Reklamı Geç
YAZARLAR
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
Yusuf ALİOĞLU
18 Ocak 2021 - Pazartesi 16:13
16113 defa okunmuş.

Babacığım.

 

Köyümüzün kültür arşivi, Çapakçur’un sempatik esnafı, folklorumuzun duayen ismi, sevenlerinin ‘ali abi’si değerli babam H. Ali Burtaşkıray hakkın rahmetine yürüdü.

 

Babamın 1942’de Çölek’te başlayan ömür serencamını ‘emek, sanat ve muhabbet’ kelimeleri ile özetleyebilirim.

 

Henüz 10-12 yaşlarında Diyarbekir’de inşaatlarda çivi toplayarak, lokantalarda günlük 2 liraya masalarda kullanılmış bardakları toplayarak başladı emek serüveni.

 

“Yememiştir hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlısını' diyerek ömrünün sonuna kadar da hep emeğinin karşılığı ile geçindi.

 

Emekçi kişiliğinin yanında o, tam bir sanat adamı idi. Daha çocuk yaşlarında babasından öğrendiği folklor ve oyun tutkusu hayatının tarzı haline gelmişti. Bir yandan iaşe endişesi ile sabah namazını müteakip başlayan iş hayatının yoğunluğu diğer yandan köy köy, mahalle mahalle gezip, yumurta topuklu sivri burun ayakkabısı, özel olarak diktirdiği şalvarı ve bir başka folklor efsanesinden hediye aldığı kuşağı ile sanatını icra eder, Delilo'dan Gövend'e, Çepik'ten Harrani'ye seyirlik ziyafet sunardı.

 

Yüzlerce Zaza’ca düğün türküsü bilir, onlarca oyun, ritmik hareket ve figürü ustalıkla sergilerdi.

 

Günlerce süren köy düğünlerinin ya da şehirdeki sokak ve sonraları düğün salonlarındaki düğünlerin aranan ismiydi. Mikrofondan önce onun adının ısrarla anons edilişini ve sahneye davet edilişini unutamam. Davul zurna ya da kaval onunla ayrı bir çalar, oyuncular onun sinerjisi ile ayrı bir havaya girer, izleyiciler vücut dilini ustaca kullanan bu efsaneyi izlemeye doyamazlardı. Oyunun en heyecanlı anında mendilini havaya atıp iki diz çöküşü sonrası havadaki mendili yeniden tutması onunla özdeşleşen unutulmaz karelerdendi.

 

Bütün ustalarda gördüğüm bir ayrıntıya onda da ziyadesiyle şahit oldum. Ruhuna yuva yapan folklor aşkı uğruna işyerini ihmal eder, ekmek teknesi zarar görür, işleri kötü giderdi. Ama bunlar asla sanatçı kimliğinin önüne geçmez, asla duygularının yönünü değiştirmezdi.

 

Halk Eğitim Merkezi adına kurduğu ve zamanında çok büyük işlere imza atan folklor ekibi hala efsane ekip olarak anılır.

 

Yurt içinde ve yurt dışında sayısız programa, festivale, belgesel çekimine, yarışmaya katıldı. İki Türkiye birinciliği ve bir Türkiye ikinciliği hediye etti memleketine.

 

Evet. O, aynı zamanda bir gönül eri idi. Konuşmayı, dinlemeyi, muhabbeti ziyadesiyle severdi. Köyün kültür arşivi gibi geniş bir anı yelpazesine sahipti. Hafızası güçlüydü. Büyüklerinden duyduğu anekdotları, hatıraları, önemli olayları kendi çeşnisini de katarak büyük bir ustalıkla anlatırdı.

 

Şehrin tarihine şahitlik edecek, aşağı çarşıdan yukarı çarşıya şehrin nabzını tutacak zihinsel, sözlü dökümanları vardı. Şehrin ilk terzisi, ilk zabıtası, helvacısı, nalbantı, hamalı, kamyoncusu, belediye başkanları ve diğer önde gelenleri hakkında hayran bırakan dolu dolu bir koleksiyonu vardı.

 

Ama gün oldu, o da her fani gibi ömrünü tamamladı ve rabbine yürüdü.

 

Saf, duru, sahih bir akidesi vardı. 1950’lerde ilkokulu bitiren babam, soran, sorgulayan, kurcalayan, eleştiren bir akıl formatına sahipti.

 

İşyerine gelen medrese hocalarına çay-kahve ikram eder, bu arada aklına takılan sualleri bir bir sıralardı.

 

Şahitlik ederim ki, asla tekasür burgacına tutulmadı. Gönül zenginliği, sohbet seyahatleri, kavalın yanık sesi, türkülerin doyulmaz tadı onda dünyalık biriktirmeye yer bırakmamıştı zaten.

 

Günü yaşayan, kalbi ağzında bir insandı. Yarınlar için komplike planlar yapmaz, duygularını doğruca ifade ederdi.

 

Doğup büyüdüğü topraklara şiir tadında bir tutkuyla bağlıydı. Çocukluğunun geçtiği dağları, bayırları, soğuk suları, serin gölgeleri anlatmaya doyamazdı. İnsan canlısıydı; arkadaşlarını, komşularını, köyün büyüklerini ayrıntıları ile aktarır; mizah ve trajedi üslubunu görülmemiş bir ustalıkla dengeler, saatlerce süren sohbetleri ara vermeden devam ederdi. Bu anlamda Zaza’ca sözlü edebiyatının önemli temsilcilerindendi diyebiliriz.

 

Yüzünü hep eski olandan yana tuttu. Eski dostluklar, arkadaşlıklar, paylaşımlar onulmaz bir sancı olarak kaldı onda. Modern olanın ayrıştıran, tekleştiren, uzaklaştıran, yabancılaştıran taraflarına hep mesafeli durdu.

 

Evet Cemal Süreya. Benim de babam öldü.

 

‘Şimdi babasız kalmış çocukların ıssızlaşmış gözleri ile bakıyorum’ etrafa.

 

‘Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!’ Yalnız onun elini öpmek için eğilen başım, şimdi hangi rüzgarlara savuracak kalbimi Nazım.

 

Şimdi baba yokluğunun hüsranıyla yaraları dağlama zamanıdır şairim.

 

Babacığım…

 

Kalemi günün birinde vefatın üzerine tutacağımı hiç düşünmemiştim.

 

Alemlerin rabbi olan yüce Allah, seni rahmeti ve mağfireti ile kuşatsın.

 

Mekanın cennet olsun.

…

 

“Day bego wuno, day miro şuno / Day havaro derde mı gıruno…”

Adınız
Yorumunuz
Vedat baydogan - 27 Ocak 2021  
Hepsinin en canlı sahidiyim.Allah rahmet ve merhamet etsin inşaallah. Mekanı güzel insanların mekanından olsun.

Zeynephtsr - 27 Ocak 2021  
Yeri doldurulamayacak yegane güzel insan. AMCAM..


Diğer Yazıları

AYDINLIK 'AYDIN' YÜZLERLE GELİR
243
GREGOR İSİMLİ BÖCEKLERLE DOLU GÜNDELİK HAYAT
1102
KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
1014
Biriktirdiklerim -8-
993
GECE VE KARANLIK ZAMANLAR
1065
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
1203
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1241
YUSUF'UN BABASI
1160
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
1144
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1598
GÖSTERİ TOPLUMU
1756
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1790
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2273
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2804
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2202
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2191
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2414
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2770
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3643
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2659
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3584
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2890
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6804
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2271
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2624
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4787
Köprüler ve Çamurlu Sular
4052
Biriktirdiklerim-7-
3729
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4437
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3335
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3239
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
4082
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3678
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3191
“Ben de adayım”
3275
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3812
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2914
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
3101
Biriktirdiklerim-6
2839
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3209
Engerek Soyu
3672
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5192
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3836
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4420
Libası İdrarlı Adamlar
4407
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5642
‘Ey kötülük!’
3848
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4831
'Sıkıntı yok!'
4355
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4504
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4176
Hakikate Tanıklık Nedir?
4185
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4797
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
6109
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8696
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6743
Harf Eken Kelime Biçer
7644
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5524
Çekilin aradan, maradan...
7290
'Biraz da ben konuşayım'
6479
‘Apaçık’ Şiir
6443
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6621
Kitaplar Dolusu Susmak...
5614
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5312
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6649
Biriktirdiklerim -5-
4548
Biriktirdiklerim -4-
4912
Biriktirdiklerim -3-
5092
Parayı Nereye Yatırmalı?
4899
Biriktirdiklerim -2-
5123
Biriktirdiklerim -1-
5323
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6642