Yusuf ALİOĞLU Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
Yazı Detayı
11 Nisan 2023 - Salı 13:39 Bu yazı 3031 kez okundu
 
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Tasavvuf literatüründe 'hayret' makamı iki durumu ifade eder.

 

İlki Allah’ın varlığı konusudur ki bu husustaki hayret ‘küfür’ olarak değerlendirilir. İkincisi ise alemlerin rabbi olan Allah’ın keyfiyeti hususudur ki bu da 'marifet' yani 'bilmek' ile ilgilidir.

 

Aynı zihin evrenine göre bu keyfiyeti kavrama çabası olumlu bir davranış olarak ‘ilim, irfan, yakin ve hidayet’ ile iş tutma yani bir anlamda yaratıcıya doğru ‘yolda olma’ halidir.

 

Evet, bu yardımcı bilgilerden sonra soru şu;

 

İnsanımızın kendisiyle yatıp kendisiyle kalktığı, köşe bucak her alanı dizayn eden, oyun kuran ve oyun bozan, zihin yönlendiren, kurucu metinler kaleme alan ve bazen de mutlaklaşıp la yüs’el makamına kurulan siyasetin bir hayret makamı var mıdır?

 

Tasavvuf dili ile yol aldığımızda; siyasetin varlığına yani hayatta olan ve hayata dokunan gücüne, kudretine, düzenleyici otoritesine ve egemenliğine dair şüphe toplumun hemen tamamından uzaktır.

 

Yani bu konuda toplumda ittifak halinde bir ‘iman’ vardır denilebilir.

 

O halde tahlilimizi bir adım ileri götürerek, siyasete iman konusunda mü’min bir toplumda yaşıyoruz tespitini yapabiliriz.

 

Tarihteki büyük siyaset adamları, siyaset üzerine yazılmış kitaplarla dolu kocaman kütüphaneler, siyasetle ikbal bulmuş kişiler ve toplumlar, siyasetin yerle bir ettiği coğrafyalar ve kültürler, siyasal normlarla dolu tarih anlatıları, siyasal olanla kesişen bilgi kümeleri, siyasal gruplar ve siyasal eylemler vs hepsi bu evrenin kendi özgün izlekleri ile bu imanı tahkim eden doğal elemanlardır.

 

Siyasal olanın keyfiyetine (niteliğine ve nasıllığına) İbni Arabi’nin konuyla ilgili kullandığı ‘ilim, irfan, yakin ve hidayet’ gibi kavramlar ve araçlar üzerinden baktığımızda ise siyasetin varlığına iman bahsinde gördüğümüz homojen tabloyu görememekteyiz.

 

Bunun makul iki izahı olduğunu düşünüyorum.

 

Birincisi, teori ve pratik arasındaki kronik kod farkı, sapma potansiyeli ve hata payı gibi ifadelerle açıklanabilecek yapısal durumdur.

 

İkincisi ise insan tekinin yorumlama kabiliyet ve kapasitesinde içkin farklılığın getirdiği doğal sonuçtur.

 

‘Şaşırmak ve yolunu kaybetmek’ anlamlarının yanında ‘farkına varma, ayırdına varma, fark etme’ gibi anlamlara da gelen hayret kelimesinin insan yorumuna bağlı ayrışma hali yani farklı siyasal doktrinler, siyasal içtihatlar ve siyasal disiplinler elbette bir zenginliktir.

 

Her ekolün kendi düşünürlerini, külliyatını, pratik zenginliğini ve mirasını oluşturarak dönemine kulak kesilmesi ve zamanı kendi düşünce malzemeleri ile yorumlaması da bu zenginliğin ürünlerindendir.

 

Bu durum cari aklın faaliyet halinde yani dinamik olduğunu gösterir ki bunun kendisi iyi ve güzel olan için bir kazanım ve güvencedir.

 

Ancak modern siyasal aklın topluma bakan yüzünde bu dinamizmi, gelişmeyi, dönüşüm ve değişimi görmek pek kolay değil.

 

Hele özgürlükleri merkeze alarak bilgi ve hukuk araçları ile toplumsal katmanları ve kurumları dönüştürme istemi oldukça zayıf duruyor.  

 

Bazı sufilerin hayreti, ‘düşüncenin ulaşabildiği son nokta’ (Cüneyd-i Bağdadi) şeklinde tanımlaması misali bazı siyaset teorisyenlerinin ve takipçilerinin de siyasal bir söylemi nihai kerte olarak tanımlamaları düşünsel gelişimin ve ‘doğruya doğru’ hareketin önündeki en büyük engellerdendir.

 

Buradan bakılınca, günümüz toplum ve siyaset ilişkilerinde hayret makamına dair iki tutumun öne çıktığını söylemek mümkün.

 

Birincisi, bir hayret ilişkisinden söz etmek mümkündür. Ancak bu hayret, mükemmel olana şahitlik etmek anlamındaki hayret değildir. Burada anlama kavramından oldukça uzak, salt hayranlık, tutku ve tarafgirlik suretinde yoğunlaşan bir mana mevcut ki bunun zihinsel bir duruştan çok nefsin ve arzuların ‘amigo’ halleri olduğunu söylemek daha doğru olacaktır.

 

Kalabalıklar, klan ve kabile ilişkileri, siyasal elitler, babadan oğula tevarüs, erkek egemen tutumlar, cinsiyet suiistimali, reklam ve propagandalar, şişirilmiş anketler, terbiye edilmiş istatistikler, vaat simülasyonları, beklentiler, çıkar ilişkileri vs hayret halinin ‘amigo’laşma durumunu yansıtır.

 

Merkezden taşraya yöneldikçe hayret ilişkisinin daha dar, yüzeysel ve nihayetinde geçersiz kaldığını; aynı kişi veya kişiler etrafında süren siyasette temsil ilişkilerinin aklı dondurup talepleri sıradanlaştırdığını, kitlelerin eğitim ve ekonomi düzeylerinin sürekli üretilen bir istismar aracına dönüştürüldüğünü, siyasal süreçlerin çoğu defa basit menfaat ilişkileri ile başlayıp, sürü psikolojisi ile devam ettiğini ve hayal kırıklıkları ile bittiğini gözlemek de mümkün.

 

İkincisi, bir hayret ilişkisinden söz etmek mümkün değildir. Çünkü, kamuyu yönetme sanatı ya da adil bölüşüm faaliyeti de denilen siyasetin hayret ile ilişkisinde, ‘ilim, irfan, yakin ve hidayet’ gibi akıl kurucu değerlerin özne halinden söz edilememektedir.  

 

Bu kavramların birer açılımı olan özgür irade, seçme ve seçilme hürriyeti, ifade ve tenkit hürriyeti, adalet, ehliyet, liyakat, istişare, fırsat eşitliği, temsilde adalet yönetimde istikrar vs sıklıkla otoriter müdahalelere maruz kalmakta ve ıstılahi manalarından uzaklaşmaktadır.

 

Kalbin hakikate açılan marifetlerini en kaba yöntemlerle imha ve inkar eden otoriter yapılar, insanların birbirinin elinden ve dilinden emin oldukları bir toplumdan insanların birbirinin kurdu oldukları gerilim, ötekileştirme ve kavga yüklü bir topluma doğru yürüyüşleri beslemektedir.

 

Sayısız düşünce ve eylem imkanını budayarak insanı tek tipleştiren müdahaleci siyasalar, böylece, ‘şaşırmak, yolunu kaybetmek, şüphe etmek ve farkına varmak’ dinamikleri üzerine kurulu hayret makamı ile siyaset arasındaki yolları tıkamakta ve yok saymaktadır.

 

Bunun neticesinde kitleler, bir düşünme ve gelişmişlik düzeyi olan hayret makamından uzaklaşarak siyasetin mecburiyet caddesinde saygınlığını kaybetmiş ilişkiler ve birbirini üreten kötü örnekler anaforunda kaderlerini örmeye devam etmektedir.

  

Sonuç olarak, sufilerin hakikat karşısındaki acziyeti ifade için kullandıkları hayret kavramının, adalet dağıtmadığı, barışı sağlamadığı ve mutlu kılmadığı için bugünün siyasetinde bir makam sahibi olmadığı söylenebilir.  

 
Etiketler: Siyasetin, ‘Hayret’, Makamı, Var, Mıdır?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
346 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1349 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1380 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2063 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
2765 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
1949 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
2837 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2086 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6021 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1641 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
1778 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4039 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3383 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3127 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3576 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2706 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2446 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3384 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2479 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
2648 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3093 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2282 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2454 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2269 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2558 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3035 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4444 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3100 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
3787 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
3695 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
4964 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3218 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4092 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
3780 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
3883 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3563 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3564 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
3933 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5459 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8008 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6053 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
6990 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
4871 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
6710 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
5587 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
5740 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
5986 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
4906 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4472 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6012 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
13912 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
3906 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4250 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4422 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4278 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4517 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
4664 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
5877 Okunma.
Haber Yazılımı