Yusuf ALİOĞLU Hakikate Tanıklık Nedir?
Yazı Detayı
20 Mart 2022 - Pazar 17:52 Bu yazı 4049 kez okundu
 
Hakikate Tanıklık Nedir?
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Geleneksel veya modern, dini veya seküler kısacası bütün ideolojik aidiyetlerden bağımsız olarak kabul edilmelidir ki ‘hakikat’ tektir.

 

Varlık, oluş, bilgi, akletme gibi temel parametreler de hakikatin tekliğini anons eden dağıtıcı ana santrallerdir.

 

Ancak bunun yanında hakikatin ‘ne’ olduğuna dair tanımlar ise insanlık tarihi kadar eski ve insan teki kadar çeşitlidir.

 

Örneğin birçok filozof felsefeyi ‘hakikati araştırmak’ şeklinde tanımlar. Semavi dinler kendilerini hakikatin nihai ve tek sözcüsü olarak sunar. Özne kurucu modern söylemlere veya yeni entelektüel kavrayışlara bakıldığında da bütün zihinsel uğraşılar bir hakikat tanımı içindir.

  

İnsanoğlu, yaşadığı dönemin şartları, içine doğduğu sosyo kültürel çevre, aldığı eğitim, sosyalleştiği süreçlere ait zihinsel ve pratik malzemeler, yaşadığı yüzyılın paradigması ile yerel ve küresel gelişmeler gibi girdilerle hakikate yani iyi ve doğru olana dair tutumlar geliştirir.

 

Bu tutumların merkezinde ‘tanımlama’ vardır. Direk ya da dolaylı tanımlama eylemi üzerinden zihin inşa edilir, tarafgirlikler sağlanır.

 

Zira insan ancak tanımladığının arkadaşı, yoldaşı, mü’mini, savaşçısı, savunucusu, sürdürücüsü olur.

 

Bu açıdan bakıldığında tanımlama güdüsü bir yandan ‘ikna edici, diriltici, müjdeci' bir yandan ise 'kışkırtıcı, tahrif edici, iktidar ve tahakküm ilişkilerini kurucu ve sürdürücü’ yanlarıyla hep olagelmiştir.

 

Adem ve Havva’nın ‘yasak ağaç’ metaforuna dair isabetsiz etütleri tanımlamaya dair ilk beşer teşebbüsü olarak anılabilir:

 

Tanımlamaya teammüden teşebbüs.”

 

Bu teşebbüsün muharrik dinamikleri arasında beşerin irade ve özgürlük konusunda, Marksist literatürden hareketle söylersek, bir tür ‘kendi için’ tanımlama denemesi vardır.

 

Göklerin tanımından farklı olarak, toprak, ateş, su ve havanın tanımdır bu.

 

Sınırsız mülkiyet ve ölümsüzlük itkileri ile ete kemiğe bürünmüş bu ilk davranış beşer kaynaklı ilk tanımlama eylemidir.

 

Benzer şekilde Adem’in iki oğlu Habil ve Kabil’in rablerine sundukları sunak konusundaki tutum ve tercihleri de birer tanımlama denemesidir.

 

Rabbin hoşnutluğuna dair birer talep denemesi de denebilir bu duruşlara.

 

Dikkat edilirse, iki olayda da yüklenilmiş bazı ön bilgilerin yarattığı bir düşünme uzamında gerçekleşen zihinsel hareketlilik vardır.

 

Ancak, bu hareketliliklerden yani tanım eylemlerinden kimi isabetli kimi de isabetsiz şekilde neticelenmiştir.

 

Yani, iyilerin de kötülerin de birer hakikat yani iyi ve doğru tanımları hep olmuştur. İyinin de kötünün de sevk ve yönetmeye, isimlendirme ve kategorize etmeye dair birer aklı vardır.

 

Sadece kullandıkları hammadde, üretim süreçlerinin teknik boyutu ve fayda kelimesine yükledikleri mana farklıdır.

 

Vakıa şu ki, ikisi de imal ettikleri neticeye ‘hakikat’ yani ‘doğru’ ve ‘güzel’ diyerek kendilerini merkeze almaktadır.

 

Oysa yukarıda da söylediğimiz gibi, ‘hakikat, insanın tanımından bağımsız bir hikayeye, eşya ve insan fıtratına içkin bir tabiata, zamanın ve mekanın fevkinde değişmez bir öze ve bu özde saklı kozmik uyum ve barışa sahiptir.’

 

Düşünce tarihi yolculuğunda insan, hakikatin karakterine ve olgusal yanlarına dair bazı bilgi kümelerine ulaşmış, bunları sahiplenmiş ve sonraki zamanlara taşımıştır.

 

Mesela ‘yalan söylemenin, çalmanın, adam öldürmenin’ tüm zamanlarda ve mekanlarda yanlış davranışlar olarak imlenmesi bu meyanda anılabilir.

 

Buradan bakıldığında şunu söyleyebiliriz: İnsanlığa dair ortak aklın yakaladığı, koruduğu ve sonraki zamanlara ulaştırdığı böylesine zamanlar ve mekanlar üstü hakikat parıltılarına kulak kesilmek, gereğini yapmak ve aksi uygulamalara itiraz ederek sesini yükseltmek, hayır diyebilmek ‘hakikate tanıklık’tır.

 

Yani ‘saf bilgi ve özgün pratik’ ile ortaya konmuş davranışlar ancak ‘hakikate tanıklık’tan birer numunedir.

 

Hakikate tanıklıktan söz edebilmek için, ‘bilginin özümsenmiş olması pratiğin de özümsenmiş bilgiden istifade ile gerçekleşmiş olması gerekir.’

 

Buraya kadar söylemek istediğimiz kısaca şudur:

 

Hakikate şahitlik öncelikle bir anlama ve çıkarım yani tanımlama meselesidir. Dolayısıyla hem teorik hem de pratik yanları vardır.

 

Tanıklık için hakikate dair tanımınızın ne olduğu sorunsalı ve bunun genel geçer bilgi kriterleri, saf bilgi ya da özümsenmiş bilgi karşısındaki durumu ilk aşamadır.

 

Bu aşamanın analitik akla, gelişmiş ve doyurucu zihinsel arka plana, güçlü metinlere, sağlam söylemlere ihtiyacı vardır.

 

Çünkü boş sayfaya (tabula rasa’ya) doldurduğunuz ve siz orijinli olan tanımın, klasik ve modern metinler karşısında ilmi bir ciddiyetinin, dışarıdan ilgilenenleri meşgul edecek bir müktesebat ve derinliğinin, inananları da ikna, ihya ve inşa edecek iç tutarlılığının ve sürdürülebilirliğinin olması gerekir.

 

Aksi takdirde; acıktığında putlarını yiyen cahiliye aklının, öfkelendiğinde çocuklarını yiyen ihtilallerin, başaramadığında yoldaşlarını revizyonist diye infaz eden müzmin kliklerin, tezleri çürütüldüğünde düşünenleri heterodoks ilan eden çok renkli ortodoksların, iktidarda yıprandıkça hırçınlaşan ve muhalif olan herkesi işbirlikçi, hain, asi ve şaki ilan eden güç sarhoşlarının ‘hakikate tanıklık’ basitliği, tutarsızlığı ve komikliği ile malul trajik hikayeler yumağına dönüşürsünüz.

 
Etiketler: Hakikate, Tanıklık, Nedir?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Eylül 2026
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
649 Okunma.
28 Ağustos 2026
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1058 Okunma.
18 Ağustos 2026
YUSUF'UN BABASI
969 Okunma.
11 Ağustos 2026
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
951 Okunma.
29 Temmuz 2026
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1431 Okunma.
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1594 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1637 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2051 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2632 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2043 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2026 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2227 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2612 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3457 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2517 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3442 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2721 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6664 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2136 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2456 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4613 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3893 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3608 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4298 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3205 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3091 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3928 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3546 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3068 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3156 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3670 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2781 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2962 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2711 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3080 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3532 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5068 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3697 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4285 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4257 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5494 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3692 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4698 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4233 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4377 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4047 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4644 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5980 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8558 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6594 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7507 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5389 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7164 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6342 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6298 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6490 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5480 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5155 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6513 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15565 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4405 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4778 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4957 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4765 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
5001 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5193 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6391 Okunma.
Haber Yazılımı