Emrullah KAYA Filistin’de İnsanlığın Kaybı
Yazı Detayı
04 Nisan 2026 - Cumartesi 16:08 Bu yazı 29 kez okundu
 
Filistin’de İnsanlığın Kaybı
Emrullah KAYA
 
 

 Bazen bir fotoğraf, bir cümle ya da sosyal medyada dolaşan birkaç satır insanın içini derinden sarsar. Çünkü bazı sözler sadece bilgi değildir; bir çığlıktır. Filistin’den yükselen çığlık da işte böyle bir çığlık…

Son günlerde İsrail Meclisi’nin Filistinli mahkûmlara yönelik idam cezasını öngören tartışmalı bir yasa tasarısını kabul etmesi dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Mecliste yapılan oylamada tasarı 62’ye karşı 48 oyla kabul edildi ve bu düzenleme özellikle Filistinli tutuklular için ölüm cezasını mümkün hale getirdi.  

Yasaya göre bazı suçlardan hüküm giyen Filistinli mahkûmlar için idam cezası uygulanabilecek ve infazların karar kesinleştikten sonra kısa bir süre içinde gerçekleştirilmesi öngörülüyor.  

Bu karar, yalnızca hukuki bir düzenleme değil; aynı zamanda uzun yıllardır süren bir çatışmanın yeni ve karanlık bir sayfası olarak görülüyor.

Bitmeyen Bir Acının Tarihi

Filistin meselesi bugün ortaya çıkmış bir kriz değildir. 1948’de İsrail devletinin kurulmasıyla başlayan süreç, yüz binlerce Filistinlinin topraklarından sürülmesiyle sonuçlandı. Filistinliler bu dönemi “Nakba” yani “Büyük Felaket” olarak adlandırıyor.

O günden bu yana Filistin’de geçen her yıl, yeni bir acı, yeni bir yıkım ve yeni bir travma anlamına geldi. İşgal altındaki topraklarda büyüyen çocuklar, hayatın en basit haklarından bile mahrum bırakıldı.

Bir çocuğun geleceğe dair hayali doktor olmak, öğretmen olmak ya da pilot olmak olmalıdır. Ama Gazze’de ya da Batı Şeria’da doğan birçok çocuk için en büyük hayal yalnızca hayatta kalabilmek.

Zindanlar ve Umutsuzluk

Filistin meselesinin en trajik boyutlarından biri de cezaevlerinde yaşanan dramdır. Binlerce Filistinli yıllardır İsrail hapishanelerinde tutuluyor. İnsan hakları örgütleri sık sık bu cezaevlerinde yaşanan kötü muamele, uzun süreli tutukluluk ve adil yargılama sorunlarına dikkat çekiyor.

Şimdi ise idam yasası tartışması bu dramı daha da ağırlaştıran bir gelişme olarak görülüyor. Filistin yönetimi ve birçok uluslararası kurum bu yasayı uluslararası hukuka aykırı ve tehlikeli bir adım olarak nitelendiriyor.  

Çünkü savaşın bile bir hukuku vardır. Sivillerin korunması, esirlerin insan onuruna yakışır şekilde muamele görmesi uluslararası sözleşmelerle garanti altına alınmıştır.

Dünyanın Sessizliği

Belki de Filistin meselesindeki en acı gerçeklerden biri dünyanın büyük bölümünün bu trajedi karşısındaki sessizliğidir.

Uluslararası toplantılar düzenlenir. Kınama mesajları yayınlanır. Diplomasinin diliyle yazılmış uzun açıklamalar yapılır. Ama çoğu zaman sahada değişen çok az şey olur.

Oysa tarih bize şunu öğretmiştir:
Zulüm yalnızca zalimlerin gücüyle büyümez. Aynı zamanda sessiz kalanların suskunluğuyla da büyür.

Filistin’de yaşananlar yalnızca bir siyasi kriz değil; insanlığın vicdan sınavıdır.

Bir Halkın Direnişi

Tüm baskılara rağmen Filistin halkı yıllardır var olma mücadelesi veriyor. Evleri yıkılsa da, şehirleri kuşatma altında olsa da, umutlarını tamamen kaybetmiş değiller.

Çünkü bir halkın özgürlük isteği kolay kolay yok edilemez.

Bugün Filistin’de büyüyen bir çocuk belki bombaların gölgesinde yaşıyor olabilir. Ama o çocuk aynı zamanda özgür bir geleceğin hayalini de taşıyor.

Vicdanın Sorusu

Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar Filistin için ses yükseltiyor. Üniversitelerde, meydanlarda, sosyal medyada… Çünkü insanlar biliyor ki adalet yalnızca güçlü olan için değil, herkes için olmalıdır.

Şimdi insanlığın kendine sorması gereken soru şudur:

Bir yerde insanlar zulüm görürken susmak gerçekten tarafsızlık mıdır?
Yoksa sessizlik de bir tür ortaklık mıdır?

Çünkü tarih çoğu zaman zalimleri değil, sessiz kalanları da yargılar.

Ve bir gün bu sayfalar kapanıp tarih yazıldığında, insanlık şu soruyla yüzleşecektir:

Biz o gün nerede duruyorduk?

Sessizliğin tarafında mı, yoksa vicdanın yanında mı?

 
Etiketler: Filistin’de, İnsanlığın, Kaybı,
Yorumlar
Haber Yazılımı