafettin Dağları'mın
ötesinden doğarken Zelal ve Engin geri döndü.

Aklaşmış saçlarına yılların yorgunluğu sinmişti.

Çocuklar getirmişlerdi yanlarında yeni sesler, yeni umutlar.

Onları göl kıyısına götürdüm.

Suların üzerinde eski bir taş, üzerinde solmuş harflerle yazılıydı: “Biz buradayız.”

Zelal diz çöktü, taşın üzerindeki yosunu temizledi.

Engin göle baktı,titreyen sesiyle dedi ki:

“Bingöl, biz seni hiç unutmadık.”

Ben rüzgârla cevap verdim:

“Siz beni hatırladıkça ben varım.

Çünkü aidiyet, sahip olmak değil;
bir yere ses verdiğinde, o yerin sana yankı vermesidir.”

O an, çocuklardan biri sordu:

“Bingöl nerede?”

Zelal gülümsedi:

“Kalbinde, evladım.”

Ben o sözü coğrafyama kazıdım.

Çünkü aidiyet, ne doğduğun yer, ne de yaşadığın yerdir.

Aidiyet, hatırlandığın yerdir.

Ben Bingöl’üm sizi hatırlayan, sizi bekleyen, sizi çağıran bir şehirim.

Her taşımda bir hikâye, her gölümde bir yüz var.

Zelal’in gülüşüyle, Engin’in hüznüyle ben tamamlanırım.

Ve siz - çocuklar, torunlar, yeni sesler —
benim hafızamın devamısınız.

Ben Bingöl’üm.

Dağlarıma sığınan her kalp, bir hikâyedir.

Göllerime düşen her damla, bir isimdir.

Aidiyet, bir coğrafyanın değil, bir hatıranın mirasıdır.

Ben o hatırayım.

Ve siz, benim hiç bitmeyen masalımsınız.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
85
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
166
KABAĞINDA BİR AHI VAR
110
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
1790
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1194
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
1714
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1261
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1347
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1296
O’NUN YANLIZLIĞI
1438
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1273
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1534
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1238
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1352
Bingöl ve 7 Kardeşi
1496
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
1610
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1329
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1446
Aynalara Bakalım
1491
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1599
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1440
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
2885
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
2664
YEĞLEMEK
2520
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8288
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4550
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5041
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
5685
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
5723
YÖNETİŞİM
5019
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
5880
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
10935
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8361
SÖZÜN DEĞERİ
7962
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
7912
KARER YAYLASI
8787
KARA MAHMUT
8436
KİĞI'YA DAİR
8936
AYNI YERDE DURUYORUZ
8674
A KUŞAĞI
8840
Çapakçur' dan Bingöl 'e
9969
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
12878
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
12754