Reklamı Geç
YAZARLAR
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
Yusuf ALİOĞLU
03 Aralık 2025 - Çarşamba 08:13
2222 defa okunmuş.

Farklı parmak izi ya da göz retinası ile her insan, özgün bir kültür ve düşünce coğrafyasıdır.

 

Duyup görebilen, çevreyi tarayabilen, kısacası okuma yapabilen her birey kendi evreninde bir hikâye yazma, bir eser bırakma, anılmaya değer bir varlık olma mücadelesi verebilir.

 

Bu imkânı özgün kalıplar üzerinden kalıcı estetiğe dönüştüren ve sonraki zamanlara arkeolojik bir değer bırakan insanlar, ‘Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş’ diyen şair misali kendi imzaları ile ayrılırlar bu dünyadan.

 

Kanaatimce, ‘Bu dağlar kömürdendir / geçen gün ömürdendir’ diyebilen bilinç yüklü her akıl sahibi bu endişe ve onun beslediği emekle göçmüştür fâni alemden.

 

Ve yine kanaatimce vicdanına yabancılaşmamış her insan, anılmaya değer olma adına yeteneklerini yüce bir gaye için seferber etmiş ve kozmik düzendeki mümtaz yerini almıştır.

 

Zaman, bu çoğulcu koronun evrene serpilmiş sayısız hakikati ve sırrı anlamasının ve düşünce dizgesindeki makul halkaya eklemesinin şahididir.

 

Tarihin yüz akı şahsiyetlerinin bu inanç yüklü eylemlerine baktığımızda;

 

Bazıları hayatı bir şiirle özetler.

 

Bazıları insanlığa bir tiyatro metni, bir film şeridi, bir yağlı boya portresi hediye eder.

 

Bazıları bir nağme demeti ile kulakların ve kalplerin derununa misafir olur.

 

Bazıları bütün bir ömrünü ötekini anlamaya hasreder.

 

Bazıları yeryüzünün omuzlarında anlam kurucu hedeflerle gezinir de ibret almayı ve tarihin izlerini sürmeyi öğretir.

 

Bazıları sürekli araştırma ve öğrenme ahlakıyla bir örneklik bırakır.

 

Bilgece sözler ile durumu hülasa eden örnekler bu konuda serlevha gibidir.

 

İyiyi, güzeli, doğruyu ve adil olanı haykıran Latince, Hintçe, Yunanca, Arapça, Sankritçe, Farsça ibareler göğümüzün yıldızlarına dönüşür.

 

Aşklara, hayallere ve hüzünlere dair notlar yol haritası gibidir mesela. Şakuntala, Baharistan, ya da Şehname bu güzergahın romantik sahneleri; Romeo ve Juliet, Tristan ve Isolde ya da Anna Karanina da bu istikametteki çarpıcı hikayelerdir.

 

Bazıları kelimelerden ve seslerden gönül sarayları, sevgi kuleleri, muhabbet deryaları ya da Cahit Sıtkı misali ‘gece bahçelerinde olgun yıldızlar’[1] yapar.

 

Bazıları paylaşır, hem de ihtiyaçtan arta kalan her şeyi.

 

Bazıları, ‘bu fani alem için beklentiye giren kalbime de kırgınım’ inceliği ile insanın mülkiyet tutkusu ve bencilliği karşısında kalbinin eğilimlerine mesafe koymayı öğretir.

 

Bazıları emeğinden gayrısından uzak durarak bir kahramana dönüşür.

 

Bazıları ikonik bir eser düşler ve mermerden bir kütüphane ile çağlar öncesinden seslenir yeni olan tüm zamanlara.[2]

 

Bazıları bakışarak, bazıları ‘sükûtu seçtim ama hiç susmadım’[3] diyerek, bazıları da zalim sultana karşı hakkı kuşanarak[4] hoş sadânın isyan tohumlarını eker arzın göğsüne.

 

Bazıları, ‘Ümitler içindeyim, çok şükür öleceğiz’[5]derken bazıları ‘Söyleyeceklerim için bir ömür yetmez’ der. Bazıları “Bende sığar iki cihân, ben bu cihâna sığmazam / Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam"[6] derken bazıları da Sokrates gibi ‘Ben bir at sineğiyim, rahatsız etmeye geldim’ diyerek birer çentik atar tarihe.

 

Bazıları ‘tenkit ibadettir’[7] diyerek bazıları da şüpheyi önererek doğru bilgiye ulaşma konusunda yöntem sunar.   

 

Bazılarının gülüşü, ağlayışı, hıçkırığı özgün birer renktir; paragraflarımıza yerleştirilmiş sokak lambaları gibidir onlar. Cümlelerimizi, kelimelerimizi aydınlatırlar; bizde saklı olan bizi gösterirler her birimize.

 

Bazıları ‘Vita brevis, ars longa’[8] der ve neye yoğunlaşmalı sorusuna rehberlik eder.

 

Bazıları tohumladığımız harflere can suyu olur.

 

Bazıları kaskatı kesilmiş kalplere tebessüm etmeyi hatırlatır.

 

Bazıları bir çiçeğe dokunmanın edebini, bir hayvanı okşamanın merhametini öğreten bahtiyarlardır.

 

Bazılarının bulutsuz gökyüzü ya da buğusuz aynalar gibi net, berrak, pırıl pırıl ışıldayan cümleleri vardır. Varlıkları boyut katar eşyaya. Saçtıkları bereket tohumları ile münbit yarınları müjdelerler.

 

Bazıları kaygıyı, endişeyi, gamı, kederi taşır yakalarında birer rozet gibi. Bazıları da nilüfer yapraklarıyla örtünmüş göl kenarında, asude bir akşamın tülden ince iklimi kadar sakin ve huzurludur. Şairin deyişiyle ‘Sükût Sûretinde’dirler.

 

Bazılarının dudaklarında aşina kelimeler sınırları aşar ve bin bir rayiha ile yeniden biçimlenir.

 

Saatlere ya da mevsimlere, yağmura yahut borana dönüşen insanlar vardır. Acının ve kahkahanın, teslimiyetin ve başkaldırının sağlı sollu tutamakları gibidir onlar…

 

Evet! Her hayat tecrübesi kendi özgünlüğünde hoş bir sadâ imkanıdır.

 

Görünen ve görünmeyen iktidarlar karşısında var oluşunu değersizleştirmemek için ömrünü imar eden her duruş, kubbemizde ışıldayan birer hoş sadâ avizesidir.

 

Gök kubbemizdeki cümle hoş sadâya selam olsun.

 

[1] Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş, ‘Gece Bahçelerinde’ Can Yayınları.

[2] Celcus Kütüphanesi, Efes.

[3] Nuri Pakdil, Sükut Sûretinde, Edebiyat Dergisi Yayınları, 2014.

[4] ‘En büyük cihad, zalim sultana karşı adaleti haykırmaktır.’ Tirmizi

[5] Ziya Osman Saba, Geçen Zaman, Rabbim Nihayet Sana, Varlık Yayınları.

[6] Seyyid Nesimi, Gazel.

[7] Metin Önal Mengüşoğlu: Bilge Terzi Mehmet Said Çekmegil. Okur Kitaplığı, 2015.

[8] Hipokrat, ‘Hayat kısa, sanat uzundur.’

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1480
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1560
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1657
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
2938
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2147
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
2986
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2262
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6156
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1771
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
1951
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4185
Köprüler ve Çamurlu Sular
3510
Biriktirdiklerim-7-
3254
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3725
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2840
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2599
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3514
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3178
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2624
“Ben de adayım”
2803
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3230
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2423
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2592
Biriktirdiklerim-6
2382
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2701
Engerek Soyu
3171
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4584
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3217
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
3926
Libası İdrarlı Adamlar
3868
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5094
‘Ey kötülük!’
3339
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4231
'Sıkıntı yok!'
3900
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4017
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3700
Hakikate Tanıklık Nedir?
3698
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4079
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5579
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8155
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6191
Harf Eken Kelime Biçer
7122
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5019
Çekilin aradan, maradan...
6835
'Biraz da ben konuşayım'
5734
‘Apaçık’ Şiir
5872
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6122
Kitaplar Dolusu Susmak...
5066
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4630
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6162
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
14178
Biriktirdiklerim -5-
4041
Biriktirdiklerim -4-
4418
Biriktirdiklerim -3-
4580
Parayı Nereye Yatırmalı?
4423
Biriktirdiklerim -2-
4646
Biriktirdiklerim -1-
4796
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6019