Yusuf ALİOĞLU “Ben de adayım”
Yazı Detayı
23 Mart 2023 - Perşembe 22:56 Bu yazı 3270 kez okundu
 
“Ben de adayım”
Yusuf ALİOĞLU
 
 

“Bu metin, özgür irademle, bilerek, isteyerek, teammüden vücuda getirilmiş, hakikat uğruna her harfi özenle ve emekle seçilmiş, ruhumdan ruh üflenmiş bir metindir.” dedi.

 

Salon bir an buz kesti. Konuşmacının ne demek istediği pek de anlaşılmamıştı. Dinleyiciler pür dikkat kesilmiş, aday adayının başka neler diyeceğini merak etmişlerdi.  Özgürlük, irade, emek, seçim, hakikat, sorumluluk, ruh gibi kelimeler bu ortamların pek de aşina olduğu kelimeler değildi çünkü.

 

İşin künhüne varmak için sessizlik daha bir derinleşti. Oturanlar kürsüye bakakalmış, yürüyenler oldukları yere çivilenmiş gibiydi. Zaman durmuş, içinden sadece merak isimli bir kırkayak yürüyordu sanki. Kameralar ona yöneldi, mikrofonlar ona uzatıldı, bakışlar ona kitlendi.

 

İç seslerini duyan bir kayıt cihazı olsa masaların ardına gizlenmiş aday adaylarını, üyeleri, yöneticileri tek tek dinleyip içlerinden geçirdiklerini kaydedebilirdi.

 

Mesela orta sıranın en arkasında oturan salaş giyimli eski başkan, ‘Bu da nereden çıktı şimdi. Toplantının ahengini bozacak, olur olmaz konularla gündemimizi değiştirip vakit kaybettirecek.’ diyordu.

 

Divan başkanı ise, ‘Arkadaşları uyarmıştım. İşte böyle patlar elinde. Bu adamın ne işi var burada. Her parayı basan aday olursa böyle olur işte.’ diye mırıldanıyordu.

 

Aday adaylarından bir diğeri ise farklı düşünüyordu. ‘Oh! ne güzel. Daha başlamadan elendi demektir. Bir rakip daha geride kaldı demektir. Oh, ohh!’

 

Gözlemci sıfatı ile ön sıralarda oturan siyah renk gözlüklü vekil ise hızlıca notlar alıyordu. Mal bulmuş mağribi gibi sevinçliydi. Zira merkeze yazacağı raporda klasik ve rutin ifadelerin dışına çıkacak, bulduğu zararlı madeni tahlil için laboratuvara göndertecek ve kesinlikle bu hizmeti karşılıksız kalmayacaktı. Belki de yakınlaştırılanlardan olacaktı.

 

“Bu toprakların insanları! Ataları bu toprakların altında yatan, kordon bağlarını bu topraklara gömmüş ve evlatları bu topraklara kök salmış insanlar! Hem bu toprakları imar etmiş isimsiz ruhlara yakın olabilmek hem de alın teri ile bu topraklara can katmaya çalışan tüm emekçiler için adayım” dedi. 

 

‘İşte’ dedi yelpazeyle serinlemeye çalışan koltuk değnekli, kilolu adam. ‘Emek, işçi, alın teri, toprak’ bunlar öncekilerin masalları. Ne diyeceğini pekala anladım. Ne işin var senin buralarda, git Moskova’ya, Çin’e, Küba’ya. Hem biz kimleri göndermedik ki oralara. Git haydi; şiirlerini, yazılarını oralardan yazar, nutuklarını oralardan atarsın.’

 

“Bu topraklarda yaşanmış her türlü etnik, dini, kültürel, ideolojik zulmün gün yüzüne çıkarılması, mazlumların hakkının zalimlerden alınması, mağdurlardan özür dilenmesi ve tazminat ödenmesi; ikisi de yaratılmış ve eşit birer kul olan insanların ne zalim ne de mazlum olmaması için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, idarenin aklının ve organlarının yeniden yapılandırılması, toplumsal uyumun ikamesi ve idamesi için adayım.”

 

Bu sözlerin duş etkisi yaptığı patlak gözlü aday avurtlarını şişirdi, gerindi, ölçtü biçti, sağa sola baktı, tepkisine şerik aradı, güven içinde olduğu bu topluluğa beden diliyle rahatsızlığını duyurmak istedi. ‘Geçmişteki hatalardan beraat, mazlumlara el uzatmak ve özür dilemek, toplumsal sözleşme misali herkesin salt insan olarak yönetim süreçlerine katılabilmesi, ideolojik angajmanlardan kurtularak hep birlikte hakikati inşa için çalışmak da neyin nesiydi. Bu cümleler resmen anarşi kokuyordu. Ayrılıkçı, yıkıcı mihrakların laflarıydı bunlar. Büyümemizi, gelişmemizi istemeyen dış güçlerin adamı olmalıydı bu aday.’

 

“Kıymetli dinleyiciler, herkesin nerede durduğunu bildiği adam gibi bir farklılaşmaya ihtiyacımız var. Hamasete ve kutuplaşmaya değil kültürleşmeye ihtiyacımız var. Birbirimizi dinlemeye ve güzel olan yanlarımızı paylaşmaya, çoğaltmaya, birlikte sürdürmeye ihtiyacımız var. Unuttuğumuz güzellikleri, hayat veren doğruları yeniden diriltmek üzere adayım.”

 

‘Küstah’ dedi ve yutkundu yaşlı kurt denilen aday. Gözlük camını silerken bir yandan da söyleniyordu: ‘Kalkmış müesses nizama ayar vermeye çalışıyor. Şu kadar yıllık devlet geleneğimiz var. Bunca büyük lider geldi geçti. Hiçbiri bunları akletmedi de sen mi akledeceksin. Senin şu birkaç cümlen mi kurtaracak devleti ve milleti. Daha önce hiç böyle şeyler duymadık. Doğrusu fark edilmek için garip şeyler söylüyorsun.’

 

“Her türlü ayrımcılıktan ve nefret söyleminden uzak durmak için, sosyal linçlere ve şovenist tutumlara karşı durmak için adayım. Hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerin bütünlüğü için adayım. Şiddete açılmayan her söylem özgürce örgütlenebilmeli ve anayasal bir hak olarak ifade özgürlüğünü kullanabilmelidir. Kendisi gibi düşünmediğim adamların fikirlerini rahatça konuşabilmeleri ve bundan dolayı sorumlu tutulmamaları için adayım.”

 

‘İşte bunları söylemeyecektin’ dedi kamburu çıkmış, kır saçlı divan kurulu üyesi. Ağzındaki karanfili kavga edercesine çiğnedi, hışımla bir sağa bir sola kırdı çenesinin dümenini. “Üç kelime öğrenen başlıyor özgürlük nutukları atmaya. Devlet yönetmek o kadar kolay mı kardeşim. İç dengeler, uluslararası dengeler, sermaye çevreleri, merkez çevre ilişkileri, bürokrasi, baskı grupları, medya, daha kimler yok ki bu denklemde. Boş konuşuyor, boş.’ dedi.  

 

“Korkutan, sindiren, hükmeden, büyük anlatılar üzerinden endoktrine eden, zorla sevdiren, yeryüzünde benden büyüğü yoktur diyen ve kendisini tanrının düzenleyen parmağı gibi gören soğuk canavarların en soğuğu devlete karşı insanın eşref-i mahlukat ve biricik olduğunu haykıracak bir söylem için adayım. Devlete göre tarih değil, tarihe göre devlet diyebilmek için adayım. Dini, eğitimi, sermayeyi, kültürü, sembolleri, hukuku, gelenek ve görenekleri,  tarihi, coğrafyayı ve tarihteki büyük isimleri ideolojik aygıt olarak kullanan ve kitleleri şahsiyet yoksunu kılan doğulu ve batılı her uygulamaya ‘hayır’ demek için adayım.”

 

Kurul görevlileri hızlıca notlar biriktiriyordu. Kırmızı mürekkebin aktığı not defterlerinde olmadık harfler görülmedik şekiller alıyor, sayfalar bir bir tükeniyordu. ‘Ne doğu ne batı’ da ne demekti? Sağ ve soldan başka ne vardı ki. Üçüncü halin mümkünlüğüne kapı aralayan bu laflar sakıncalıydı elbette. Yoksa bağlantısız ülkelerin aramıza koyduğu bir kulak mıydı?

 

Tüm televizyon ve radyo programları yarıda kesilmiş, yerli ve yabancı ajanslar bir anda canlı yayına geçmiş, dünyalılar içlerinden birinin kendilerinden farklı cümleler kurmasını ilgi, hayret, nefret ve şaşkınlıkla izliyordu. Post empresyonist bir resme bakar gibiydiler. Bildikleri harflerden farklı sesler çıkıyor, notaların matematiksel değerleri değişmişti sanki. En kesif muhalifler bile kendilerini dinlemekten alıkoyamıyor, daha neler diyecek diye merakla izliyorlardı.

 

Konuşmacı bu anı iyi koklamış ve kalplere nüfuz edecek cümleler için bir daha mikrofona uzanmıştı. “Meramım ve maksadım için son sözlerimi söyleyerek huzurlarınızdan ayrılmak istiyorum.” dedi ve zamanları, mekanları, isimleri aşarak ilkesel mecralara açılan ve kayaları parçalayan bir çağlayan gibi çağın yüzüne çarpan sözlerini şöyle tamamladı: 

 

“Öldürmeyecek, zina etmeyecek, çalmayacak, yalan şahitlik yapmayacak, iftirada bulunmayacak, ekini ve nesli koruyacak, insanlığın ortak değerlerini yine tüm insanlık için yarınlara taşıyacak, komşu evin, şehrin ve ülkenin sınırlarını taciz etmeyecek, kamunun malını aziz bir emanet bilecek, istişare edecek, ehliyet sahiplerini gözetecek, ilimde derinleşenleri söz sahibi kılacak, adilce bölüşecek, biriktirme hırsıyla gözleri dönmeyecek, ötekine kurt olmayacak, kendini büyük balık ötekini küçük balık ve kendini efendi ötekini köle görmeyecek bir düzen için adayım.

 

Konformizmin her türlüsüne kafa tutmak, popülizmin her rengine bariyer olmak, kolonyalizmin her çeşidine hayır demek, statükoculuğun ve rantçılığın her biçimine savaş vermek, omurgasızlığın sağına soluna ayar vermek, kısacası rahatsız etmek için adayım.

 

Herkes için adaletin ve herkes için merhametin uygulandığı; en üstün değerin ‘düşünce ve eylem birlikteliği’ olduğu; etnik, dini ve kültürel renklerin çoğulculuk potasında korunduğu ve sokaklarında vicdanın ete kemiğe büründüğü, şehirlerinde adam gibi adamların yetiştiği bir düzen için adayım.

 

Evet! Ben de adayım.”

 
Etiketler: “Ben, de, adayım”,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
30 Ekim 2026
AYDINLIK 'AYDIN' YÜZLERLE GELİR
233 Okunma.
19 Ekim 2026
GREGOR İSİMLİ BÖCEKLERLE DOLU GÜNDELİK HAYAT
1099 Okunma.
12 Ekim 2026
KIRK YAŞ TÜRKÜSÜ
1012 Okunma.
02 Ekim 2026
Biriktirdiklerim -8-
992 Okunma.
24 Eylül 2026
GECE VE KARANLIK ZAMANLAR
1061 Okunma.
09 Eylül 2026
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
1198 Okunma.
28 Ağustos 2026
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1238 Okunma.
18 Ağustos 2026
YUSUF'UN BABASI
1156 Okunma.
11 Ağustos 2026
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
1140 Okunma.
29 Temmuz 2026
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1595 Okunma.
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1751 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1784 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2269 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2801 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2192 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2182 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2411 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2766 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3638 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2655 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3583 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2887 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6800 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2268 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2618 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4785 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
4046 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3727 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4431 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3334 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3237 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
4078 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3674 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3186 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3807 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2911 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
3095 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2836 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3205 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3668 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5188 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3834 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4417 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4402 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5634 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3847 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4825 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4352 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4498 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4171 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
4181 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4794 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
6107 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8693 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6739 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7642 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5519 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7287 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6476 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6436 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6617 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5609 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5308 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6646 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
16109 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4542 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4907 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
5088 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4895 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
5117 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5319 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6637 Okunma.
Haber Yazılımı