Reklamı Geç
YAZARLAR
MURAT NEHRİ KADAR UZUN BİR BEKLEYİŞ: TEAMÜLLERİN GÖLGESİNDE UMUT
Hasan TOSUN
02 Temmuz 2026 - Perşembe 12:18
170 defa okunmuş.

Seçim dönemlerinde hep aynı fotoğrafı görüyorum.

Yaşını almış caddeler ve sokaklar yine afişlerle donatılıyor.

Meydanlarda çoğu zaman aynı isimler konuşuyor, benzer sözler duyuluyor.

Aynı yüzler, yeniden aynı umutları vaat ediyor.

Seçimlere doğru yürünürken ben yine kaldırımın kenarında izleyenlerden biri oluyorum.

Bu sözler ne bir öfkenin haykırışı ne de bir kırgınlığın hesabıdır.

Bingöl’ün vicdanına emanet edilmiş samimi bir ricadır.

Bugüne kadar siyaset yapmış, bugün de yapan, yarın da muhtemelen yapacak olan; iktidarıyla, muhalefetiyle, teşkilatlarıyla, kanaat önderleriyle, müteşebbisleriyle ve yılların biriktirdiği nüfuzla bu şehre yön veren bütün kıymetli hemşehrilerime sesleniyorum.

Sizden bir koltuk istemiyorum.

Bir makamın peşinde de değilim.

Tek isteğim, hayalim olan seçilme kapısının bir kez olsun benim için de aralanmasıdır.

Biliyorum, o kapılar kilitli değil.

Yıllardır görüyorum; hep aynı eller açtığı için, başkalarının oraya yaklaşamayacağını düşündüren görünmez bir alışkanlık oluşmuş durumda.

Ben de o kapının önünde bekleyenlerden biriyim.

Anayasa bana “Aday olabilirsin.” diyor.

Kanun bana “Seçilebilirsin.” diyor.

Kâğıt üzerinde hepimizin hakkı. 

Gerçek hayat ise kâğıda sığmayan dipnotlar bırakıyor.

Teamül deniyor adına.

Kimsenin yazmadığı ama herkesin bildiği kanıksanmış kurallar...

Siyaset, sanki yalnızca yıllardır bu işi yapanların değişmez hakkıymış gibi görülüyor.

Seçilme kapıları, belli çevrelere ait profesyonel bir meslek kapısı hâline geliyor.

Oysa sandık ayrıcalık sormaz.

Oy pusulası serveti ölçmez.

Demokrasi, nüfuzun değil; milletin vicdanının kararıdır.

Bingöl’ün yollarını düşünüyorum.

Bir ucu Karlıova’nın kara kışına uzanıyor.

Yedisu’nun derin vadilerine iniyor.

Kiğı’nın tarih kokan sokaklarından geçiyor.

Yayladere’nin zirvelerine selam veriyor.

Adaklı’nın yaylalarında soluklanıyor.

Genç’in bereketli topraklarından yeşeriyor.

Solhan’ın meltemleriyle serinliyor.

Hiçbir yol, “Bu köyden gelen geçemez.” demiyor.

Hiçbir dağ, “Bu aileden olmayan yükselemez.” diye önümüze duvar örmüyor.

Murat Nehri suyunu ayırmıyor.

Yağmur düşeceği tarlanın sahibini seçmiyor.

Güneş hangi görüşten olduğumu bilmiyor.

Doğa, takdir-i ilahinin hikmetiyle hepimizi aynı cömertlikle kucaklıyor.

İnsan ise, nisyan ile malul yaratılışı sebebiyle genellikle yakınını, dostunu, tanıdığını unutmuyor.

Her seher vakti Çır Şelalesi gibi coşkuyla başlıyorum güne.

Akşam olunca Murat Nehri’nin dingin suyu gibi çekiliyorum yüreğime.

Sülbüs Dağı asaletle dimdik duruyor.

Ben ise ayakta kalmanın yorgun hâlini taşıyorum.

Yüzen Ada nasıl suyun üzerinde batmadan duruyorsa, ben de hayatın içinde batmadan durmaya çalışıyorum.

Ana ata ocağım Bingöl’ümü seviyorum.

Çevlik’im’in yüküne omuz vermenin ne demek olduğunu yaşayarak hissetmek istiyorum.

Dilim sessiz...

Gözlerim, Çapakçur’a hizmet edememenin hüznüyle bakıyor.

Bilirim; en ağır yükler, sükûtu seçen Bingöl'lü yüreklere misafir olur.

Anayasa bana yine aynı cümleyi söylüyor:

“Sen de aday olabilirsin.”

Dahası görünmeyen başka bir cümle daha var.

Hiçbir resmî belgede yazmıyor.

Ne var ki herkes biliyor.

Teamül...

Nüfuz...

Çevre...

Ekonomik güç...

Ve ekseriyetle tek bir cümle:

“Sırası değil.”

Hâlbuki demokrasi, yalnızca “hep bana” demekle değil, gerektiğinde “biraz da sana” diyebilmekle anlam kazanır.

Sorun sandıkta değil.

Sorun, sandığa giden yoldadır.

Ben o yolda yürümek istiyorum.

Edinilmiş ayrıcalıklarımla değil...

Arkamdaki kalabalıklarla değil...

Alın terimle...

Emeğimle...

Bilgimle...

Bir dönem için...

Asgari ücretle geçinen bir baba da aday olabilsin.

Emekli bir öğretmen de kürsüye çıkabilsin.

Yıllarca pazarda tezgâh açmış bir esnaf da şehrinin sorunlarını anlatabilsin.

Bir ev hanımı da sabrını siyasete taşıyabilsin.

Engelli bir vatandaş da önyargıları yıkabilsin.

O gün yalnız adaylar değişmez.

Umut değişir.

Bakış değişir.

Bingöl’ün geleceğine dair inanç değişir.

Ben sizden seçilme hayali olan biri olarak çekilmenizi istemiyorum.

Yılların içinde verdiğiniz emeğinizi de inkâr etmiyorum.

Yalnızca nezaketen beni de hatırlayın diyorum. 

Bir ağacın bütün dalları aynı yöne uzarsa, gölgesi de hep aynı yere düşer.

Çevlik ise farklı yönlere uzanan dallarla güzelleşir.

Kim bilir, yeni yüzlere de yer açmanın zamanı gelmiştir.

Büyüklüğün özü, her zaman “ben olayım” demek değildir.

Gerektiğinde başkasına da fırsat verebilmektir.

İnsan ardında makam bırakmaz.

İsim bırakır.

Eser bırakır.

Umut bırakır.

Güven bırakır.

Sevgi bırakır.

Öyle bir gün gelir ki insanlar şöyle der:

“Bir zamanlar seçilmiş     büyüklerimiz vardı.”

“Koltuğu bırakmayı göze aldılar."

“Bizi sevdi.”

“Bize imkân tanıdı.”

Ben ki bu şehrin, teamüller nedeniyle kendisine fırsat tanınmamış çoğunluğundan biriyim.

İşsizim.

İşçiyim.

Emekliyim.

Esnafım.

Öğretmenim.

Hemşireyim.

Polisim.

Askerim.

Ev hanımıyım.

Engelliyim.

Çiftçiyim.

En çok da sizler gibi talihli bir Bingöl'lüyüm.

Bugün bu sitemli ricamı Bingöl’e bırakıyorum.

Karlıova duysun.

Yedisu duysun.

Kiğı duysun.

Yayladere duysun.

Adaklı duysun.

Genç duysun.

Solhan duysun.

Bugün bu sitemkâr dileğimi Bingöl’e bırakıyorum.

Çır Şelalesi kadar berrak bir arzudur.

Murat Nehri kadar uzun bir yolculuk.

Sülbüs Dağı kadar mütevazı bir temennidir.

Yüzen Ada kadar umut taşıyan bir ezgidir.

Son sözüm bir dua ve dilek niyetinedir:

Bir bahçenin gerçek zenginliği aynı çiçeklerin çokluğu değildir.

Gerçek zenginlik; herkesin bir gün “Ben de bu bahçeye renk katabilirim.” diyebileceği fırsatı, teamüllerin gölgesi olmadan yakalayabilmesidir.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Taner Balat İçin Çaba Gerek
89
VERİLMESİ GEREKEN İKİ KELİMELİK BİR TALİMAT : TANER’İ BULUN
156
BİR TEKASÜR ÇIĞLIĞI: HAVAL KADIN
232
KİMSENİN YANMASINA GEREK YOK
226
SÜZGEÇTEN GEÇEN AYDINLIK
245
FEYZİ BABA
312
ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
362
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
412
KABAĞINDA BİR AHI VAR
349
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
1985
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1395
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
2001
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1447
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1532
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1468
O’NUN YANLIZLIĞI
1635
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1480
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1475
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1755
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1419
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1537
Bingöl ve 7 Kardeşi
1689
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
1812
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1505
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1641
Aynalara Bakalım
1712
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1768
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1611
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
3054
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
2828
YEĞLEMEK
2690
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8456
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4739
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5212
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
5890
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
5904
YÖNETİŞİM
5175
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
6053
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
11111
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8531
SÖZÜN DEĞERİ
8138
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
8087
KARER YAYLASI
9052
KARA MAHMUT
8604
KİĞI'YA DAİR
9124
AYNI YERDE DURUYORUZ
8848
A KUŞAĞI
9034
Çapakçur' dan Bingöl 'e
10135
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
13050
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
12930