Reklamı Geç
YAZARLAR
AYDIN'IN ŞAFAĞI
Hasan TOSUN
19 Kasım 2025 - Çarşamba 10:04
1677 defa okunmuş.

Bu yazı, bir çocuğun nefesi için kendi nefesini bırakan, Murat Suyu'nun karanlığına inip bir ışık gibi yükselen Aydın Tutkal’ın hatırasına ithafen yazılmıştır. .

"Bir çocuğun hayatına, kendini feda eden adamın ölümsüz Aydın'ı/lığı doğar.”

Karanlık çöktü Genç’in dağlarına,

Solhan’ın üstünde bir taş titredi içten içe,

Yüzyıllık bir sır, gecenin kulaklarına söylendi.

Bir isim uyandı taşın altından: Aydın.

Benim adım mıydı, yoksa benden önce yürüyen gölgemin mi?

Kiğı’nın sarp kayaları dile geldi:

“Gel,” dedi, “Gece gitti. Acısı kaldı geriye."Dedi. 

Ses benden değildi, bana aitti.

Kaybolmuş çocukluğumun Yüzen Ada’nın kıyısında bıraktığı çığlık geri döndü…

Fakat dönen ben değildim, geleceğimdi.

Karlıova’nın kör suyuna eğildim.

Zaman, suyun önünde diz çöktü.

Suyun altında üç işaret belirdi:

Mavi bir çizgi:

Çapakçur Çayı’nın geciken umutlarını taşıyan ince damar.

Kırık bir taş:

Yayladere’nin patikalarında kanayan dizimin hâlâ sıcak izi çocukluğumun.

Tek göz:

Sülbüs Dağı’nın bana hiç göz kırpmadan bakan kaderi.

Su söylendi ardı sıra:

“Herkes kendinden kaçar… herkes kendine döner.” Dedi. 

Kaçtım.

Kendimden değil, zamandan.

Sonra döndüm; şehir beni çağırmıyordu, hüznümü yaşıyordu artık. 

Kül Çocuk indi şehre.

Benim içimde doğmuş, benimle yanmamış bir çocuk.

Ellerinde Adaklı’nın havasından aldığı solgun bir papatya, avucunda yeniden doğuşun tohumu.

Yaşlı bir kadın ünledi Murat Suyu’nun kıyısında:

“Bu kim diye… Gözleri dert yüklü…” Dedi. 

Kül Çocuk sustu.

Suskunluğunda kaderim büyüyordu.

Bingöl’ün gecesi kara bir kalp gibi atıyordu.

Kimse söylemezdi bunu, herkes duyardı:

Dup… Dup… Dup

Karanlık korku değildi burada.

Kiğı’nın derinliği,

Yayladere’nin sabrı,

Adaklı’nın sızısıydı.

Ve ben…

Bir yanım yara,

bir yanım ateş,

bir yanım gölge,

bir yanım dua ile...

Şehrin kalbiyle aynı ritimde, aynı sızıyla yürüyordum.

Dağın tepesinde ışık oldum. 

Sülbüs’ün sessizliği beni taştan bir beşik gibi sardı.

Sonra bir cümle düştü gökyüzünden:

“Aydın… artık eski Aydın değilsin.”Dedi.

Murat Suyu bana yeni bir isim verdi: Kahraman Aydın.

Hem içimdeki tufan, hem yokluğumun içinden doğan yeni yaşam. 

O gün anladım:

Bu şehir beni büyütmedi,
İsmimi yazdı.

Kiğı’nın taşlarına,

Solhan’ın ayazına,

Yüzen Ada’nın suya değmeyen toprağına kazıdı.

Gece kapandı.

Şehir sustu.

Bir tek evin ışığı sönmedi:

Benim içimdeki ev.

Kaybettiklerim oradaydı,

sustuklarım oradaydı,

bulduğumu sandıklarım oradaydı.

Şehir son kez konuştu:

“Gittin… ama her şeyi geri getirdin. Sevgiyi, insanlığı, erdemi, fedakarlığı." Dedi. 

Eski kapı kapandı, yeni kapı elimde kaldı. 

Ben artık ben değildim.

Bir yürüyen destan oldum.

Bingöl’ün karanlık ışığında yanan bir meşale.

Ve sabah 05.00'da.

Dağların ardından ilk ışık doğdu.

Halk o ışığa şöyle dedi:

“Aydın’ın şafağı.”

Ve ben,

ilk kez kendi şafağıma baktım, düş gibi, dua gibi,

Murat Suyu’nun soğukluğunda kaderin beni unuttuğu o ince vakitte.

Ve kaderin benim için yazdığı son satır eklendi:

"Bingöl’ün Genç İlçe'sindeki Murat Nehri'nde
bir çocuğu kurtardıktan sonra akıntıya kapılıp kaybolan Aydın Tutkal’ın bedeni bulundu."
          
.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

SOĞUK ÇEŞME KAVURMASI
75
YAĞMURLU BİR GÜNÜN YÜREĞİ MERHAMETLE DOLU İNSANLARI
136
DUVARLARIN İÇİNDE BOŞ ZAMAN YOK
228
SÖZLERDEN ESERLERE: KADİR ÇİNTAY’IN BİNTSO YOLCULUĞU
218
ARAMADI, KAYBETTİ; ÖZÜNÜ BULAMADI HÂLİYLE
272
Rençber Aziz
386
Taner Balat İçin Çaba Gerek
346
VERİLMESİ GEREKEN İKİ KELİMELİK BİR TALİMAT : TANER’İ BULUN
429
MURAT NEHRİ KADAR UZUN BİR BEKLEYİŞ: TEAMÜLLERİN GÖLGESİNDE UMUT
418
BİR TEKASÜR ÇIĞLIĞI: HAVAL KADIN
473
KİMSENİN YANMASINA GEREK YOK
466
SÜZGEÇTEN GEÇEN AYDINLIK
474
FEYZİ BABA
573
ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
665
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
677
KABAĞINDA BİR AHI VAR
587
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
2225
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1636
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
2269
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1768
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1685
O’NUN YANLIZLIĞI
1865
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1754
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1694
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1967
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1661
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1750
Bingöl ve 7 Kardeşi
1940
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
2027
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1720
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1880
Aynalara Bakalım
1956
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1974
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1822
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
3281
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
3033
YEĞLEMEK
2887
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8695
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4954
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5414
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
6109
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
6127
YÖNETİŞİM
5375
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
6263
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
11342
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8734
SÖZÜN DEĞERİ
8351
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
8302
KARER YAYLASI
9484
KARA MAHMUT
8830
KİĞI'YA DAİR
9352
AYNI YERDE DURUYORUZ
9068
A KUŞAĞI
9255
Çapakçur' dan Bingöl 'e
10356
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
13266
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
13154