Yusuf ALİOĞLU Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
Yazı Detayı
08 Eylül 2023 - Cuma 23:37 Bu yazı 4598 kez okundu
 
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Büyük bir heyecanla kalktığı sabah namazını huşu içinde kıldı. Alnını koyduğu secdeyi öptü, öptü, bir daha öptü. Bir kapıdan bir kapıya akan hikayesinden kırpılmış kareler birikti gözbebeğinde. ‘Nefistir seni yolda koyan / Yolda kalır nefse uyan’ dedi Yunus misali ve açtı ellerini duaya. Koşmalarını ve durulmalarını andı. Uzun yollarını ve patikalarını sonra. Duasını uzatmadı; tek cümleye sığdırdı duygularını ve hiçbirini ikilemedi.

 

Sonra üzerine, annesinin, uçları tığla örülmüş kahverengi şalını alarak balkona çıktı. Bad-ı saba tüm vücudunu okşadıkça daha bir istekle sarı yağlı boyalı, lale motifli demir korkuluklara yürüdü. Bu kadarcık mesafede bile nefesi tıkanmış, göğsü inip kalkmaya başlamış, dizleri yorulmuş, ayakları isteksizlik moduna girmişti.

 

Gözleri çiğ düşmüş çiçekler gibi ıslak, alnı buzul göllerinden bir yansıma gibiydi. Derisi çekilmiş, kabarık damarlı koca elleriyle buz gibi demiri tuttu. Önce demirin serinliğinden ürperdiyse de sonra daha bir kavradı. Ateş gibi yanan avuçlarının içinde biriken serinden öte soğukluğu ruhunun derinliklerine çekti. Üşüdükçe ısınıyor, ürperdikçe çiçeğe konmuş arılar misali doyuma ulaşıyordu.

 

Bakışlarıyla şehrin karanlık semasında uçtu ve her yorulduğunda ışık demetlerinin oynaştığı farklı bir göle kondu. Sayısız hikayenin asılı durduğu tavanda sayfaları bir bir okumaya çalıştı. Kaç Bermeki’nin parmak izi saklıydı şu taşlarda. Süveydi Beylerinden hangisine aitti nalları ateş saçan şu küheylan.  Harun Reşid’in nefesi yetişir miydi Çapakçur deresine. Çaldıran savaşında hangi kardeşler saldırmıştı düşman hattına. Çevlik, sen ne bağlar bahçeler büyüttün koynunda. Murat, sen ne sırlar taşıdın engin denizlere.  Ab-ı Hayat, kimlerden sakladın hakikatin sırrını…

 

Etrafı süzdü tekrar. Tek tek binaları, ışığı yanan daireleri taradı. Kadife terlikleri içinde geride kalan ayaklarını son bir hamleyle biraz daha öne çekti ve balkon duvarına yaslandı. Şimdi daha iyiydi. Sabaha kadar dinmeyen sancılarla boğuşmuş, midesine giren kramplardan oda oda dolaşmış, fazladan aldığı ilaçlar dahi sıkıntılarına deva olmamıştı. İns-ü cinin sükunet üzere sessizlik deryasında yüzdüğü saatlerde, geçmeyen dakikalarla ömründen ömür tüketmişti. Çok zamandır yatak, yorgan, yastık, uyku, istirahat gibi duygulara hasret kalmıştı. Yorgunluğunu içen bir sünger misali kendisini kollarına bıraktığı eskitme başlıklı yatağı, et kemik gibi kaynaştığı yün yorganı ve başını içine gömdüğü tüy gibi hafif yastığı şimdi bir Volkan misali, kan ter içinde kaldığı ağrılarla onu dışarı atıyordu.

 

Dokunduğu, sarıp sarmaladığı, rengi kokusu ve şekliyle bir beden gibi olduğu her eşya bir bir kendisinden uzaklaşıyordu. Bakıştığı her açı bulanıklaşıyor, söyleştiği her mekan buharlaşıyordu. Yalnızlık tarlasında biten ayrık otu gibiydi şimdi. Tek başına uzaklara, çok uzaklara aktı durdu. Ömür merdiveninin bu basamaklarında nefes nefese, yorgun, bitkin ve mecalsizdi şimdi.

 

Akmayan çeşmeleri, açmayan gülleri, küskün zambakları; tersine yürünen yolları, tersine düşünen adamları, tersine akan ırmakları düşündü bir an. Konuşulmayan dilleri, unutulan hatıraları, dümdüz edilmiş dağları düşündü. Uzun kış gecelerinin ifrazatını, kaldırımlara döşenen mayınları, toplatılan kitapları, sürgün şiirleri, yasak şarkıları, tehcir yüklü hikayeleri düşündü. Bilmediklerini ve bilemeyeceklerini düşündü sonra. Ve düşündükçe kocaman bir ağıt bulutu birikti ufukta, lacivert mürekkepler aktı yaralarından.

 

Bir an gözlerini yumdu ve soluduğu havanın tadına yoğunlaştı. Sonra yeniden etrafa baktı. Sokaklar tertemizdi. Gece yarılarına kadar egzozla, bitmeyen hormonlu kahkahalarla, anlamsız düğün konvoylarıyla, drift atan şımarık gençlerle, kaldırımları ve yolları işgal eden yeni nesil eğlence mekanlarıyla, masumiyetin tükendiği ve hayatların tüketildiği cafe izbelikleriyle kirlenen yollar ve kaldırımlar şimdi temizlenmiş; arı, duru, süt gibi olmuştu. Kirli, cızırtılı sesler uçup gitmiş, sükûnetin ve nihai teslimiyetin had bildiren otoritesi inmişti her yere.

 

Nasıl bir oyundu bu? Cam çivileriyle tahta paravanlara giydirilmiş kadife çerçevelerden örülü sahnenin şen şakrak oyuncuları neredeydi şimdi? O bitmeyen diyaloglar, o dağlar büyüklüğündeki okyanuslar derinliğindeki sözler, o sınırlar aşan koca koca kelimeler ve her cümlenin başına ‘ben’ ekleyen hadsiz senaryolar nerdeydi?

 

Bakla, acur ve sarımsağın bir bir tükenişini gözledi ve sonra başını kaldırıp gökyüzüne baktı. Bazıları asuman, bazıları sema demişse de işte göğün görünen yüzüydü gördükleri. Bu muazzam ışık derinliğini ve derinlikteki ahengi tek başına seyretmenin ayrıcalığını yaşadı. Gözleri nemli, dudakları titrek, yüreği kıpır kıpırdı. Bu ayrıcalığı daha önceleri de çok defa tatmıştı. Güneş daha doğmadan aktığı sokaklarda ve caddelerde saatlerce tek bir insanla karşılaşmadan yaptığı uzun tefekkür yürüyüşleri ruhunu besleyen en büyük rızıklardandı. Her adımına bir şiir, her adımına bir şair bereketi doluyordu: ‘zaman bendedir ve mekan bana aittir’.

 

Alemler içinde anılmaya değer ne çok eser vardı. Bitmeyen varlık macerasının daha çevrilip okunacak ne çok sayfası, ne çok satırı vardı. İşte onlardan biri olan gökyüzüyle baş başaydı. Bakmaya doyamıyor, ayrılmaya kıyamıyordu. Varlığın diğer yüzü gibi duran gökyüzü tarlaları sürülmeyi, işlenmeyi, tohumlanmayı bekliyordu. Her saat taptaze, dipdiri, yepyeni bir fotoğrafla insanın önüne dikilen bu mavi tarla, nice ürünler, nice yemişler, nice hasatlar vermişti. Başakları sayısız taneye duran bu bitimsiz araziler şimdi yeni çiftçiler, ekinciler, emekçiler, rençberler bekliyordu.

 

Yakınları uzak, uzakları yakın kılan bir düşünce formülüyle yokladığı gök topraklarını düşlerken birden karga sesleriyle irkildi. Bu siyahi topluluğun güneş fazla yükselmeden işi bitirmek gibi bir telaşı vardı. Koca kanatlıların biri inip biri çıkıyordu. Kocaman simsiyah gagaları ve irice pençeleriyle etrafı tarıyor, ayaküstü yenilip içileceklerle erzak depolarına taşınacakları büyük bir titizlikle tasnif ediyorlardı. Her kanat çırpışları bir hesabın neticesi gibiydi. Gaklamalar sebepsiz, yürümeler hedefsiz değildi. İnsanın akılsızca kirlettiklerini, hayvanın akıllıca temizlemesi ne müthiş bir gösteriydi. Seyrettikçe, çok çok eskilerden bir hikaye hatırlar gibi oldu bir an. Acı acı yutkundu ve hep söylediği o söz bir daha döküldü dudaklarından:

 

-Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!

 
Etiketler: Boşuna, değildi, boş, olmayan, hiçbir, şey!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Ağustos 2026
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR
850 Okunma.
18 Ağustos 2026
YUSUF'UN BABASI
903 Okunma.
11 Ağustos 2026
BAUDRİLLARD: RADİKAL DUYARLILIK
872 Okunma.
29 Temmuz 2026
İKİ RENK, ÜÇ KELİME YA DA COŞKUNUN KIYISINDA
1403 Okunma.
07 Temmuz 2026
GÖSTERİ TOPLUMU
1574 Okunma.
02 Haziran 2026
Çok Dilli Kültür ve Çoğulcu Kavrayış
1616 Okunma.
27 Nisan 2026
Bağlamaya Şiir Okutan Adam: Murat Kapkıner
2022 Okunma.
10 Nisan 2026
İSA'NIN GÜNLÜĞÜ -1-
2611 Okunma.
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
2012 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
2004 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
2206 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2597 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
3438 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2503 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
3426 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2683 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6645 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
2122 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
2432 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3881 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3596 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
4276 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
3191 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
3078 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3913 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3533 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
3052 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
3141 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3656 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2764 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2948 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2700 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
3068 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3517 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
5048 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3682 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
4274 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
4243 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5474 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3681 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4688 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
4216 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
4362 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
4035 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
4035 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4627 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5958 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8540 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6577 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7491 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
5371 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
7151 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
6330 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
6283 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6470 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5463 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
5138 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6497 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
15511 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4392 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4767 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4943 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4751 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4987 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
5181 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
6378 Okunma.
Haber Yazılımı