Yusuf ALİOĞLU Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
Yazı Detayı
24 Ağustos 2021 - Salı 11:10 Bu yazı 5228 kez okundu
 
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Handiyse sabah olacaktı.

 

Birbirini doğuran sorular, sebebi sonuç ve sonucu sebep olan önermelerin uzadıkça uzayan diyalektik örgüsü zihnini ağ gibi kuşatmıştı. Bazen bol ışıklı geniş bir bulvarda yürüyor bazen de iki kişinin geçemediği daracık burgacık sokakların karanlıklarında, ardında belli belirsiz, kıymık kıymık gölgeler ve defalarca saplandığı çamur göletleri el yordamıyla aşma çabası. Bazen üzerine ince ince yağan ve her damlası bir kiri bir pası temizleyen ilkbahar örtüsü seriliyor bazen de sararmış yaprakların örttüğü betonları buz parçasına çeviren zemherir soğuklarına yakalanmış gibi iliklerine kadar üşüyordu.

 

Katran misali katılaşan kapkara soruların biriktiği zihin hücrelerinde kurtlar uluyor, çakallar birikiyordu. Kocaman dikenli çalılara çakılmış polyester bir paraşüt örtüsü misali kıvrandıkça takılıyor, çözmeye çalıştıkça yırtılıyordu. Kendi kıyametini mi yaşıyordu? Yoksa bir şeylerin sonuna mı yaklaşıyordu? Hangi cehennemden kaçıyordu, kitlendiği cevaplardan ateş topları sinesinin aklını nasıl da acımasızca dövüyordu?

 

Sağına dönünce evrenin bir yarısı soluna dönünce diğer yarısı. Kuşatılmış gezegenler, çepeçevre tutulmuş ışık yolları, galaksi kavşakları, samanyolundan alt geçitler, üst geçitler. Meteor sağanağından yığınaklar dört yanda. Kara deliklerden sızan tanımlanmamış gaz çeşitleri akıyordu genzine. Paralel evrenlerden çıkartma yapan sayısız soru kümesinin toz bulutları halinde gölgesini bıraktığı alemler. Her sorunun boy verdiği milyonlarca yörüngesiz yıldız topluluğu ve her biri galaksi çekirdeği kuazarlardan kozmik bir yansıma gibi. ‘Eliptik bir galaksinin dönme hızı nedir’ suretinde taşlaşmış bir gaz kütlesi yığıldı zihin zeminine. Evren dönmüyor da patinaj yapıyordu sanki.

 

Sorumsuz, gayretsiz, serseri, ipi kırık taifesinin olduğu cenahtan bir uğultu duydu sonra. ‘Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol’ ibaresi üzerine mavi mürekkep ile sörf yapan kilu kal topluluğuydu bunlar. Bir an durdu. Sesleri daha iyi duymak için nefesini tuttu ve kalp kulağı ile kavramaya çalıştı söylenenleri. Her soruya anında verilen cevapların yarattığı gayrı menkul piyasasından hisse alan alanaydı. Uzman rolündeki beyaz yakalı yeşil sarıklılar uluslararası şirket CEO’ları gibi Hutame tipli tahviller arz ediyorlardı piyasaya. Kısa, orta ve uzun vadeli İrem bonoları siyasi referansı olanlara veriliyordu ancak. Cennet kuşları tünemişti borsanın tellerine. Endeks, fırsatçılık ve menfaatçlik bandında sabitlenmiş gibiydi. A’raf dolaylarına kurulmuş devasa komisyoncular, Deli Dumrul misali geçenden on, geçmeyenden on beş ahiret doları alıyorlardı.

 

Tavana dikti gözlerini ve saatlerce aynı noktayı rasatladı durdu. Bir tür sosyal projektör misali taradı parkları, bahçeleri, meydanları. Civa misali akan, su misali mekanın şeklini alan, bukalemun misali dokunduğu nesnenin rengine dolanan kalabalıkların peşinden koştuğu sentetik sahalara uzandı. Ve sonra modern bir mabedin çatısına kondu usulca. Yatay, dikey ve oval bakışlar fırlattı etrafa. On binlerce insan nasıl olur da aynı felsefi ve düşünsel sorunun cevabı için bir araya gelebilmişti. Sadece üç harften oluşan ‘gol’ kelimesi klasik ve modern sözleşmelerden daha fazla bir rağbetle taraftar bulmuştu. Seslerin ördüğü kripto sloganlar bir aya bir dünyaya çarptıktan sonra doksandan sayı oluyordu. Altı pastan sorulan sorular en kallavi olanlarıydı. Ofansif soruların bini bir para. Hele spor filozofcuklarının bir türlü ittifak edemediği çizginin ötesi mi berisi mi sorunsalı, müstakil mufassal metafizik bir anıt gibi duruyordu orta sahanın başlama noktasında. Bu sorunun cevabı Nirvana’ya ulaşmaktan ziyade mühim idi.

 

Evrensel çağrıların inkar ve istikbar ile massedildiği teknoloji koridorlarına yoğunlaştı. Mukaddes bir çöplükten nasiplenen martılar, kargalar ve sığırcık kuşları misali pike üstüne pike yapıyordu soru bağımlıları. İnterdisipliner iş ahlakı ile sanal soruların ördüğü bitimsiz bir network ile karşı karşıya idi. Sorulmadık soru, işlenmedik konu, verilmedik cevabın kalmadığı bir oburlukla mesafeler hızla tüketiliyordu. Her siteye şiltesini sermiş bir seri düşünce katili önüne gelen her masum sorunun ensesine teolojik atış yapıyordu. ‘Günahsız olan ilk taşı atsın’ komutu pek itibar görmüyordu bu çevrelerde.

 

Seyirlik soruların seyirlik cevaplar ile nikahlandığı ‘plaj ahlakı’ çoğalıyordu taşrada, kaldırımlarda, cafelerde, avm’lerde. Adresi belli olmayan sorulardan usulen cevaplanan sorulara bir bir mevziler kaybediliyordu. Siyasal olanın en kutsal ve en yüce olduğu bir vasatta zinhar kılçıklı mevzulardan sual edilmemeliydi. Bu kirazı kim yemişti, bu tabutu kim taşımıştı, hangi suçtan ötürü göçmen olmuşlardı ve hangi savaştan arta kalmıştı bu çocuklar denmemeliydi. Agoranın yüksekliğini hesaplayacak Romalı formüller imha edilmeli, gerekirse sihirbaz, kâhin, şair ve deli denilerek şehirli aristokrasiden uzağa gönderilmeliydiler.

 

Naftalin kokusunun sindiği yastığın vaziyet-i coğrafyası darmadağınık idi. Zamanın ayakları birbirine dolaşmıştı sanki. Etrafta selin çerçöp misali taşıdığı binlerce kelime. Dağılmış notalar, güfteler, valsler. Gözünü her kırptığında siyah beyaz resimlerin aktığı deklanşör parıltıları. Doğudan batıya, dünden bugüne, çöllerden denizlere örselenmiş anılar, bayatlamış fotoğraflar, ekşimiş sözler, şekerlenmiş eşyalar…

 

“Azgelişmişlik bir kişisel gelişim sorunu muydu, halkların geri kalmışlığı etnik beceriksizlik miydi, ‘zaman, ırk ve çevre’ üçlüsüne dikkat çeken Taine ne demek istiyordu, önerisiz bir hayat yaşanmaya değer miydi, düşünce kuruluşları feodal birer mabed miydi, kaç zamana kadar siyasi olan insani olandan üstün tutulacaktı, mağara istiaresinin post modern yorumu hangi gerçekliğe tekabül ederdi, parmak uçlarının özgün manyetiği özgün organik sosyolojilere uzanabilecek miydi, insan kendi asli suretinde ve bağlamında bir ömür sürebilecek miydi, tüketim hırçınlığından ve gösteri aptallığından gönüllü sadeliğe bir yol bulunabilecek miydi…”

 
Etiketler: Bir, Mütevazi, Monologdan, Arta, Kalan, Sualler,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
482 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1434 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
1723 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2425 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1861 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1862 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1998 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2465 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3268 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2372 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3272 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2495 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6535 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1993 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2261 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4454 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3752 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3462 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4095 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3059 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2851 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3757 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3388 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2917 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3016 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3508 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2627 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2814 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2592 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2938 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3398 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4916 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3544 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4147 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4109 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5337 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3560 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4535 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4100 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4243 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3905 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3923 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4500 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5810 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8408 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6433 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7359 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7034 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6204 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6135 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6343 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5316 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4967 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6375 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15010 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4263 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4639 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4818 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4634 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4859 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5005 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6248 Okunma.
Haber Yazılımı