Yusuf ALİOĞLU Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
Yazı Detayı
02 Haziran 2026 - Salı 02:00 Bu yazı 1455 kez okundu
 
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
Yusuf ALİOĞLU
 
 

İçine doğduğum gökkuşağından kırpılma zamanların bilince dip not düşen anlarından birine de Mıgırdiç Margosyan üzerinden varmıştım.

 

Birçok eserini ‘bulmak’ tadında büyük bir iştahla okuduğum Margos, Diyarbekir’in çok renkli ve çok sesli yılları ile evlerindeki gündelik hayatı ustalıkla paylaşır okuyucuyla.

 

Bir kuyumcu titizliği ile aktardığı anekdotlar, hafızayı besleyen ve bakış kazandıran aktarımlardı. Evet, Diyarbekir güneşi altında Hançepek mahallesinde büyüyen Margos, kültür evrenine yaptığı derin dalışlarla güzel hasletlerimizi, tatlı anılarımızı bize bir bir anlatırdı.

 

Bunlardan biri de evlerinde dört dilin konuşulduğu o capcanlı kültür okyanusuydu. Bu okyanusa akan dört önemli nehir vardı: Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Zazaca. Margos, evde mühim bir mevzu olduğunda Zazaca konuşulurdu der.

 

Bu metinlerde çok dilliliğin, çoklu kültürel hayatı, hoşgörüyü ve barış içinde birlikte yaşamayı beraberinde getirdiğini gözlemek mümkün.

 

Benzer paylaşımları yazar ve şair Metin Önal Mengüşoğlu külliyatında da görmek mümkün. Birçok eserinde paylaştığı, çocukluk yıllarının mekanları ve buraların sosyo kültürel çeşnisi çok dillilik ve çoğulculuk adına çarpıcı örnekler içerir. Örneğin ‘Yerler Mühürlendi’ isimli romanında Harput’taki, Ermeni, Süryani, Keldani, Türk, Kürt, Zaza, Arap, Acem, Müslüman, Hıristiyan gibi etnik ve dini çoğulcu sosyolojiyi aktarır.

 

Müslüman çocukların Ermeni kızlarına aşık olduğu ve ‘Ya sen İslam ol Ahçik ya ben olam Ermeni’ türküleri yakarak ilan-ı aşk ettikleri, yazarın tespitiyle ‘sevgi ve iyilik’ kavramlarının toplumun aklını ve ahlakını oluşturan temel kavramlar olduğu çok renkli, çok sesli günlerden anekdotlar paylaşır.

 

Bingöllü şair Metin Kaygalak da bir röportajında büyüdüğü evdeki çok dilli ve çok kültürlü zenginliği paylaşır. Annesinin Dersim Zazacası, babasının ise Şafii Bingöl Zazacası konuştuğunu paylaşan Kaygalak bu zengin altyapının, ‘çoğulcu düşünceye, dillere ve farklı inançlara rıza ve hoşgörü getirdiğini’[1] ifade eder.

 

Aynı şekilde büyüdüğüm evde de dedem ve babam hem Türkçe, hem kırdki hem de kırmanci konuşurlardı. Türkçenin hem Diyarbekir hem de Çewlik ağzının konuşulması kültür dünyamıza berrak güneş ışınları gibi vurur, farkında olmadan öteki ile uyum, komşuluk, arkadaşlık, ortaklık ilişkileri üzerinden sağlıklı bir akıl ve ruh dünyası inşa ederdik.  

 

Bu örneklerin yoğunluk kazandığı bir diğer adres ise Amin Maalouf’un yapıtlarıdır. Eserlerinde Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi üç İbrahimi dinin müntesiplerini bir arada, aynı mahallede, sokakta, pazarda, okulda resmeden Maalouf, bu çok dilli ve dinli ortamdan daima hoşgörü, medenilik, çoğulcu katılım gibi kuşatıcı değerler paylaşır. Maaouf’un ülkeler ve hatta kıtalar arasındaki çok kimlikli duruşu, bir Arap olmasına rağmen eserlerini Fransızca yazmasında da tezahür eder. Afrikalı Leo isimli eserinde aynı sokakta ve mahallede; Arapça, Türkçe İtalyanca, İbranice, İspanyolca ve Berberice’nin konuşulduğu son derece başarılı sosyal tasvirler paylaşır. Maalouf bu çalışmalarıyla sanki, ‘çok dilli ve kimlikli çoğulcu bir toplumu inşa edemezsek, birbirinin kurdu olacak totaliter tekçilik ya da onun deyişiyle ‘Ölümcül Kimlikler’ bizi tüketir, çokluğu bire mahkum eder’ demektedir.

 

Bu örneklerin tamamını, hala yaşadığımız coğrafyada izlemek mümkün. ‘Dilleriniz ve renkleriniz Allah’ın ayetlerindendir’ inancıyla monolitik ve merkeziyetçi siyasalara mesafeli duran, farklı dindeki ve dildeki komşusu, arkadaşı ve ortağı ile hem makul sosyal ilişkiler geliştiren hem de ötekinin dilini bir zenginlik, bir ayet, bir donanım olarak kuşanan örneklikler her şeye rağmen yaşamaya devam ediyor. Baba ve anne, anne ve çocuklar, kayın valide ve gelin, damat ve kayın peder, misafirler, komşular ve akrabalar gibi sosyal kümeler arasında hep birden fazla dil ve en basitiyle bu dillere ait farklı ağız ve şivenin kullanılıyor olması çoğulcu kültür kodlarının direniş pratiğidir.

 

Bu bağlamda, Kaygalak’ın aktardığı ‘Zazaki anlatırken şiirsel kısmını Kırmanci söyleme pratiği’ farklı versiyonları ile hala kendini sürdürmekte ve üretmektedir.    

 

Bu pratiği metinler dünyasında diller arası geçişkenlik ve dayanışma özelinde, Hint asıllı akademisyen Homi K. Bhabha gibi postkolonyal düşünürlerin üzerinde durduğu çok dilli metinlerde de izlemek mümkün. Babha’ya göre bu metinler, sömürgeci dil ile yerel dilin, sömürgecilik sonrası kimliğin karmaşıklığını yansıtan "üçüncü bir alan" yaratır. Mesela, edebi bir metinde İngilizce cümlelerin içine yerel dilden kelimelerin, deyimleri ya da atasözlerinin çevrilmeden orijinal halleriyle eklenmesi tıpkı yukarıda bahsedilen, Zazaki anlatırken şiirsel kısmını Kırmanci söyleme pratiğine denk düşüyor.

 

Bu konuda son olarak çift dilli çocuk kitaplarının da aynı kültürel çoğulculuğa çıktığını aktaran akademik çalışmalara zaman ayıralım.

 

Çift dilli çocuk kitaplarının çocukların dil gelişimi, kültürel farkındalıkları ve kimlik inşası üzerinde olumlu etkilerinin olduğu söylenmektedir.[2]

 

Birden fazla dil kullanımı kelime hazinesini geliştirir. Zengin kelime arşivi, geniş ve derin düşünebilme imkânı sunar. Birden fazla dil kullanımı, diller arasında kelime, deyim, atasözü gibi alanlarda alışverişi beraberinde getirir. Diller arasındaki bu dolaşımın zihinde yarattığı linguistik yakınlık, karaktere, yakın sosyal ilişkilere ve kimliğe dönüştürür.

 

Araştırmalar, çift dilli kitapların çocukların kendilerini kültürel olarak ifade etmelerine, dil becerilerini artırmalarına ve topluluk aidiyetlerini güçlendirmelerine katkıda bulunduğunu göstermektedir. Çift dilli kitaplarla okuma deneyimi yaşayan çocukların, dilsel ve kültürel kimliklerini zenginleştirdiği; sosyal ve kültürel farkındalıklarının arttığı gözlenmiştir.

 

Avrupa’da uygulanan bazı programlarla, çocuklarda kültürler arası farkındalık geliştirme hedeflenmektedir. Örneğin, Avrupa Konseyi ve Avrupa Modern Diller Merkezi’nin desteklediği “Dil Farkındalığı” gibi yaklaşımlar, çocukların dil yapıları ve sesleri arasında karşılaştırmalar yaparak kendi dilsel repertuarlarının değerini fark etmelerini sağladığı aktarılmaktadır.

 

Dil çeşitliliği ve okullardaki yeri üzerine çalışmalarıyla bilinen Montreal Üniversitesi Didaktik Bölümü hocalarından Françoise Armand, bu gibi programların öğrencilerde farklı dillere ve kültürlere karşı olumlu tutum geliştirilmesine yardımcı olduğunu ifade eder.

 

Dolayısıyla bizdeki iki veya daha fazla dil kullanımı teknik anlamda çok dilli bir okur yazarlık olmasa da zihinsel gelişim, duygusal yakınlık, çoğulculuğa yatkınlık ve kültürler arası geçişken davranış kodları açısından büyük bir sosyal sermayedir.

 

İşgalciliğin ve sömürgeciliğin sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinde, dilde ve kültürde yarattığı tahribata yoğunlaşan postkolonyalistler de çalışmalarında iki veya daha fazla dilli metinlere yoğunlaşırlar. Çünkü onlar için birden fazla dilin hayat bulduğu metinler, tek renkli ve tek sesli sömürgeciliğe karşı duruşun direniş mevzileridir.

 

Onlara göre çok dilli metinler, sömürge halkların dillerinin yok edilmesine karşı bir direnç gösterir. Yerel dillerin metne dahil edilmesi, o dilin ve kültürel mirasın hala yaşadığını ve geçerli olduğunu kanıtlar.

 

Bu zenginliğin; toplumdaki barış, dayanışma, paylaşma, acıda ve sevinçte bir arada olma, kültürel farkındalık, farklı dil ve kültürleri kendinden bir parça gibi görme dinamiklerini olumlu etkilediği söylenebilir. 

 

Bu kültürel çeşni, sofrasına yaydığı birbirinden güzel ürünlerle yarınların şairlerini, sinemacılarını, müzisyenlerini, bilim ve fikir adamlarını yetiştirecektir.

 

[1] Çağlayan, Ercan., Bingöl Dört Dağ İçinde: toplum/kültür/sanat/siyaset, Eywend Yaynları, 2021.

[2] Arabacı, M., Ünsal Kaya, Ü. & Karaca, N. H. (2025). Çocuk edebiyatında çok dillilik ve kültürel uyum: Luffy’nin yeni dostları örneği. EDUCATIONE, 4(2), 147-169. 

 
Etiketler: Çok, Dilli, Kültür, ve, Çoğulcu, Kavrayış,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
785 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1744 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2444 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1880 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1876 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2014 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2478 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3283 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2387 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3293 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2513 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6543 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2008 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2281 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4468 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3760 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3474 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4118 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3074 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2946 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3772 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3403 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2933 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3027 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3523 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2641 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2826 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2600 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2952 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3411 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4930 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3560 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4160 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4124 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5353 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3571 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4551 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4112 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4255 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3921 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3931 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4514 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5825 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8420 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6451 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7370 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5240 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7048 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6212 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6148 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6355 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5334 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4984 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6388 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15068 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4271 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4652 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4831 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4645 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4868 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5017 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6264 Okunma.
Haber Yazılımı