Yusuf ALİOĞLU Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
Yazı Detayı
23 Mart 2021 - Salı 11:33 Bu yazı 6499 kez okundu
 
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Jack Ellul’den (Sözün Düşüşü, Sentez Yay.) mülhem bu başlık ile söylemek istediğimiz, imge kuşatmasındaki dilin aklını ve kalbini yitirerek iyi ve faydalı olmaktan uzaklaştırılmasıdır.

 

Bilindiği üzere, dilin ihmali ve imgenin önlenemez yükselişine bağlı olarak modern insanın imge bağımlılığı hayata dair sabitleri gözden düşürdü, değersizleştirdi, sıradanlaştırdı.

 

Tercihlerimizin, duruşlarımızın ve beğenilerimizin mana ve derinlik yerine sentetik görseller üzerinden hiza alması ve imge yoğunluğunun algıya, zihinsel tutuma dönüşmesi insanlığın yürüyeceği yollar adına önemli bir sorun teşkil ediyor.

 

Entelektüel bir eylem olarak gözleme, anlama, açıklama, yorumlama ve tenkit üzerinden alan kazanma, mesafe kat etme yerine elektronik dokunuşlarla sanal uzamlarda alınan mesafeler hayatı ve uğraşıları kullanılıp atılan basit bir metaya dönüştürüyor. 

 

Dilin imgeye yenilmesi modern çağın özetidir. Yenilgiyi kavrayıp çözümleyememesi ise dilin imgesel kuşatılmışlığının sürekliliğinin kahreden resmidir.

 

Bu konuda modern çağdaki en büyük sorun iletişim ve dolayısıyla medyadır. Büyük bir yabancılaştırma, istiskal ve simülasyon aracı olarak medya, eşyanın künhüne dair olanı yani atom altı parçacıklarının tabiatını tahrip, tahrif ve saptırma üzerinden konuyu posaya dönüştürmektedir.

 

Kitle iletişim araçları denilen ve adı da kendisi de tamamen bir sömürü aracına dönüştürülmüş bu aygıtlar, dilin imkanlarını sınırlama ve hareket kabiliyetine trajik krizler yaşatma üzerinden dili yetersiz ve aciz bir aparata indirgiyor.

 

Dil bir taraftan algı operasyonları ile bütünselliğini ve dolayısıyla orjinalliğini kaybederken diğer taraftan kadim kelimelerin ve deyişlerin unutulduğu; köksüz, faydasız, fabrikasyon sözcüklerin zihni şekillendirdiği süreçler yaşıyoruz.  Tabelalar, reklam panoları, basılı ve sosyal medya, kıyafetler, otomobiller, renkler, sesler, gündelik araçlar, elektronik tuşlar, klavye gürültüleri, ışık kirliliği, müzik, spor, siyaset hep birlikte bir işgalin ve ifsadın izlekleri olarak duruyor karşımızda. 

 

Mana ile iktidar savaşına tutuşan teknoloji de sanayi devriminden bu yana dilin sınırlarını daraltmış, mekanik bir dünya ve formüller üzerinden uydurulmuş sınırlı kelimelerle yeni bir dil dünyası yaratmıştır.

 

Varlığı, zamanı, evrendeki akışı, sayısız aktörün sayısız çapraz ilişkisini insan idrakine sunan kelimeler, dil-kavrayış bağlamından koparılıp imge-itaat bağlamında hasatsız tarlalara dönüştürülmüştür.

 

Bu tecrübe, insanlığın bilgi ve hikmet yolculuğunda geriye doğru yürümesi, kadim müktesebatın yitirilmesi, insanlık geleneğinin topyekûn imha edilmesidir.

 

İnsanı makine dişlisine dönüştüren ilişkiler dil ve sanat probleminin de başlangıcı oldu. Hitabet, şiir, edebiyat, kültür, heyecan, sevgi ve adanış gibi birikimler fabrika bantlarında, AVM reyonlarında buharlaştı.

 

Konuşamayan aletler üzerinden konuşmayı öğrenen bir neslin konuşmayan/konuşturmayan iktidarında yeni bir zaman ve mekan ilişkisi tecrübe ediyoruz.

 

Çünkü konuşma sadece bilgi aktarımı değildir, bundan fazlasını içerir. Kendine has bir akıl ve yöntem dünyası vardır. Sesin dalga boylarında gizli fiziksel ve matematiksel sanat, imgenin akışkan hayatından daha derin ve tutarlıdır. Sesin fraktal zenginliği ve yaşam çiçeği kombinasyonu karşısında imgeler sınırlı geometrik şekiller olmanın ötesine geçemezler.

   

Beslenme kaynaklarını kitap, insan, örf, sosyal diyalog, sokak, mahalle, etkileşim yerine web adreslerinden alan bu mekanik aklın ürünleri insanlığa robotik yönelimler, plastik sofralar, çiplerle kayıtlanmış yaşamlar sunuyor.

 

Yeni metal ikonlar, meta-metal filmler, zenginleştirilmiş uranyumdan sloganlar, baş döndürücü bir hızla dönen bantlar ve görünmez yiyecekler, içecekler, dijital ritüeller bu yaşamın kurucu aktörleridir.

 

Bu kurguda dil ve dilin insaniliği yoktur. İmgeler, tanrıların egemenliğini tahkim eden post-paramiliter argümanlardır sadece. Dahası, dil de imge de tanrılara sunulan birer kurbandır.

 

İmgelerin farklı sektörel çıktılarla desteklenen dayanılmaz cazibesi, dili insani ve elzem kurucu unsur olmaktan uzaklaştırmıştır. Zamanımızın imge egemen toplumlarında dil kurucu, yaratıcı, sürdürücü ve inşa edici yeteneklerini yitirmiştir.

 

Dilin gerilediği toplumlarda yanlışlar tercih edilir, günah/hata/yanlış yükselişe geçer, şehirler put galerisine dönüşür,  inançlar yüzeyselleşir, gösteri ve gösteriş dua/ibadet haline gelir.

 

Bu zamanlarda hakikat mevzi yitirir, geri çekilir; sahneye gerçeklik sürülür. Gerçeklik tartışmaya kapalı ve buyurgandır. Hakikat tenkidi, gerçeklik itaati önerir. Hakikat diyaloğu, gerçeklik itaati işler.

 

Öyle ki, imgesel gerçeklikten nasiplenmemiş hiçbir ürün, hiçbir söz, hiçbir karakter önemli değildir. İmge ile dualanmamış, imge ile tütsülenmemiş hiçbir davranış makbul değildir.

 

İmgeler aklı donduran, akletme yeteneğini kısan faydasız yığınlar, egemen ideolojinin çok fonksiyonlu kullarıdır. Klasik ve modern zamanların imgesel aklı ve imge piyasası insan tekinin zincirlenerek kontrolü ve yönlendirilmesi üzerinedir.

 

Oysa dil, aklın özgürlüğe doğru kanat çırpışları, bal tadında yemişler için çiçekten çiçeğe konmaları, örümcek ağı, arı peteği, yaprak tacı misali şaheserler sunmasıdır. Onun için, dilin aklı ve kalbi imgesel akıldan daha estetik ve daha dengelidir.

 

İmgedeki statiklik dilde alabildiğine dinamik bir alana dönüşür. Ve dilin dinmek bilmeyen helezonik karakteri aklın ve eylemin özgürlüğünü üretir.

 
Etiketler: Söz, Düşerse, Ne, Kalır, Geriye?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Ağustos 2026
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
850 Okunma.
18 Ağustos 2026
YUSUF'UN BABASI
903 Okunma.
11 Ağustos 2026
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
872 Okunma.
29 Temmuz 2026
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1403 Okunma.
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1574 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1617 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2022 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2611 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2012 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2005 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2206 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2597 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3438 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2504 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3426 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2684 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6646 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2122 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2432 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4598 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3881 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3596 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4276 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3191 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3078 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3913 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3533 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3052 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3141 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3656 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2764 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2948 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2700 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3068 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3517 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5048 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3683 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4274 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4243 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5475 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3681 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4688 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4216 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4362 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4035 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
4035 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4628 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5958 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8541 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6577 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7491 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5372 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7151 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6330 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6284 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6470 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5463 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5138 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15511 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4392 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4767 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4943 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4752 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4987 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5181 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6378 Okunma.
Haber Yazılımı