Reklamı Geç
YAZARLAR
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
Yusuf ALİOĞLU
25 Şubat 2026 - Çarşamba 01:05
1933 defa okunmuş.

Aslında yukarıdaki başlık, toplumsal yönüyle öne çıkan her ibadet için geçerli bir şablondur.

 

İlahi hitabın satırları arasında bulunan ve kendi bağlamında birer ‘söz, anlam, hedef ve kasıt’ kümesine sahip cümle konular o iklimde okunarak anlaşılmalı, her adımda parça bütün ilişkisi gözetilmeli, ana fikre uygunluk esas yöntem olmalıdır.

 

Ramazan orucu da tarihsel arka planı ve kendisinden umulan etki alanı ile böyle ele alınmalı; şekilselliğin ve ritüellerin dışında kavranmalıdır.

 

Sözü uzatmadan soruyu soralım. Her yıl gelip hayatımızın orta yerine kurulan Ramazan orucu ile umulan gaye nedir? 

 

Akla gelen ilk cevap: Ramazan orucu, bir mü’min için öncelikle ve en yalın haliyle Allah’ın emirlerinden bir emirdir.

 

Örneğin Ahzap suresinin 35. ayetinde oruç ibadeti, mü’min erkekler ve kadınlar için Allah’a itaat ve sadakat inancı ile sabır, tevazu, sadaka verme, iffeti koruma ve Allah’ı çokça zikretme davranışlarıyla birlikte anılan ve safımızı tanımlayan eylemlerden biri olarak anılır.    

 

Konuyla ilgili basit bir tarama yapıldığında, oruç tutmanın bize olduğu gibi bizden önceki toplumlara da emredildiğini görüyoruz.

 

Taramaya devam ettiğimizde, vahyin ilk defa Ramazan ayında nazil olmaya başladığını ve oruç emrine ait illetin ‘sakınma’ olduğunu öğreniyoruz.

 

Buna göre zamanı bereketlendiren vahyin bu ayda nazil olması ile ‘sakınma’ konusu Ramazan ayı ve oruçla ilgili röper başlıklar olarak öne çıkıyor.

 

Konumuzu ‘sakınma’ başlığında devam ettirdiğimizde; zamanın belli aralıklarında belli davranışlardan beri durmayı emreden oruç ile nefsin arzularını, akıl ve beden üzerindeki dahili ve harici hakimiyet girişimlerini sorumluluk bilinci gelişmiş selim bir kalp ile sınırlayıp savmak hedeflendiği söylenebilir.

 

Ancak bu örnek, zaman ile mukayyet olmayan, aksine, tüm zamanlara gölgesi düşmesi gereken bir sembol olarak öne çıkıyor.  

 

Oruç ibadeti üzerinden bedenimizle aramıza koyduğumuz mesafe, bu ibadetin kendi bağlamında yarattığı ve amacı sakınmayı bir hayat tarzına dönüştürmek olan bilinç hallerinden biridir.

 

Bedenin isteklerine karşı kalp ile düzen almak, yemeden ve içmeden uzak durmanın yanı sıra dünyevileşmekten hassaten çağın vebası olan görünürlük ve tüketim fitnesinden uzak durmanın adıdır oruç.

 

Oruç ibadeti, insan olmanın imkan sınırlarını hatırlatır. Yiyemeyen, içemeyen, dokunamayan, takati kısılmış acziyyet sınırlarında bir varlık olduğumuzu haykırır. Kendini müstağni gören benliğe karşı bir uyarıcı ve hatırlatıcı olan oruç, en temel ihtiyaçlar üzerinden gücümüzü ve mutlak güce dair bilgimizi tazeler.  

 

Tutarlı ve bütünsel bir yaklaşım içinde oruç, geleneksel ve modern kuşatmalara karşı bir tedbir, bir direniş, bir duruştur. Sayısız nimetin ya da tüketim malzemesinin içindeki bu davranış bize dünya ile münasebetimizin ebedi olmadığını ve nihai adresimizin ahiret yurdu olduğu hatırlatır.

 

Unutmamalıyız ki, oruçtan beklenen ‘sakınma’nın gerçekleşmesi, oruca ne kadar yakın durduğunuz ile doğru orantılıdır. Eğitim Bilimlerinde geçen ‘hazır bulunmuşluk’ ifadesinden istifadeyle şunu söyleyebiliriz: karşılayan ve karşılanan aynı formatta değilse ‘sakıma’ gerçekleşmeyecektir.

 

Eriştiğiniz oruç, sizi çağın albenilerinden uzak tutabiliyor ve gündelik hayatınızın akışına bir şekilde müdahale edebiliyorsa maksat hasıl olmuş demektir. Bu hassas durumu, kıyas ilminden hareketle ‘namazın kötülüklerden alıkoyması’ ile açıklayabiliriz. Buna göre, kötülükle aramıza mesafe koyamayan namazların gözden geçirilmesi gibi sakınmayı gerçekleştirmeyen orucun da gözden geçirilmesi gerekir.

 

Her türden kötülüğün sıradanlaştığı, zevk ve kazanma hırsının aklı örttüğü, hakikate karşı sağırlaşıp körleştiğimiz, kalplerin çağın kirleriyle mühürlendiği, gelecek endişesinin ahlak ve karakter adına ne varsa yer ile yeksan ettiği, empati yoksunluğu ile ötekine karşı duyarsızlaştığımız, çıkarcı, yandaş, istifçi ve hasis ruhların örgütlenerek iyilik adına ne varsa fesada uğrattığı bir zamanda oruç, ‘varlık, istikamet ve nihayet’ bilinci için büyük bir imkandır.

 

Ramazan ayının zamanla ilginç bir münasebeti var. Ölüm misali zamanın içinde kıvrılıp her gözeneğine sokulan bir soluk gibidir o. Nerede ve ne zaman olursa sizi bulur.  Önemli olan o size erişmeden sizin onu karşılamanızdır. Tıpkı, ‘ölmeden önce ölünüz’ rivayeti gibi.

 

Varlığına anlam kazandırma derdi olanlar için oruç, bedenin tutkularına karşı kalbin özgürlüğünü savunur. Evrene fırlatılmış, yaratıldıktan sonra unutulmuş ya da heva ve hevesini ilah edinmiş sefil varlıklar yerine, ‘güzel davranış’ amaçlı bir varlık olduğumuzu hatırlatır.

 

Onun için oruç bilincini, bol ışıklı salonlarda ya da sosyal medya mecralarında görüntü verme aymazlığındaki yardımseverlikler gölgesinde tüketmemeliyiz.

 

Sakınmanın ruhumuza kazandırdığı asil karakteri, robotik platformların dijital mesajlarıyla ya da grup ilişkilerinin uyuşturan mistik yoğunlukları ile harcamamalıyız.  

 

Kendimizi test etme, kimliğimizi inşa ve ibraz ederek istikamet sahibi özneler olma fırsatı sunan bu ibadeti çağın her şeyi sıradanlaştıran/değersizleştiren algı tuzaklarından uzak tutmalıyız.

 

Seküler paradigmanın dışlayan, unutturan, yok sayan politikaları ile muhafazakâr sosyolojinin folklorize ederek ayağa düşüren eylemlerine karşı orucu muhkem örnekliklerle korumalıyız.

 

Dahası; Batılı düşüncenin egemen söyleme dönüştüğü ve inananların ‘Ben Müslümanlardanım’ demekten utandığı, imtina ettiği, korktuğu bir zamanda, oruçla ahlak iklimini yeşertmeli, hayatın içinde hayatlar ikame ederek kimlik bunalımını aşmalı, biriktireceğimiz güzel davranışlarla izzet ve şerefin, adalet ve merhametin adresini yeniden kodlamalıyız.

 

Davranışları tebrik edilenlerden olma azmiyle…  

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
580
GÖSTERİ TOPLUMU
1446
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1512
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1820
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2496
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1918
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2084
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2514
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3332
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2428
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3337
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2573
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6572
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2051
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2327
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4516
Köprüler ve Çamurlu Sular
3799
Biriktirdiklerim-7-
3511
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4166
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3113
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2983
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3816
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3440
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2981
“Ben de adayım”
3066
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3571
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2679
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2870
Biriktirdiklerim-6
2634
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2988
Engerek Soyu
3451
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4975
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3608
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4196
Libası İdrarlı Adamlar
4165
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5390
‘Ey kötülük!’
3612
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4607
'Sıkıntı yok!'
4150
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4284
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3956
Hakikate Tanıklık Nedir?
3968
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4545
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5858
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8463
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6497
Harf Eken Kelime Biçer
7411
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5284
Çekilin aradan, maradan...
7083
'Biraz da ben konuşayım'
6246
‘Apaçık’ Şiir
6192
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6390
Kitaplar Dolusu Susmak...
5376
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5033
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6424
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15200
Biriktirdiklerim -5-
4306
Biriktirdiklerim -4-
4690
Biriktirdiklerim -3-
4863
Parayı Nereye Yatırmalı?
4681
Biriktirdiklerim -2-
4907
Biriktirdiklerim -1-
5053
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6301