Yusuf ALİOĞLU 'Sıkıntı yok!'
Yazı Detayı
05 Mayıs 2022 - Perşembe 16:14 Bu yazı 4233 kez okundu
 
'Sıkıntı yok!'
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Hep birlikte düşünce ve kültür adına türbülans halleri yaşıyoruz. Zihinler, sahici olan ile karşılaşma pastişlerinden yitik şehir formatında. Kendisinden hiza aldığımız duruşlar, akıl kurucu kelimeler yersiz romantizm sağanağında sırılsıklam. Bilinenden bilinmeyene, görünenden görünmeyene sahte erişim fotoğrafları yayılıyor etrafa.

 

Bir gündemden öbürüne koşuyoruz. Hangisi bizim bilmeden gündemler etrafında kovboyculuk oynuyoruz. Hangisi bizim bilmeden kelimeler alıyor, kelimeler satıyoruz.

 

Sıkıntı yok.

 

İnanç dünyamıza ve medeniyet tecrübemize dayalı göstergeler post kolonyal süreçlerde bir bir işgal ve imha edilirken, değer kümeleri sanal ekranlarda, tüketim listelerinde buharlaşıyor. Bilgi, düşünme ve hikmet menzillerini yitirip varoş düzeysizliklerinde debelenirken hala 'çocuk düştüğü yerden kalkar'clıktan, otantik merkeziyetçilikten, mazi severlikten söz edebiliyoruz.

 

Sıkıntı yok.

 

Coğrafyalar arasında ping pong topu gibi savrulmuşuz, tarihe veda seansları ile yediden yetmişe benlik travmaları yaşamışız, ne doğulu kalabilmiş ne de batılı olabilmişiz, ayağa düşüren öykünmecilikler ile toplu iğtişaş halleri yaşamışız, sahte doğum sancıları eşliğinde ütopik diriliş ve varoluş hikayeleri yazmışız.

 

Sıkıntı yok.

 

Ümmetin çocukları deizm bulvarlarına dökülmüş yapraklar gibi anamalcılarn potinleri altında can çekişiyor. Şairin dediği gibi, ‘çocukların her biri antik çağ filozofu’ sanki. Çocukluk tınısından eser yok. Genç kızlar ve genç erkekler enerjileri toprağa boşaltılan ihtiyaç fazlası fabrikasyon mamüller adeta. Kadın canavarı erkek sayısı her gün artıyor. Aileler, kırık aynadan yansıma birer silüet gibi renksiz, ruhsuz, istikametsiz. Toplumsal düzen sarsılıyor. Ahlaki değerlere kör ve sağır, lakayt ve müstehzi bir toplum.

 

Sıkıntı yok.

 

Düzensiz göç süreçlerine her gün yeni bir trajedi ekleniyor. Batırılan botlarda çoğu kadın ve çocuk onlarca masum dev dalgalara gömülüyor. Sınırlarda insanlığımızdan utandığımız kahpelikler, iğrençlikler yaşatılıyor. Göçmen kamplarında çamurdan yataklar, çamurdan kaşıklar, çamurdan yiyecekler. Minik yavruların ve annelerin gözlerinde büyüyen korku ve endişe yumakları. Göç konusu bütün insani yanlarından soyutlanarak göçten sorumlu bir  komiserin dosyasında basit bir istatistik mevzuuna indirgeniyor: insanın adı yok.

 

Sıkıntı yok.

 

Piyasada cehalet ve cühela itibar kazanıyor.  Bilmeyenlerin sayısı artmakla kalmıyor bilmemek nimetten sayılıyor, bilmeyenler arif muamelesine denk. Kitabın sayfalarında dolaşmak yerine sokak aralarında dolaşmak öneriliyor. Dirilten kelimeler yerine inkar eden, sürgün eden, ihbar eden, susturan, kelepçeleyen, hapseden, öldüren kelimelerin satıldığı pazarlarda uzun uzun kuyruklar var.

 

Sıkıntı yok.

 

Mal ve hizmet fiyatları uçuyor, bir günde üç defa raf etiketi değişiyor, enflasyon karşısında sabit gelirler erimenin ötesinde buharlaşıyor, en basit tüketim maddeleri lüks sayılıp vazgeçiliyor, asgarinin asgarisinde bir karar noktası aranıyor. Spekülatif bilgiyi dolaşıma sokan da, kalabalıkları manipüle eden de, keyfi fiyatlarla tatlı kazançlara uzanan da aynı muhtekir.

 

Sıkıntı yok.

 

Stokçuluk ve karaborsacılık yükselen değere dönüşüyor, işini bilen yatırımcı krizi fırsata dönüştürüyor, ürettiklerimiz tükettiklerimizi karşılamıyor, borçlarımız artıyor, dışa bağımlı kalem sayımız çoğalıyor, milyoner ve milyarder sayımız fakir fukaraya inat çoğalıyor.

 

Sıkıntı yok.   

  

Baştan aşağı kompleks bir kişilik. Çukuru seviye bilen, kendi hikayesi anlatıldıkça salakça sırıtan, bir tık yukarı mevki için sirk maymununa dönüşen, toplumsal bellek ve sorumluluk yerine bireysel flörte perestiş eden, üretici ve yaratıcı yönelimlerden çok nakliyeci kimliği ile temayüz eden,  çağın ruhunu kavramak yerine nefsin arka sokaklarında fahişelik ve zamparalık yapan bir model.

 

Sıkıntı yok.

 

Geçmiş hamasetinden bir türlü bugüne gelemiyoruz. Tarihçilik kasıntıları ile zihnimiz mefluç. Aynı konular, aynı isimler ısıtılıp ısıtılıp servis ediliyor. Konuşmacılar aynı, dinleyiciler aynı, mevzu aynı. Aklın aldığı mesafe ‘hiç’ mesabesinde. Soldan sağa, yukarıdan aşağıya insanlık adına ürettiğimiz bir ürün, insanlığa sunacak bir mesajımız yok. Üniversitelerimizde itaat makaleleri üreten enstitülerden geçilmiyor. Akademisyenlerimiz puan kovalıyor. İçeride ezberleri ile efelenenler dışarıda nal topluyor. Basılan kitap sayısı azalıyor, kitap okuyan insan sayısı azalıyor. Ama uzman, danışman, araştırmacı, çokbilmiş, malumatfuruş, bilgiç tipler mantar gibi çoğalıyor.

 

Sıkıntı yok.

 

Bir türlü adalet ile özdeşleşemeyen hukuk sınırlarında makinaları ile dolaşan koyu kıyafetli adamlar. Tilkinin bildiği kırk fıkranın tamamının tavuk üzerine olmasının epistemik karakteri misali sanatçının bildiği kırk eserin kırkı da ‘yakınlaştılanlar’dan olmaya dönük. Merdiven altlarında doktora tamamlayan eğitim süreçleri ve gelecek çalan ideolojik aygıtlar. Medya kahramanları salt siyah veya beyaz deme derdindeler ve hangi dünyaya kulak kesilmişlerse öbürüne sağırlar.(İ.Özel) Kelimeler zihin açmıyor, üzerimize atılan taşlar (T.Bora) misali kafamızı, gözümüzü yarıyor.  

 

Sıkıntı yok.

 

Kariyer kelimesi tüm cazibesi ve emperyal karakteri ile ‘akıl oyunları’na devam diyor. İşgal ettiği alanlarda rakam cumhuriyetinin bayrağını çekiyor. Toplumu yönetme faaliyeti olan siyaset, merkezden çevreye propaganda dilinin ayartıcılığı ile yalan, iftira, tutarsızlık, menfaat halleri ile yoluna devam ediyor, ekini ve nesli yok ediyor; fırsat eşitliğini, liyakati, ehliyeti, emeği, alın terini, hak edişi arkaik zamanlara dair anlamsız sesler ya da ‘eskilerin hikayeleri’ (esatiru’l evvelin) yumağına çeviriyor.

 

Sıkıntı yok.   

 

Ferdin özgünlüğü tüketiliyor, yaratıcılığı bitiriliyor. Ferdin biricikliği ilk cinayet ağırlığındaki bir suçla dijital albenilere kurban ediliyor. Estetik çılgınlığı ve cerrahi müdahaleler birbirinin aynı çehreleri çoğaltıyor. Ulusal ve uluslararası marka yiyecek ve içecekler yerel tat ve lezzetleri, damak tadını bitiriyor; imajinatif görsellerle desteklenmiş ortak tatlar geliştiriliyor. İletişim dili harflere ve bir mühendislik faciası olan emojilere teslim edilmiş. Ferdin yorumunda şekillenmiş kişiye özel bir tebessüm, bir kahkaha yerine düğümlere üfüren mühendislerin tasarladığı ürünler ortak dil ve iletişim aracı kılınıyor.

 

Sıkıntı yok.   

 

Her duruma ‘sıkıntı yok’ repliği çekerek kesinlik dünyasından müphemlik uzamına (Thomas Bauer) yönelişin sesi olan yürürlükteki bu akıl, ‘ne olsa gider’ diyen post modernizmin bizdeki izdüşümü galiba.

 

Sıkıntı yok…

 
Etiketler: 'Sıkıntı, yok!',
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Eylül 2026
ŞİİRİN GÜNCESİ -12: ‘İSİMSİZ ŞİİR’
432 Okunma.
28 Ağustos 2026
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
1054 Okunma.
18 Ağustos 2026
YUSUF'UN BABASI
958 Okunma.
11 Ağustos 2026
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
941 Okunma.
29 Temmuz 2026
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1428 Okunma.
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1593 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1634 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2047 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2630 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2038 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2024 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2225 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2612 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3456 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2517 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3442 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2718 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6663 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2135 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2455 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4613 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3892 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3606 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4296 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3205 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3090 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3925 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3545 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3066 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3156 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3669 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2780 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2962 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2710 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3080 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3529 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5067 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3695 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4285 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4257 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5494 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3691 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4698 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4377 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4047 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
4048 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4643 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5978 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8558 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6594 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7506 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5388 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7164 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6342 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6298 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6490 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5477 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5155 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6513 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15559 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4403 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4778 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4957 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4764 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
5000 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5193 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6390 Okunma.
Haber Yazılımı