Reklamı Geç
YAZARLAR
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
Hasan TOSUN
23 Ekim 2025 - Perşembe 18:06
1160 defa okunmuş.

 

“Yöneticilik, koltukta değil; karakterde, halkta ve doğayla kurulan uyumda yatar.”

Bir yönetici, yalnızca koltuğunun değil; şehrinin aynasıdır.

Bingöl’ün ovaları, suları, meşe ağaçları bize her tan yeri vakti aynı güzelliği nakşeder:

Horoz Baba Dağı gibi heybetli durur, su gibi berrak akar.

Işık gibidir, lakin göz kamaştırmaz.

Bingöl’de şafak, sakinliğin üzerine serilen derlenmiş bir türkü gibidir.

Yağmur, dağların eteğine çiseler; Genç’in vadilerinden akarak Murat Nehri’ne bir başka söz katar.

O söz, iyi bir yöneticinin nasıl biri olması gerektiğini anlatır bazen Çır Şelalesi’nin çağlayan sesiyle, bazen Kös Kaplıcaları’nın şifalı buharında, kimi zaman da Karlıova’nın sert rüzgârlarında ibretlik bir öğütle…

Gerçek bir yönetici, Sülbüs Dağı’nın doruğu kadar açık, Göynük Suyu’nun kaynağı kadar derin olmalı.

Kendini bilmeli ki başkalarını anlayabilsin; Zağ Mağarası’nda saklı kendi sesini dinler gibi dinlemeli yüreğini.

Cesur olmalı; çünkü korkak lider ardında umut değil, gölge yürütür.

Ama zamanında da mütevazı olmalı.

Yelesen’in yamaçlarındaki kır çiçekleri gibi renkli ve anlamlı…

Bilgiyle donanmış, bilgiyi bir taç gibi değil, karanlığı aydınlatan bir fener gibi taşımalı.

Ki o fenerle hem kendi yolunu, hem halkının yolunu aydınlatabilsin.

Bilgi, yalnızca bilene değil; paylaşana yakışır en çok da.

Tıpkı Kiğı’da Selenk Köprüsü’nü yapan taş ustasının elinde şekillenen kaya gibi:

Ham taş, el değmeden sanat olamaz elbette.

Fedakâr olmalı yönetici.

Solhan Yüzen Ada Gölü’nün sabah serinliği gibi; görünmek için değil, huzur vermek için var olmalı.

Gerçekçi ama düş kurabilen…

Balık Gölü’nün derinliğiyle, Karlıova’nın ufkuyla düşünmeli.

Mükemmeliyet arayışında kusurdan
korkmamalı; her dağın eteğinde taş düşer, ama dağ o taşlarla dağ olur nihayetinde.

Ve sonra gece iner Bingöl’ün üzerine.

Genç’in vadilerinde yel eser, kaybolan bir adın peşine düşer yoktur o isim:

Belki bir yönetici, belki bir fikir, belki sadece Bingöl’ün dimağı…

Çır Şelalesi’nin suyunun düşüşünde yüzünü arar; ama gördüğü yüz değil, karakterdir.

Gözlerinde cesaretin gölgesi, ellerinde sorumluluğun çizgileri…

Kalbi, Karlıova kışı kadar soğuk görünür;
ama içinde Çan Gölü’nün taze sıcaklığı dolaşır.

Yürür…

Yelesen’in yamaçlarından geçer, Kiğı’nın kayalarına dokunur; her kayada bir öğüt bulur:

“Emrivakiye izin verme. 

İnsan hak ettiği kadarına ulaşsın; torpille değil, liyakatiyle.”

Gökyüzü, Sülbüs Dağı’nın doruğunda ona fısıldar:

 “Bilgiyi başa taç yapma; fener yap.”

Fenerin ışığıyla yürür; sis çöker bazen.

Ama liderlik, görmeden de yürüyebilmektir.

Karanlıkta bile yön bulmak, Bingöl Ovası’nda rüzgârın yönünü sezmek gibidir:

Görmeden hissetmek, duymadan anlamaktır.

Bir nasihatı düşünür:

“Özgüvenli ol; gurura yenilme.

Mükemmeliyetçi lisanınla insana yoldaş ol.

Hedefe kilitlen, lakin gönül kırmadan.”

Fedakârlık, yöneticinin toprağının mayasında vardır.

Solhan’ın sabrı, Karlıova’nın direnci, Adaklı’nın emeği…

Hepsi öğretir ki:

Gerçek liderlik, görünmek için değil; yaşatmak içindir.

Yönetici, halkının yükünü sırtında değil, kalbinde taşımalı.

İnsanın sarrafı olmalı; dilini değil, hâlini okumalı.

Sözü ufuktan yankılansın; çünkü gönülden geçmeyen söz hiçbir yere ulaşmaz.

Dinlemek, liderin gizli silahıdır; anlamaksa onun en büyük zaferi.

Zaman mefhumuna sahip olmalı; gününe Yayladere’nin sabah ezanıyla başlamalı,

Yelesen’in turuncu batışıyla noktayı koymalı.

Erken davranırsa umut yeşerten, geç kalırsa gülü solduran liderdir o.

Rüzgârı yöneten değil elbette; yön bulandır gerçek rehber.

Ve sonunda gün doğar.

Çır Şelalesi’nin kenarında yeniden yüzüne bakar.

Artık o yüz, sıradan değildir; fedakârlığın, bilgeliğin, zamanın ve inancın birleştiği Murat Nehri gibi çağlayan bir yüzdür.

An gelir, şehrin ufkunda güneş doğar.

Sülbüs’ün gölgesi kısalır, Göynük’ün suyu parlar, Yedisu’nun kalbi bir kez daha atar.

Ve adalet, tevazu, cesaretin ritmi yöneticinin kalbinde çarpar.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
1609
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1075
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
1534
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1126
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1235
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1179
O’NUN YANLIZLIĞI
1308
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1179
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1376
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1121
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1238
Bingöl ve 7 Kardeşi
1375
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
1492
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1221
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1308
Aynalara Bakalım
1372
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1470
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1314
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
2781
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
2567
YEĞLEMEK
2417
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8177
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4427
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
4930
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
5573
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
5623
YÖNETİŞİM
4916
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
5773
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
10825
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8259
SÖZÜN DEĞERİ
7849
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
7805
KARER YAYLASI
8593
KARA MAHMUT
8334
KİĞI'YA DAİR
8809
AYNI YERDE DURUYORUZ
8572
A KUŞAĞI
8712
Çapakçur' dan Bingöl 'e
9859
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
12770
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
12648