Hasan TOSUN SOĞUK ÇEŞME KAVURMASI
Yazı Detayı
29 Ekim 2026 - Perşembe 08:28 Bu yazı 5 kez okundu
 
SOĞUK ÇEŞME KAVURMASI
Hasan TOSUN
 
 

 Bingöl’ün yüksek yaylalarından sofralara uzanan bu köklü geleneğin adını 1963’ten günümüze taşıyan; ebediyete irtihal etmiş, rahmet ve minnetle yâd ettiğimiz, Bingöl ekonomisine katkı sunan ve kültürünün tanınmasına vesile olan Aziz Koç Amca’nın aziz hatırasına ithaf olunur.

Nasıl anlatılır ki özgün lezzetler…

Yemek değildir onlar.

Tabaktan ibaret değildir.

Kokudan ibaret değildir.

Yalnızca tat değildir.

Yolculuktur.

Çocukluk hatırasıdır.

Tekrarı yaşanmayan, hatırası ömür boyu taşınan…

Büyüklerin kurduğu sofralarda kalan bir sıcaklıktır.

Bingöl’de bir yol vardır…

İnsan o yoldan geçerken yalnızca bir yere gitmez.

Geçmişine doğru da yürür.

Dağların arasından kıvrılarak uzanan yollar…

Sarp yamaçların sessizliği… 

Yaylalardan gelen kekik kokuları… 

Taş duvarlı eski evler…

Çeşme başlarında bekleyen insanlar…

Bütün bunlar, yıllardır bu topraklarda yaşayan hayatın renklerini taşır.

Coğrafyamızda her taşın içinde bir hatıra, her suyun içinde bir serinlik, her yemeğin içinde bir yaşantı saklıdır.

Eski yollardan birinde, Bingöl ile Erzurum güzergâhının üzerinde bir durak vardır.

Soğuk Çeşme…

Adını dağların bağrından süzülerek gelen buz gibi suyundan alan bu yer…

Yolcunun nefes aldığı,
yorgunluğunu bıraktığı,
bir tas suyla ferahladığı,
kısa molaların derin sohbetlere dönüştüğü bir andır. 

Yazın en sıcak günlerinde içeni rahatlatan o serin su…

Dağlardan gelen serin rüzgar…

Çeşmenin hiç susmayan akan suyunun sesi…

Doğanın insan ruhuna huzur veren sessizliği. 

Soğuk Çeşme'de kurulan sofralara farklı bir anlam taşımıştır. 

O sofralardan bir koku yükselmeye başlamış. 

Ateşin başında ağır ağır pişen etin kokusu…

Sabırla yoğrulan emeğin kokusu…

Toprağın, yaylanın, dağın kokusu…

Soğuk Çeşme Kavurması…

Onun lezzeti büyük salonlarda başlamadı.

Modern mutfaklarda oluşmadı.

Onun ilk ocağı Bingöl’ün köy evleriydi.

Taş duvarlı evlerde… 

Kış hazırlıklarının yapıldığı günlerde…

Büyük kazanların başında başlayan bir gelenekti.

Sonbaharın bereketi, kışın soğuk günlerine hazırlanırdı.

Etler büyük kazanlarda sabırla pişirilir, kendi yağıyla korunur, ailelerin sofrasına, misafirlerin ikramına dönüşürdü.

O günlerde kavurma yalnızca bir yemek değildi.

O;bir evin bereketiydi.

Komşuluk bağının sıcaklığıydı.

Bir misafire verilen değerin göstergesiydi.

Kazan kaynadığında yalnızca et pişmezdi.

O kazanın başında;

Büyüklerin öğütleri, çocukların hatıraları, ailelerin birlikteliği, Bingöl insanının paylaşma kültürü de oluştu.

Lezzetinin sırrı çok malzemede değildi.

Sadelikteydi.

Ustalıkta, sabırdaydı.

Doğal ortamda yetişen hayvanların eti…

Kuyruk yağı…

Tuz…

Asıl maharet, ateşin karşısında zamanı doğru kullanabilmekti.

Et önce kendi suyunu bırakır, sonra kendi yağıyla ağır ağır pişerek yumuşaklığını ve kendine özgü aromasını kazanırdı.

Lezzetler aceleyle oluşmazdı.

Onlar;
Emekle, sabırla, ustalıkla, yılların biriktirdiği tecrübeyle meydana gelirdi.

1965 yılı…

Soğuk Çeşme Kavurması’nın yaşantısında önemli bir dönüm noktasıydı.

Aziz Koç…

Soğuk Çeşme mevkiinde kurduğu işletmeyle bu geleneksel tadı yolcularla buluşturmaya başladı.

Küçük bir aile emeği olarak başlayan bu yolculuk…

Zamanla Bingöl’ün en önemli değerlerinden biri hâline geldi.

Orada yanan ateşl yalnızca kavurma pişirmedi.

O ateş;
Bingöl’ün adını taşıdı.

Bingöl’ün kültürünü taşıdı.

Bingöl insanının misafirperverliğini taşıdı.

Yıllar geçti…

Yollar değişti.

Bingöl büyüdü.

Hayat değişti.

Değişmeyen bir şey vardı:
Gelenekten gelen o lezzeti koruma mücadelesi…

Bu mirasın önemli isimlerinden biri de Doğan Koç oldu.

Babası Aziz Koç’tan devraldığı bu değeri sadece bir işletme olarak görmedi.

Onun için Soğuk Çeşme Kavurması;
Bir ticari ürün değil,
Geçmişten geleceğe taşınan bir kültürdü.

Bir tabak kavurmanın içinde et yoktu.

O tabağın içinde;
Dağların kokusu vardı.

Yaylaların rüzgârı vardı.

Köy evlerinin sıcaklığı vardı.

Büyüklerden kalan bir emanet vardı.

Doğan Koç’un çabalarıyla Soğuk Çeşme Kavurması daha geniş kitlelere ulaştı.

Geleneksel tadından vazgeçilmeden modern imkânlarla farklı şehirlere taşındı.

Böylece bir yol üzerindeki küçük bir lezzet durağı…

Türkiye’nin farklı şehirlerinde Bingöl’ü hatırlatan bir değere dönüştü.

Soğuk Çeşme Kavurması’nın değeri yalnızca ekonomik başarıyla anlatılamaz.

Onun içinde Bingöllünün yaşam biçimi vardır.

Köylünün emeği vardır.

Hayvancılığın kültürü vardır.

Ustanın yıllar içinde kazandığı becerisi vardır.

Gurbetçinin memleket özlemi vardır.

Bir yolcunun sıcak bir sofrada karşılanması vardır.

Bir Bingöllü başka bir şehirde Soğuk Çeşme Kavurması’nın kokusunu duyduğunda…

Yediği bir yemeği hatırlamaz.

Çocukluğunu hatırlar.

Dağ yollarını hatırlar.

Kış güneşini hatırlar.

Yayla havasını hatırlar.

Büyüklerinin kurduğu sofraları hatırlar.

Tatları damağa değil, insanın anılarına dokunur.

Soğuk Çeşme de bu yaşantının ayrılmaz bir parçasıdır.

Orası sade bir mekân değildir.

Doğayla insanın buluştuğu bir hafıza mekanıdır.

Çeşmenin serin suyu…

Dağların sessizliği…

Yol kenarında verilen molalar…

Sofradan yükselen kavurma kokusu…

Hepsi birleşir ve unutulmaz bir atmosfer oluşturur.

Orada insan yalnızca kavurma yemez.

Bir coğrafyanın ruhunu hisseder.

Bu nedenle Soğuk Çeşme Kavurması’nı yiyen biri, tabağı bittiğinde yalnızca doymuş olmaz.

İçinde bir hatıra uyanır.

Eski bir yolculuğa gider.

Sıcak bir aile sofrasına döner.

Çocukluk günlerine dokunur.

İnsanın içinden sessizce şu cümle geçer:

“Keşke bir tabak daha olsaydı…”

Soğuk Çeşme Kavurması…

Bingöl’ün dağlarında başlayan,

Koç ailesinin emeğiyle büyüyen,

Çapakçur’un kültürel coğrafyasında yer edinen,
geçmişten geleceğe taşınan eşsiz bir değerdir.

O damakları şenlendiren bir lezzet değildir.

O; bir hatıradır.

Bir yaşantıdır.

Bir memleket duygusudur.

 
Etiketler: SOĞUK, ÇEŞME, KAVURMASI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
21 Ekim 2026
YAĞMURLU BİR GÜNÜN YÜREĞİ MERHAMETLE DOLU İNSANLARI
117 Okunma.
21 Eylül 2026
DUVARLARIN İÇİNDE BOŞ ZAMAN YOK
208 Okunma.
11 Eylül 2026
SÖZLERDEN ESERLERE: KADİR ÇİNTAY’IN BİNTSO YOLCULUĞU
192 Okunma.
20 Ağustos 2026
ARAMADI, KAYBETTİ; ÖZÜNÜ BULAMADI HÂLİYLE
263 Okunma.
01 Ağustos 2026
Rençber Aziz
361 Okunma.
22 Temmuz 2026
Taner Balat İçin Çaba Gerek
322 Okunma.
14 Temmuz 2026
VERİLMESİ GEREKEN İKİ KELİMELİK BİR TALİMAT : TANER’İ BULUN
411 Okunma.
02 Temmuz 2026
MURAT NEHRİ KADAR UZUN BİR BEKLEYİŞ: TEAMÜLLERİN GÖLGESİNDE UMUT
404 Okunma.
22 Haziran 2026
BİR TEKASÜR ÇIĞLIĞI: HAVAL KADIN
461 Okunma.
10 Haziran 2026
KİMSENİN YANMASINA GEREK YOK
456 Okunma.
01 Haziran 2026
SÜZGEÇTEN GEÇEN AYDINLIK
461 Okunma.
23 Mayıs 2026
FEYZİ BABA
548 Okunma.
18 Mayıs 2026
ARKA SOKAK: GÖRÜNMEYEN EMEK
645 Okunma.
10 Mayıs 2026
BİR ÇAY, BİR TESBİH, BİR TUTAM HATIRA GERİYE KALAN
654 Okunma.
03 Mayıs 2026
KABAĞINDA BİR AHI VAR
569 Okunma.
22 Aralık 2025
MUHATABININ YÜREĞİNE DEĞMEYEN DOĞRU
2212 Okunma.
15 Aralık 2025
BİR HAMLEDE BÜYÜMEK
1614 Okunma.
24 Kasım 2025
BİR ÖĞRETMENİN AYAK İZİ O ÜLKENİN GELECEĞİDİR
2252 Okunma.
19 Kasım 2025
AYDIN'IN ŞAFAĞI
1656 Okunma.
13 Kasım 2025
BİNGÖL OVASI'NDA YÜKSELEN IŞIK
1747 Okunma.
07 Kasım 2025
DOĞAYLA YENİDEN KONUŞMAK
1664 Okunma.
30 Ekim 2025
O’NUN YANLIZLIĞI
1845 Okunma.
23 Ekim 2025
ŞELALENİN DÜŞÜŞÜ KADAR GÜR, GÖYNÜK SUYU KADAR DERİN
1734 Okunma.
16 Ekim 2025
GÖLÜN AYNASINDA ZAMAN
1678 Okunma.
07 Ekim 2025
GÖLGE NE KADAR UZUNSA, IŞIK HEP GEÇ KALIR
1948 Okunma.
29 Eylül 2025
SESİMİ DUYAN VAR MI?
1643 Okunma.
18 Eylül 2025
KİĞI'NIN KADERİNE DOKUNAN HİKMETLİ EL
1727 Okunma.
13 Eylül 2025
Bingöl ve 7 Kardeşi
1923 Okunma.
08 Eylül 2025
Ali ATAMIŞ'IN ARDINDAN - SESSİZCE GİDEN BİR IŞIK
2012 Okunma.
05 Eylül 2025
TEMİZ SUYA ERİŞİM, İNSAN OLMANIN ASGARİ ŞARTIDIR
1700 Okunma.
01 Eylül 2025
VİCDAN ve MERHAMET HERKESE NASİP OLMAZ
1863 Okunma.
21 Ağustos 2025
Aynalara Bakalım
1936 Okunma.
28 Mayıs 2025
SEÇİLMEK BİR ÇOĞUMUZUN YÜREĞİNDE BİR UKDE OLARAK KALDI
1956 Okunma.
25 Mayıs 2025
ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN
1807 Okunma.
20 Ekim 2023
MUHTAR, MAHALLENİN GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI, KONUŞAN SESİDİR.
3266 Okunma.
02 Ekim 2023
VASİYETNAME - ÖĞÜT -
3012 Okunma.
20 Eylül 2023
YEĞLEMEK
2871 Okunma.
13 Haziran 2023
GERÇEK İYİLİK , YARDIM EDİLENİ MİNNET ALTINDA BIRAKMAYAN İYİLİKTİR.
8673 Okunma.
23 Mayıs 2023
UNUTMUŞTUK SİZLERİ, BİZLERİ BIRAKIP GİTTİĞİNİZİ
4939 Okunma.
01 Mayıs 2023
BİNGÖL GELECEK NESİLE BORCUNU ÖDEMEKLE MÜKELLEFTİR.
5394 Okunma.
06 Nisan 2023
AYNI YERDE DURUYORUZ UNUTMA,HATIRLA.
6090 Okunma.
20 Mart 2023
MEBUS OLMAK İSTİYORUM.
6110 Okunma.
15 Mart 2023
YÖNETİŞİM
5359 Okunma.
16 Şubat 2023
KIRILAN YÜREĞİMİZİN ve BENLİĞİMİZİN FAYLARI AYNI ZAMANDA.
6251 Okunma.
23 Ağustos 2022
TEMİZ BİNGÖL BİZİM ELLERİMİZDE
11322 Okunma.
08 Ağustos 2022
BİNGÖL'DE SATRANÇ
8717 Okunma.
02 Ağustos 2022
SÖZÜN DEĞERİ
8332 Okunma.
26 Temmuz 2022
BİR GÖÇ DAHA NOKTASI (.) OLMAYAN "ÇOK UZAKTA ÇOK YAKINSIN"
8283 Okunma.
18 Temmuz 2022
KARER YAYLASI
9466 Okunma.
12 Temmuz 2022
KARA MAHMUT
8816 Okunma.
04 Temmuz 2022
KİĞI'YA DAİR
9329 Okunma.
29 Haziran 2022
AYNI YERDE DURUYORUZ
9045 Okunma.
23 Haziran 2022
A KUŞAĞI
9239 Okunma.
08 Haziran 2022
Çapakçur' dan Bingöl 'e
10339 Okunma.
26 Nisan 2022
BİZİ YÖNETENLER VE ÇALIŞANLARA DAİR
13242 Okunma.
24 Mart 2022
SEVGİLİ KIZIM DOĞA SU
13133 Okunma.
Haber Yazılımı