Reklamı Geç
YAZARLAR
KİMSENİN YANMASINA GEREK YOK
Hasan TOSUN
10 Haziran 2026 - Çarşamba 15:50
227 defa okunmuş.

Şairin şiirinde geçen “Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” dizeleri yıllardır insanların yüreğinde karşılık buluyor.

Ben o sese başka bir yerden kulak veriyorum.

İçimde yükselen düşünce bambaşka:

Kimsenin yanmasına gerek yok.

Ne ben yanayım, ne sen ne de bir başkası.

İnsan, insanı inciterek aydınlığa ulaşamaz.

Bu dünyada hepimiz emanetiz.

Kimin ömrüne bir gün, kimin ömrüne bir asır yazıldığını yalnızca ilahi takdir bilir.

Yolun ne zaman biteceğini bilmeyen bir yolcu, yükünü neden ağırlaştırsın?

Kalbini neden öfke, hırs ve kinle doldursun?

“Üzüm üzüme baka baka kararır.” sözünü yalnızca birbirine benzemek üzerinden okumuyorum.

Asmanın dalındaki üzüm; güneşin sıcaklığıyla, yağmurun bereketiyle, rüzgârın nefesiyle olgunlaşır.

Zaman ona tat verir.

İnsan eli asmaya uzandığında ham olana değil, olgunlaşana değer verir.

İnsan da böyledir.

İnsan, insandan etkilenir. 

Gönülden çıkan bir iyilik başka gönüllerde filiz verir.

Merhamet merhameti çağırır, doğruluk güvene dönüşür. 

Güzel davranışlar gösterişe ihtiyaç duymadan yayılır; günün ilk ışıkları gibi fark edilmeden etrafı aydınlatır.

Bağdaki asmanın vakti geldiğinde yaprakları sararır, dalları sessizce dinlenmeye çekilir.

İnsan ömrü de bundan farklı değildir.

Böylesine kısa bir yolculukta kibri büyütmenin, öfkeyi beslemenin ve hırsı omuzlarda taşımanın insana ne kazandırdığını düşünürüm.

Karanlığı kendi ellerimizle çoğaltmanın insana faydası yoktur.

Doğan güneş hepimizin üzerine aynı sıcaklıkla doğar. 

Yağan yağmur, zenginin çatısına da fakirin toprağına da aynı damlayla iner.

Gün gelir; musalla taşının sessizliği karşısında makam susar, servet susar, unvan susar.

Geriye yalnızca insanın bıraktığı hatıra kalır.

Belki de bu yüzden dünyanın dört bir yanında yaşanan acılar karşısında insanın yüreği daha çok sızlıyor.

Savaşların gölgesinde çocuk sesleri yükseliyor. 

O küçücük sesler, insanlığın vicdanına sorulmuş en ağır sorular gibi akıp gidiyor.

Buna rağmen insanlar hâlâ paylaşamadıkları şeylerin peşinden koşuyor.

Oysa dünya, hırslarımız kadar dar değil; vicdanımız kadar engindir.

Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu görmek için uzağa bakmaya da gerek yoktur.

Birkaç dakikalık telaş, bir ömrün son durağı olabiliyor. 

Yollarda eksilen yalnızca bir can değil; bir annenin duası, bir çocuğun umudu, bir ailenin yarını oluyor.

Hiçbir acelecilik, kaybolan bir hayatın yerini dolduramıyor.

Yaşadığımız çevreyle kurduğumuz ilişki de insanın iç dünyasından kopuk değildir.

Doğaya bıraktığımız her çöp, aslında yüreğimize düşen bir lekedir.

Çiçeklerle dolu bir bahçeye giren insanın ruhu ferahlar. 

Temiz bir çevre yalnızca toprağı değil, düşünceyi de arındırır.

Gözün gördüğü güzellik zamanla gönlün dili olur.

Bir gülün zarif kokusuyla, çürümüş bir atığın keskin kokusu bir değildir.

Güzel olan insanın içine ferahlık bırakır, kötü olan ruhunu daraltır.

Hayat da böyledir.

Ne ile meşgul olursak zamanla ona benzemeye başlarız.

Bu dünyaya gelişimiz de gidişimiz de ilahi takdirledir. 

Bize düşen, verilen iradeyi iyilikten yana kullanmaktır.

Zulüm insanı büyütmez.

Kibir insanı yüceltmez.

Bencillik insanı zenginleştirmez.

İnsanın gerçek değeri; merhametinde, adaletinde ve vicdanında kendini gösterir.

Hayatın hızını değil, anlamını çoğaltmamız gerektiğine inanıyorum.

Yönümüzü iyiliğe çevirdiğimizde yol da değişir, yolcu da değişir.

Aradığım güzel hayatın erişilmez ufuklarda olmadığını biliyorum.

Bir tebessümde, uzanan bir elde, samimiyetle söylenmiş bir sözde, içten edilen bir duada olduğunu hissediyorum.

İnsan, önce kendi kapısının önünü süpürdüğünde yaşama da başka gözlerle bakıyor.

İçinde huzur bulan, çevresine de huzur taşıyor.

Bu yüzden aynı düşüncede kalıyorum:

Kimsenin yanmasına gerek yok.

Bir insanın kalbinde yakacağı en güzel ateş, vicdanın ışığıdır.

O ışık çoğaldığında karanlık kendiliğinden çekilir.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Taner Balat İçin Çaba Gerek
90
VERİLMESİ GEREKEN İKİ KELİMELİK BİR TALİMAT : TANER’İ BULUN
157
MURAT NEHRİ KADAR UZUN BİR BEKLEYİŞ: TEAMÜLLERİN GÖLGESİNDE UMUT
172
BİR TEKASÜR ÇIĞLIĞI: HAVAL KADIN
232
SÜZGEÇTEN GEÇEN AYDINLIK
245
FEYZİ BABA
312
ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
362
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
412
KABAĞINDA BİR AHI VAR
350
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
1987
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1395
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
2003
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1447
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1533
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1468
O’NUN YANLIZLIĞI
1636
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1481
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1476
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1756
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1420
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1538
Bingöl ve 7 Kardeşi
1689
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
1813
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1506
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1641
Aynalara Bakalım
1713
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1769
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1611
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
3054
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
2828
YEĞLEMEK
2690
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8457
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4739
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5212
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
5892
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
5904
YÖNETİŞİM
5175
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
6053
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
11112
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8531
SÖZÜN DEĞERİ
8138
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
8087
KARER YAYLASI
9053
KARA MAHMUT
8604
KİĞI'YA DAİR
9124
AYNI YERDE DURUYORUZ
8849
A KUŞAĞI
9035
Çapakçur' dan Bingöl 'e
10136
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
13050
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
12930