Yusuf ALİOĞLU Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
Yazı Detayı
19 Ocak 2026 - Pazartesi 08:21 Bu yazı 1308 kez okundu
 
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Nedir gündelik yaşam?

 

Simit almak, otobüs beklemek, fatura ödemek, piknik yapmak, kar küremek, ayakkabı boyamak gibi gün içinde etrafımızı kuşatan sayısız davranış gündelik yaşamı oluşturur.

 

Bütün bu davranışlar görünmeyen bir sistemi ve ona ait bir düşünceyi ifade eder.  

 

Tekeli’ye göre gündelik yaşam, zamana ve mekana göre değişir, toplumdaki değişmelere bağlı olarak da gelişir.[1]

 

Buna göre gündelik yaşam, ‘sıradandır ve göstergesizdir’ hatta karmaşıktır.

 

Gündelik yaşam üzerine, ‘zamanın geniş ve olağan akışında her gün tekrarlanan ve her gün gerçekleşen rutinler’ tanımı yapılsa da onu kesinlikle sıradan insanların sıradan eylemlerinin basit bir toplamı olarak görmemek lazım. Çünkü gündelik yaşam, sosyal dünyadaki zamansal ve mekânsal alanlara yayılan bir etkileşimler bütünüdür.

 

Gündelik yaşam, olup bitme ve yeniden olup bitme süreçlerinin gizemini içinde taşıyan, yüzeysel görünen, fakat son derece karmaşık unsurları içinde barındıran toplumsallığın bir kesitidir.[2]

 

Sosyal gerçeklik olarak gündelik yaşamın en önemli karakteri çoğulcu olmasıdır. Tekil belirlemeler ya da otoriter alışkanlıklar bu gerçeklik ile doku uyuşmazlığı yaşar. Onun uzamı, diğerlerinin varlığını zorunlu kılan etkileşimler ürünü bir gerçekliğe yaslanır.

 

Çoğulcu ve özgün karakterinin yanında karşılıklı bağımlılığı da taşıyan gündelik yaşam, insan tekinin aynı zamanda muhtaç bir varlık olduğunun da diğer adıdır.

 

Thomas S. Eliot bu durumu, bireysel etkileşimler çerçevesinde işleyen belirli bir toplumsal sistem olarak adlandırır.

 

Sayısız etkinliğin farklı tonlarla bir aklı ve bu aklın kendi dilini, kurumlarını, geleneğini oluşturduğu gündelik yaşam, çoğu defa ‘rutin’ kelimesi etrafında çoğalır.

 

Bir davranışın yenilenebilir olması anlamındaki rutin, gündelik hayatın kendi rotasında işlediğinin, kendini ürettiğinin ve yarınlara taşıdığının ifadesidir. Rutinin olduğu yerde kendi enerjisi ile tanımlanmış bir düzen ve istikrar da vardır.

 

Gündelik yaşamın sayısız konusu vardır.

 

Bunlardan bir tanesi de yönetim kalitesidir. Örneğin kent hayatı ve buraya dair yönetim süreçleri, her gün birlikte sayısız rutini tekrarlayan ya da birbirini tetikleyen, düşünce ve davranışlar üreten sosyal gerçeklik ile uyumlu olmak durumundadır.

 

Yöneticiler gündelik hayatın rutinlerine kendi imkanları ile dahil olmalıdırlar.

 

Tekeli’nin dediği gibi ‘yaşam kalitesi, yönetim kalitesinden geçer’.  

 

Buna göre;

 

Kent sakinlerinin yaşadığı mahalle, sokak, cadde, park, mesire alanı, kent meydanı, pazar yeri gibi mekanlar kişilerde ne kadar yer duygusuna içkin aidiyet ve sahiplenme yaratabiliyorsa, kentin geneline dair bir ifadeyle kollektif anılar çoğaltılabiliyorsa; yine kent evreninde dünden bugüne ortak bir kimlik dokusu örülebilmişse, dışarıdan bakıldığında mekanı karakterize eden figürler birer sözcü gibi alana gölgelerini bırakabiliyorsa, kişiler ve konular üzerinden bir süreklilik geleneği yakalanabilmişse orada yaşam kalitesine dönüşmüş bir yönetim kalitesinden söz edebiliriz.

 

Daha ahlaki, ontolojik ve modern anlamda kuşatıcı bir bakışla söylersek, bir kentin yaşanabilirliği temel insan haklarının orada uygulanmakta olup olmadığından geçer. Örneğin, onurlu yaşam hakkını düzenleyen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. maddesi, ‘her insan yeterli yaşam standardına sahip olma hakkına sahiptir’ der.  

 

Bu noktada yaşam kalitesi ve yönetim sorununu iki açıdan ele almakta fayda vardır:

 

Birincisi, gündelik yaşamı eğlence ve tüketim ilişkilerine indirgeyen yaklaşımlar dışında felsefi anlamda bir varlık sorunu ve hukuki anlamda bir insan hakları konusu olarak düşünmek gerekir.

 

Bu konu, ‘siyaset, ticaret, aşiret ve tarikat[3]’ figürlerinin tasarruf alanına bırakılmayacak kadar hayatidir.

 

İkincisi, gündelik hayat dünden bugüne bir birikimdir. Bu anlamda her katkı değerlidir ve konuyla ilgili hiçbir emek küçümsenemez.  

 

Bu verilerden hareketle denilebilir ki;

 

Gündelik yaşam, insan merkezli ve sürdürülebilir olmalıdır.

 

Gündelik yaşam, din, ırk, cinsiyet, bölge, klan, aşiret, parti, dernek, vakıf, grup, cemaat gibi ikincil kimliklerden bağımsız olarak onur ve izzet kavramları ile taçlanmış bir yaşam hakkı sunmalıdır.

 

Gündelik yaşamı hazcı eylemlere, görünürlük histerilerine ve tüketim kavramlarına indirgeyen politikalar özgünlüğü tüketen tuzaklardır diyerek ‘şahsiyet’ bilinci adına düzenlemeler yapılmalıdır.

 

Gündelik yaşam kavrayışı, maddi ve maddi olmayan mirası derleyip toparlamalı, araştırmalı, korumalı, arşiv tutmalı, müze oluşturmalı ve bu envanteri fiziki ve elektronik ortamlarda sergileyerek öğrenciye, kadına, işçiye, akademi dünyasına, cami cemaatine ulaştırabilmelidir.

 

Gündelik yaşam, ‘özgünlük temel insan hakkıdır’[4] bilinciyle insanın biricikliğini işleyip öne çıkaran ve farklılıkları önemseyen bir yöntemler uygulamalıdır.

 

Gündelik yaşam, sahici buluşmaların gerçekleştiği, bulunmaktan gurur duyulan kent meydanları ile özgün bir toplumsallık üretebilmelidir. Buralarda toplumsal hafızayı sürdüren kimlikler, karakterler, semboller, işaretler olmalıdır. Kimlik alan ve kimlik veren[5] işlevleri ile meydanlar, kente kan pompalayan birer kültür merkezi olmalıdır. 

 

Kent meydanı baştan aşağı kentin tarihi, kültürü, kimliği, benliği kokmalıdır. Türküleri, folkloru, manileri, bitki örtüsü, hayvansal ve tarımsal sembolleri, renkleri hep bir hedefe dönük ve yek diğerini tamamlayıcı olmalıdır.

 

Bir kentte sentetik nesneler ve kişiler ile ısmarlama bir tarih ve kültür oluşturuluyorsa orada hem bir estetik sorunu hem de kent kimliği sorunu var demektir. Cumhuriyetin ilk yıllarında kent ile alakası olmayan ve hatta o kenti hiç görmeyen zevatın kentin vekili seçilmesi, kentin iklimine ve bitki örtüsüne yabancı ağaçların ana caddelere, bulvarlara dikilmesi, ‘Tanrı uludur’ sözleriyle ezan örfünün gündelik yaşamdan çıkarılması, Kürtçe konuşana kelime başına ceza kesilmesi, kıyafet kanunu ile bazı libasın zorunlu kılınması, davul, zurna ve kavalın temel enstrüman olduğu bir müzik kültürüne modern etkileşimler ile başka aletlerin egemen bir dille sokulması gündelik yaşamı ve temellerini bozar.

 

Kent meydanları gündelik yaşamın aynasıdır. Buralardaki mimari derinlik ve kültürel tutarlılık şehirde yaşayanların gündelik yaşamını ve yaşam kalitesini yansıtmalıdır. Şehrin hiçbir mekânında yetişmemiş, şehirlinin tanımadığı bir çiçeğin kent merkezinde görünür olması tek kelimeyle estetik yoksunluğudur.

 

Kent yaşamı insanı köreltmemeli, algılar yumağında zavallı birer nesneye dönüştürmemelidir.

 

Kent yaşamının sözlü mirası vardır. Ancak ‘söz uçar yazı kalır’ misali bu zenginliği kalıcı kalıplara dökmek gerekir. Bunun için kentin kültür dünyasını yönlendirenler, göçebelikten yerleşik hayata geçişin bilişsel koordinatlarını örnek alarak tedbir almalıdır.

 

Gündelik yaşamın karakteri, sürü psikolojisini besleyen öğelerden arındırılarak, ahlakın merkeze alındığı bireysel kimlikler inşa eden bir bilinç kıvamına dönüştürülmelidir.

 

Gündelik yaşam, siyasal katılma adına katılımcı ve çoğulcu yöntemleri zenginleştirmeli, yerel örneklikler ile bu uygulamayı kalıcı bir kültüre dönüştürmelidir. Bu anlayışın mikro örneklemi olarak farklı paydaşların kendini ifade imkanı bulduğu ‘Kent Konseyi’ önerisi ve pratiği geliştirilmelidir.

 

Son olarak;

 

Martin Heidegger ‘biz yaptığımız şeyiz’ der.

 

Yaptıklarımızla anılmaya değer bir varlık olmanın ve var oluşumuza anlam katmanın farklı yöntemleri vardır.  Bunlardan biri olarak yaşayanlara ve sonraki nesillere örnek bir ‘gündelik yaşam ve yönetim tarzı’ geliştirmeliyiz. 

 

[1] İlhan Tekeli, Gündelik Yaşam

[2] Ali Esgin, Her Gün Yeni Bir Başlangıçtır: Gündelik Yaşamın Sosyolojik Anlamları, Sosyologca, 2012/4

[3] https://www.12bingolgazetesi.com.tr/yazar-insanIn-dort-zindanI-488.html

[4] Martin Heidegger, Varlık ve Zaman, Alfa Yayınları, 2023

[5] https://www.12bingolgazetesi.com.tr/yazar-sehir-dir-adim-kimlik-alir-kimlik-veririm-102.html

 
Etiketler: Gündelik, Yaşam, ve, Kent, Yönetimi, Üzerine,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1340 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2024 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
2719 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
1920 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
2815 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2053 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
5996 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1616 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
1752 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4010 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3362 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3106 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3553 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2684 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2422 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3366 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3003 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2457 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
2623 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3068 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2254 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2437 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2242 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2535 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3015 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4413 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3076 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
3764 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
3671 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
4942 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3188 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4067 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
3756 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
3865 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3539 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3532 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
3908 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5439 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
7980 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6026 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
6969 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
4838 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
6691 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
5556 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
5707 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
5953 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
4875 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4456 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
5988 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
13867 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
3886 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4225 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4406 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4258 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4504 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
4648 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
5861 Okunma.
Haber Yazılımı