Reklamı Geç
YAZARLAR
GECE VE KARANLIK ZAMANLAR
Yusuf ALİOĞLU
24 Eylül 2026 - Perşembe 12:55
1066 defa okunmuş.

Bunca sessiz ve bunca karanlık bir geceden; bunca kurşun gibi ağır ve bunca buz gibi soğuk bir rüyadan ve bunca cesetleşmiş beton misali çıplak bir tenden arta kalmış bir uyanışla:

 

“Heyy,” diyorum, “yerin üstündekiler; ‘yaşamanın sivri yanları’ takılmadı mı hâlâ gözlerinize?”

 

Bunca mebzul vakanüvis ve bunca işgüzar kapıkulu, bunca hodbin sansürcü, bunca sudan ucuz danışman, bunca medya gediklisi, bunca bürokrasi yalakası, bunca kâsebaz, bunca pehpehçi ve bunca müdahane kumkuması...

 

Saray eteklerinde, şato balkonlarında, beş yıldızlı otellerin suit odalarında, lüks kafelerde, rezidanslarda ya da tescil harici adalarda; binlerce cebin, avucun, tefecinin ve tüccarın kirini taşıyan o mürekkepli kâğıtların afrodizyak kokusuyla sarhoş olmaktasınız.

 

Bu sentetik kokuyla zihninizi uyuşturup siyahları beyaza, beyazları da siyaha derkenar edip oksijen kıvamında itaatler ve kulluk tadında ibadetler devşirirken hangi altın tozundan el yazmasında ve hangi pirupak parşömende okunacak kendinden menkul kerametleriniz, narsist histerileriniz? Tarih sizin için ne yazacak?

 

Karanlık hep kalleş ve kahpe, karanlık hep zifiri ve simsiyah tülden bir karakter, karanlık aldatmak ve ayılmamak üzere ebedî bir aldanış ve ‘köşebaşları da tutulmuş’ ise aydınlık adına attığınız adımları hangi ölçü birimi ile hesaplamalı?

 

Zamanın ikazı kulak zarlarınızın çeperini aşamamışsa, mekânın ruhunda mayalanan direniş kıvılcımları göz bebeklerinizde devrim renkli alevler yakamamışsa hangi dedektör ile bakmalı idrak yitiklerinize?

 

Zaman değişti ve mekân de-mode oldu ise acemi sosyoloji öğrencilerine ait satır aralarında; bilmek amuda kaldırıldı ve medyatik filozofların mebzul fıkralarında sipariş reçetelere döndüyse, tevellüdünüzü hangi tarih şeridi ile tespit etmeli? Hangi pusula ile tayin etmeli mekânsal zamansallığınızı?

 

Çok köşeli hayatlarınız çok köşeli kişiliklere, çok renkli vitrinleriniz çok renkli maskelere dönüştükçe iksir diye yudumlayıp zemzem diye tanımladığınız kevser hayallerinizden ne kaldı geriye? Güneş ve sabah diye kalktığınız zamanlardan zift gibi habislikler dökülüyorsa kahvaltı sofralarınıza; okşadığınız çocuklarınızın başına çamur akıyorsa avuçlarınızdan ve gözleri boğuluyorsa mahdumlarınızın bu balçık deryasında; buğulu günaydınlarınızdan, pusuya yatmış selamlarınızdan ve esmer tebessümlerinizden ne kalır geriye?

 

Nazenin bir bakış zarfı ve mazrufuyla sessizce çekilirken hayatımızdan, sesle bütünleşmiş anlamın en makul ve en makbul örnekleri bir bir uzaklaşırken düşünce terasımızdan, yüreğimizin hangi stratejik birimlerine modern tahrip mayınları döşediniz?

 

Sessiz filmlerin ucuz aktörleri gibi en pespaye rollere çıkardıysanız bizleri ve hayatımızı kısa metrajlı ikinci kalite filmlere çevirdiyseniz, alın ve okuyun sanat şaheserlerinizi! Gülyabanilerle dolu bu vıcık vıcık tablo sizin. Bizdeki bayağılıktan sizlere ait yetenek okyanuslarını keşfedin. Yüzümüzdeki çizgilerden estetik derinliğinizi; ağıtlarımızın yakıcılığından beste ve güfte kabiliyetinizi yakalayın.

 

Kaba materyalizmden saf idealizme çizdiğiniz zikzaklar; yer ile gök arasında yaşadığınız yalpalamalar, katedral ve şatoda müşahhaslaşan siyasal düalizm, modern çağlara taşıdığınız antik hurafeler, kopamadığınız istiskal geleneği ve doğu ile batı arasında günübirlik tuttuğunuz saflar, bilinmeyen zaman kayıtlarına hangi alfabe ile yazılacak?

 

‘Heyy’ yerin üstünde olduğunu iddia edenler; bir ses, bir soluk, bir hayat fişeği, bir yaşam nişanesi ispat kabilinden dökülsün halinizden arzın zayıf noktalarına.

 

Olgun bir yaprak düşsün gövdenizden ve cinlere rızık olsun; tomurcuklarını patlatacak bir cümle bitsin dudaklarınızda ve ‘yeryüzü lanetlilerine’ mağaradan çıkma umudu olsun; bir tebessüm açsın yüzlerinizde ve Firavunlaşmış bedenlerinizde Asiye’den bir hatıra kalsın.

 

Bu trajik ve absürd labirentten çıkış, sizin o taklit ve istihkâr yüklü kültür  iktidarlarınızla, sentetik aydınlarınızla ya da fahişe tinetli sermayenizle değil; hakikatin izini sürenlerin emeği, özgün imgelemi ile olacaktır.

 

Öyleyse, kanatlanmış sır düşkünlerinden modern zamanların ruh seyyahlarına; hikmetin yıldız savaşçılarından düşüncenin hâkim simyacılarına, örsünde adalet döven emekçilerden devrimci dünyanın çelikten çekirdeğine ‘merhaba’ makamında bir nefes-i müstakîm yollayın.

 

Düşüncenin romantik mimarlarından eylemin çağlayan şelalelerine; rahlelerin mistik dizaynından dağların sufi yolcularına ‘adanmışlık’ makamında bir sabr-ı cemîl yollayın.

 

Yollayın ki, gece kadar karanlık yüzleriniz, lirik bir dokunuşla güneş huzmelerinden, sonsuzluk hazinelerinden, renklerin sesinden ve seslerin kanat çırpışından nasiplensin.

 

Yollayın ki, kusurlu tasavvurunuz fitne müdavimliğinden, nifak meşguliyetinden azat olsun...

 

4 Aralık 2011

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

AYDINLIK 'AYDIN' YÜZLERLE GELİR
345
GREGOR İSİMLİ BÖCEKLERLE DOLU GÜNDELİK HAYAT
1103
KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
1017
Biriktirdiklerim -8-
1007
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
1206
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1243
YUSUF'UN BABASI
1163
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
1145
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1598
GÖSTERİ TOPLUMU
1758
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1791
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2274
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2804
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2203
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2192
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2416
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2770
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3643
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2660
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3585
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2892
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6804
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2271
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2624
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4787
Köprüler ve Çamurlu Sular
4052
Biriktirdiklerim-7-
3730
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4437
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3335
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3240
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
4084
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3678
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3192
“Ben de adayım”
3275
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3813
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2914
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
3104
Biriktirdiklerim-6
2840
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3210
Engerek Soyu
3674
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5193
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3836
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4421
Libası İdrarlı Adamlar
4407
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5642
‘Ey kötülük!’
3850
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4832
'Sıkıntı yok!'
4357
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4505
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4176
Hakikate Tanıklık Nedir?
4185
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4798
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
6110
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8696
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6745
Harf Eken Kelime Biçer
7645
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5524
Çekilin aradan, maradan...
7291
'Biraz da ben konuşayım'
6480
‘Apaçık’ Şiir
6443
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6622
Kitaplar Dolusu Susmak...
5615
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5312
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6650
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
16117
Biriktirdiklerim -5-
4550
Biriktirdiklerim -4-
4912
Biriktirdiklerim -3-
5093
Parayı Nereye Yatırmalı?
4901
Biriktirdiklerim -2-
5123
Biriktirdiklerim -1-
5324
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6642