Hasan TOSUN KİMSENİN YANMASINA GEREK YOK
Yazı Detayı
10 Haziran 2026 - Çarşamba 15:50 Bu yazı 435 kez okundu
 
KİMSENİN YANMASINA GEREK YOK
Hasan TOSUN
 
 

Şairin şiirinde geçen “Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” dizeleri yıllardır insanların yüreğinde karşılık buluyor.

Ben o sese başka bir yerden kulak veriyorum.

İçimde yükselen düşünce bambaşka:

Kimsenin yanmasına gerek yok.

Ne ben yanayım, ne sen ne de bir başkası.

İnsan, insanı inciterek aydınlığa ulaşamaz.

Bu dünyada hepimiz emanetiz.

Kimin ömrüne bir gün, kimin ömrüne bir asır yazıldığını yalnızca ilahi takdir bilir.

Yolun ne zaman biteceğini bilmeyen bir yolcu, yükünü neden ağırlaştırsın?

Kalbini neden öfke, hırs ve kinle doldursun?

“Üzüm üzüme baka baka kararır.” sözünü yalnızca birbirine benzemek üzerinden okumuyorum.

Asmanın dalındaki üzüm; güneşin sıcaklığıyla, yağmurun bereketiyle, rüzgârın nefesiyle olgunlaşır.

Zaman ona tat verir.

İnsan eli asmaya uzandığında ham olana değil, olgunlaşana değer verir.

İnsan da böyledir.

İnsan, insandan etkilenir. 

Gönülden çıkan bir iyilik başka gönüllerde filiz verir.

Merhamet merhameti çağırır, doğruluk güvene dönüşür. 

Güzel davranışlar gösterişe ihtiyaç duymadan yayılır; günün ilk ışıkları gibi fark edilmeden etrafı aydınlatır.

Bağdaki asmanın vakti geldiğinde yaprakları sararır, dalları sessizce dinlenmeye çekilir.

İnsan ömrü de bundan farklı değildir.

Böylesine kısa bir yolculukta kibri büyütmenin, öfkeyi beslemenin ve hırsı omuzlarda taşımanın insana ne kazandırdığını düşünürüm.

Karanlığı kendi ellerimizle çoğaltmanın insana faydası yoktur.

Doğan güneş hepimizin üzerine aynı sıcaklıkla doğar. 

Yağan yağmur, zenginin çatısına da fakirin toprağına da aynı damlayla iner.

Gün gelir; musalla taşının sessizliği karşısında makam susar, servet susar, unvan susar.

Geriye yalnızca insanın bıraktığı hatıra kalır.

Belki de bu yüzden dünyanın dört bir yanında yaşanan acılar karşısında insanın yüreği daha çok sızlıyor.

Savaşların gölgesinde çocuk sesleri yükseliyor. 

O küçücük sesler, insanlığın vicdanına sorulmuş en ağır sorular gibi akıp gidiyor.

Buna rağmen insanlar hâlâ paylaşamadıkları şeylerin peşinden koşuyor.

Oysa dünya, hırslarımız kadar dar değil; vicdanımız kadar engindir.

Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu görmek için uzağa bakmaya da gerek yoktur.

Birkaç dakikalık telaş, bir ömrün son durağı olabiliyor. 

Yollarda eksilen yalnızca bir can değil; bir annenin duası, bir çocuğun umudu, bir ailenin yarını oluyor.

Hiçbir acelecilik, kaybolan bir hayatın yerini dolduramıyor.

Yaşadığımız çevreyle kurduğumuz ilişki de insanın iç dünyasından kopuk değildir.

Doğaya bıraktığımız her çöp, aslında yüreğimize düşen bir lekedir.

Çiçeklerle dolu bir bahçeye giren insanın ruhu ferahlar. 

Temiz bir çevre yalnızca toprağı değil, düşünceyi de arındırır.

Gözün gördüğü güzellik zamanla gönlün dili olur.

Bir gülün zarif kokusuyla, çürümüş bir atığın keskin kokusu bir değildir.

Güzel olan insanın içine ferahlık bırakır, kötü olan ruhunu daraltır.

Hayat da böyledir.

Ne ile meşgul olursak zamanla ona benzemeye başlarız.

Bu dünyaya gelişimiz de gidişimiz de ilahi takdirledir. 

Bize düşen, verilen iradeyi iyilikten yana kullanmaktır.

Zulüm insanı büyütmez.

Kibir insanı yüceltmez.

Bencillik insanı zenginleştirmez.

İnsanın gerçek değeri; merhametinde, adaletinde ve vicdanında kendini gösterir.

Hayatın hızını değil, anlamını çoğaltmamız gerektiğine inanıyorum.

Yönümüzü iyiliğe çevirdiğimizde yol da değişir, yolcu da değişir.

Aradığım güzel hayatın erişilmez ufuklarda olmadığını biliyorum.

Bir tebessümde, uzanan bir elde, samimiyetle söylenmiş bir sözde, içten edilen bir duada olduğunu hissediyorum.

İnsan, önce kendi kapısının önünü süpürdüğünde yaşama da başka gözlerle bakıyor.

İçinde huzur bulan, çevresine de huzur taşıyor.

Bu yüzden aynı düşüncede kalıyorum:

Kimsenin yanmasına gerek yok.

Bir insanın kalbinde yakacağı en güzel ateş, vicdanın ışığıdır.

O ışık çoğaldığında karanlık kendiliğinden çekilir.

 
Etiketler: KİMSENİN, YANMASINA, GEREK, YOK,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
21 Ekim 2026
YAĞMURLU BİR GÜNÜN YÜREĞİ MERHAMETLE DOLU İNSANLARI
71 Okunma.
21 Eylül 2026
DUVARLARIN İÇİNDE BOŞ ZAMAN YOK
185 Okunma.
11 Eylül 2026
SÖZLERDEN ESERLERE: KADİR ÇİNTAY’IN BİNTSO YOLCULUĞU
175 Okunma.
20 Ağustos 2026
ARAMADI, KAYBETTİ; ÖZÜNÜ BULAMADI HÂLİYLE
241 Okunma.
01 Ağustos 2026
Rençber Aziz
334 Okunma.
22 Temmuz 2026
Taner Balat İçin Çaba Gerek
302 Okunma.
14 Temmuz 2026
VERİLMESİ GEREKEN İKİ KELİMELİK BİR TALİMAT : TANER’İ BULUN
392 Okunma.
02 Temmuz 2026
MURAT NEHRİ KADAR UZUN BİR BEKLEYİŞ: TEAMÜLLERİN GÖLGESİNDE UMUT
377 Okunma.
22 Haziran 2026
BİR TEKASÜR ÇIĞLIĞI: HAVAL KADIN
443 Okunma.
01 Haziran 2026
SÜZGEÇTEN GEÇEN AYDINLIK
441 Okunma.
23 Mayıs 2026
FEYZİ BABA
523 Okunma.
18 Mayıs 2026
ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
612 Okunma.
10 Mayıs 2026
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
634 Okunma.
03 Mayıs 2026
KABAĞINDA BİR AHI VAR
549 Okunma.
22 Aralık 2025
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
2195 Okunma.
15 Aralık 2025
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1595 Okunma.
24 Kasım 2025
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
2226 Okunma.
19 Kasım 2025
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1635 Okunma.
13 Kasım 2025
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1730 Okunma.
07 Kasım 2025
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1645 Okunma.
30 Ekim 2025
O’NUN YANLIZLIĞI
1825 Okunma.
23 Ekim 2025
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1708 Okunma.
16 Ekim 2025
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1660 Okunma.
07 Ekim 2025
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1934 Okunma.
29 Eylül 2025
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1622 Okunma.
18 Eylül 2025
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1709 Okunma.
13 Eylül 2025
Bingöl ve 7 Kardeşi
1900 Okunma.
08 Eylül 2025
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
1992 Okunma.
05 Eylül 2025
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1682 Okunma.
01 Eylül 2025
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1845 Okunma.
21 Ağustos 2025
Aynalara Bakalım
1917 Okunma.
28 Mayıs 2025
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1939 Okunma.
25 Mayıs 2025
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1791 Okunma.
20 Ekim 2023
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
3246 Okunma.
02 Ekim 2023
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
2993 Okunma.
20 Eylül 2023
YEĞLEMEK
2849 Okunma.
13 Haziran 2023
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8653 Okunma.
23 Mayıs 2023
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4917 Okunma.
01 Mayıs 2023
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5372 Okunma.
06 Nisan 2023
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
6069 Okunma.
20 Mart 2023
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
6088 Okunma.
15 Mart 2023
YÖNETİŞİM
5341 Okunma.
16 Şubat 2023
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
6234 Okunma.
23 Ağustos 2022
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
11304 Okunma.
08 Ağustos 2022
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8695 Okunma.
02 Ağustos 2022
SÖZÜN DEĞERİ
8309 Okunma.
26 Temmuz 2022
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
8267 Okunma.
18 Temmuz 2022
KARER YAYLASI
9427 Okunma.
12 Temmuz 2022
KARA MAHMUT
8796 Okunma.
04 Temmuz 2022
KİĞI'YA DAİR
9312 Okunma.
29 Haziran 2022
AYNI YERDE DURUYORUZ
9028 Okunma.
23 Haziran 2022
A KUŞAĞI
9223 Okunma.
08 Haziran 2022
Çapakçur' dan Bingöl 'e
10319 Okunma.
26 Nisan 2022
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
13225 Okunma.
24 Mart 2022
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
13115 Okunma.
Haber Yazılımı