Reklamı Geç
YAZARLAR
KİMSENİN YANMASINA GEREK YOK
Hasan TOSUN
10 Haziran 2026 - Çarşamba 15:50
467 defa okunmuş.

Şairin şiirinde geçen “Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” dizeleri yıllardır insanların yüreğinde karşılık buluyor.

Ben o sese başka bir yerden kulak veriyorum.

İçimde yükselen düşünce bambaşka:

Kimsenin yanmasına gerek yok.

Ne ben yanayım, ne sen ne de bir başkası.

İnsan, insanı inciterek aydınlığa ulaşamaz.

Bu dünyada hepimiz emanetiz.

Kimin ömrüne bir gün, kimin ömrüne bir asır yazıldığını yalnızca ilahi takdir bilir.

Yolun ne zaman biteceğini bilmeyen bir yolcu, yükünü neden ağırlaştırsın?

Kalbini neden öfke, hırs ve kinle doldursun?

“Üzüm üzüme baka baka kararır.” sözünü yalnızca birbirine benzemek üzerinden okumuyorum.

Asmanın dalındaki üzüm; güneşin sıcaklığıyla, yağmurun bereketiyle, rüzgârın nefesiyle olgunlaşır.

Zaman ona tat verir.

İnsan eli asmaya uzandığında ham olana değil, olgunlaşana değer verir.

İnsan da böyledir.

İnsan, insandan etkilenir. 

Gönülden çıkan bir iyilik başka gönüllerde filiz verir.

Merhamet merhameti çağırır, doğruluk güvene dönüşür. 

Güzel davranışlar gösterişe ihtiyaç duymadan yayılır; günün ilk ışıkları gibi fark edilmeden etrafı aydınlatır.

Bağdaki asmanın vakti geldiğinde yaprakları sararır, dalları sessizce dinlenmeye çekilir.

İnsan ömrü de bundan farklı değildir.

Böylesine kısa bir yolculukta kibri büyütmenin, öfkeyi beslemenin ve hırsı omuzlarda taşımanın insana ne kazandırdığını düşünürüm.

Karanlığı kendi ellerimizle çoğaltmanın insana faydası yoktur.

Doğan güneş hepimizin üzerine aynı sıcaklıkla doğar. 

Yağan yağmur, zenginin çatısına da fakirin toprağına da aynı damlayla iner.

Gün gelir; musalla taşının sessizliği karşısında makam susar, servet susar, unvan susar.

Geriye yalnızca insanın bıraktığı hatıra kalır.

Belki de bu yüzden dünyanın dört bir yanında yaşanan acılar karşısında insanın yüreği daha çok sızlıyor.

Savaşların gölgesinde çocuk sesleri yükseliyor. 

O küçücük sesler, insanlığın vicdanına sorulmuş en ağır sorular gibi akıp gidiyor.

Buna rağmen insanlar hâlâ paylaşamadıkları şeylerin peşinden koşuyor.

Oysa dünya, hırslarımız kadar dar değil; vicdanımız kadar engindir.

Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu görmek için uzağa bakmaya da gerek yoktur.

Birkaç dakikalık telaş, bir ömrün son durağı olabiliyor. 

Yollarda eksilen yalnızca bir can değil; bir annenin duası, bir çocuğun umudu, bir ailenin yarını oluyor.

Hiçbir acelecilik, kaybolan bir hayatın yerini dolduramıyor.

Yaşadığımız çevreyle kurduğumuz ilişki de insanın iç dünyasından kopuk değildir.

Doğaya bıraktığımız her çöp, aslında yüreğimize düşen bir lekedir.

Çiçeklerle dolu bir bahçeye giren insanın ruhu ferahlar. 

Temiz bir çevre yalnızca toprağı değil, düşünceyi de arındırır.

Gözün gördüğü güzellik zamanla gönlün dili olur.

Bir gülün zarif kokusuyla, çürümüş bir atığın keskin kokusu bir değildir.

Güzel olan insanın içine ferahlık bırakır, kötü olan ruhunu daraltır.

Hayat da böyledir.

Ne ile meşgul olursak zamanla ona benzemeye başlarız.

Bu dünyaya gelişimiz de gidişimiz de ilahi takdirledir. 

Bize düşen, verilen iradeyi iyilikten yana kullanmaktır.

Zulüm insanı büyütmez.

Kibir insanı yüceltmez.

Bencillik insanı zenginleştirmez.

İnsanın gerçek değeri; merhametinde, adaletinde ve vicdanında kendini gösterir.

Hayatın hızını değil, anlamını çoğaltmamız gerektiğine inanıyorum.

Yönümüzü iyiliğe çevirdiğimizde yol da değişir, yolcu da değişir.

Aradığım güzel hayatın erişilmez ufuklarda olmadığını biliyorum.

Bir tebessümde, uzanan bir elde, samimiyetle söylenmiş bir sözde, içten edilen bir duada olduğunu hissediyorum.

İnsan, önce kendi kapısının önünü süpürdüğünde yaşama da başka gözlerle bakıyor.

İçinde huzur bulan, çevresine de huzur taşıyor.

Bu yüzden aynı düşüncede kalıyorum:

Kimsenin yanmasına gerek yok.

Bir insanın kalbinde yakacağı en güzel ateş, vicdanın ışığıdır.

O ışık çoğaldığında karanlık kendiliğinden çekilir.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

SOĞUK ÇEŞME KAVURMASI
78
YAĞMURLU BİR GÜNÜN YÜREĞİ MERHAMETLE DOLU İNSANLARI
138
DUVARLARIN İÇİNDE BOŞ ZAMAN YOK
230
SÖZLERDEN ESERLERE: KADİR ÇİNTAY’IN BİNTSO YOLCULUĞU
220
ARAMADI, KAYBETTİ; ÖZÜNÜ BULAMADI HÂLİYLE
274
Rençber Aziz
389
Taner Balat İçin Çaba Gerek
348
VERİLMESİ GEREKEN İKİ KELİMELİK BİR TALİMAT : TANER’İ BULUN
431
MURAT NEHRİ KADAR UZUN BİR BEKLEYİŞ: TEAMÜLLERİN GÖLGESİNDE UMUT
422
BİR TEKASÜR ÇIĞLIĞI: HAVAL KADIN
475
SÜZGEÇTEN GEÇEN AYDINLIK
476
FEYZİ BABA
578
ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
669
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
683
KABAĞINDA BİR AHI VAR
590
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
2230
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1637
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
2272
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1680
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1770
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1691
O’NUN YANLIZLIĞI
1868
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1756
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1700
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1969
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1663
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1754
Bingöl ve 7 Kardeşi
1944
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
2028
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1723
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1883
Aynalara Bakalım
1958
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1977
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1825
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
3286
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
3037
YEĞLEMEK
2888
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8697
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4956
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5417
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
6113
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
6132
YÖNETİŞİM
5378
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
6265
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
11344
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8737
SÖZÜN DEĞERİ
8353
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
8306
KARER YAYLASI
9492
KARA MAHMUT
8833
KİĞI'YA DAİR
9356
AYNI YERDE DURUYORUZ
9071
A KUŞAĞI
9256
Çapakçur' dan Bingöl 'e
10357
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
13269
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
13157