|
|||
![]() |
TANRI KONUŞMAK İÇİN SİZİN SUSMANIZI BEKLİYOR | ||
| Yusuf ALİOĞLU | |||
Ontolojik sorunlarınızı, ‘hiçlik/yokluk/namevcudiyet’ yerine varlık ve mevcudiyet ile aşamamışsanız;
Kozmik gerçekliği ve varoluşsal derinliği insan özelinde hala ‘sessiz boşluk/mekanik kurgu/yeryüzüne fırlatılmışlık/terk edilmişlik/sürgün’ olarak okuyor ve insanın yaratılış/ikram/hubut/verilmişlik/seçilmişlik/üstün kılınma hikmetini/bilgeliğini kavrayamamışsanız;
Modern Batının kadim felsefe geleneğinin ‘Bu nedir’** varlık sorunsalında yatan müşkülattan önce vahiy geleneğinin, risalet kurumunun ve onurlu elçilerin ‘Bu niçin var’ ahlaki sorgulayıcılığını gündemleştiremiyorsanız;
Ataların, tarihin, toplumun, heva ve hevesin, boş sözlerin/lehve’l hadis’in, bilim ve felsefenin sanayi ve teknolojinin zindanlarından kurtulan ve ‘rabbimiz Allah’tır’ diyenleri ateş dolu kuyularda yakan bir kavmin dininden yüz çevirerek ‘Niçin hiçlik var’ değil de ‘varlık vardır’ diyemiyorsanız susun… ‘Varlık’tan ‘Var Oluş’a yani Şe’n’e, ‘Halkı Cedid’e geçemiyorsanız susun… Varlık’ı oluş yani kevn, alemlerin rabbi olan Allah’ı da ‘Mutlak Oluş’ yani ‘El-Kevnu’l Mutlak’ bilmiyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Ontolojik soruların yakıcılığını/yıkıcılığını ve can sıkıcılığını Babil, Hitit, Asur, Sümer, Akkad, Sebe, Fenike, Mısır, Çin, İran, Yunan, Hint, Roma veya Menfis, Ur, Ninova, Kudüs, Şam üzerindeki tevhid damlacıklarıyla, “varlık ve insanlık Rahman olan Allah’ın Rahmetinin bir tecellisidir” diyerek aşamıyor ve safınızı monoteist kulvardan, sıbğatullah’tan yana koyamıyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Varlığınızın gerçekliğini yerlerin ve göklerin maliki/nuru/mürebbisi/kontrolörü olan Allah ile buluşturamıyor onu mutlak alim/adil/rahman/rahim/hayy/kayyum/hakk/semi/basir ve bir ilme/bilgiye/delile/ayete/malumata dayanarak kognitif/bilişsel düzeyde imanlarınızı ibadete dönüştüremiyorsanız susun… safınız ve cemaatiniz, inancınız ve ritüelleriniz, elçileriniz ve aydınlarınız, marşlarınız ve sloganlarınız sizi rahatsız etmiyorsa ve hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Bir özden iki farklı eş/zevc olarak yaratılan hemcinsinize velayet/uhuvvet/merhamet/adalet ve sadakat ile yönelemiyor, rabbin kelimelerinin ihyası ve inşası için hemcinslerinizle kardaş ve yoldaş olamıyor ve temel ahlaki düsturları hayatın rengi haline getirmek için ahlak savaşçısı kesilemiyor iseniz susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Hayatın siyaset, ekonomi, hukuk gibi kulvarlarına dokunduğunuzda ahiret bilinci sizi frenlemiyor, değiştirmiyor ve dönüştürmüyorsa; ahireti kazanma duygusu heyecanlarınızı, hislerinizi, duygularınızı yeniden gözden geçirtmiyor ve Allah ile bir alış verişe girmiş olmanın metafizik gerilimi ile pragmatizm, oportünizm, rantçılık, haksız kazanç, tüketim, riba, istifçilik, karaborsa gibi cehennem bileşenlerinden sarf-ı nazar edemiyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
‘Ademoğlu bilinen her varlık eşref-i mahluktur’ diyemiyorsanız; renklerinden ve dillerinden dolayı hiç kimsenin övülemeyeceğini ve yerilemeyeceğini söyleyemiyorsanız; arabın aceme acemin de araba üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak ve ancak takva iledir ve takva da İslamlıktan önce insanlıktır diyemiyorsanız; yaratıcının kullarına verdiği yaşama, düşünme ve inanma özgürlüğünü en küçük bir rahatsızlık duymadan Türk’ünden Kürd’üne, materyalistinden idealistine kadar veremiyorsanız; ölen her masum ile beraber siz de ölmüyorsanız ve ‘hangi suçtan ötürü öldürüldüler’ diye arzın dört bir yanını taramadan/sorgulamadan/soruşturmadan yaşıyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
İnsanı, yerlerde ve göklerde sayısız nimetin emrine müsahhar kılındığı, önünde meleklerin secde ettiği mümtaz/mükremin/değerli varlık olarak göremiyorsanız; ‘insan için ancak yaptıkları vardır’ yani insanı diğer varlıklardan şerefli, onurlu, haysiyetli ve itibarlı kılanın emeği olduğunu haykırarak aile, klan, aşiret, soy-sop, şehir, bölge, ülke ve kıtaların adamı değerli kılmadığını dillendiremiyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Allah’a, nefislerine, insanlığa, eşyanın tabiatına ve evrene zulmedenler için ‘Zalimler için yaşasın cehennem’ diyemiyorsanız; Allah’ın düşmanlarını insanlığın düşmanları ve insanlığın düşmanlarını da Allah’ın düşmanları olarak bilmiyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
İslamı silm ve selamet, barış ve esenlik olarak görmüyorsanız, Müslümanları da yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar mücadele eden ‘İnsanlık için çıkarılmış en hayırlı toplum’ olduğuna inanmıyorsanız ve Müslümanları da bilgi, bilinç, nefis ve ruhlarıyla iyiliği emreden kötülükten nehyeden aziz savaşçılar olarak görmüyorsanız; müstekbir, müstağni, mütecaviz, müstevli zalimlere karşı verilen savaşı anlamıyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Yahudilere dönüp ‘seçilmiş ırk’ mitolojisini, Hıristiyanlara dönüp ‘kurtulmuş kavim’ safsatasını, Şii ve Sünnilere dönüp imamet ve saltanat terminolojisini, faşist eblehliklere dönüp üstün millet şirkini reddedemiyorsanız; ateş bize sayılı günler dışında dokunmaz, biz Allah’ın sevgilileriyiz, İsa tanrı’nın oğludur, Üzeyir tanrının oğludur, İbrahim de Yahudi/Hıristiyan idi diyenlere, ‘Allah katında din İslamdır’, ‘topluca Allah’ın ipine sarılın’ diyemiyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
İnsanları bir araya getiren ve onlara bir düzen/dirlik/devlet/yapı kurduran şey dil, din, tarih, ırk, kültür, coğrafya vb olmamalıdır, esas ilke adalet ve ahlak olmalıdır diyemiyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Siyaseti adaleti ve ahlakı tesise dönük bir ibadet olarak göremiyorsanız, çıkar ilişkilerinden uzaklarda ilkesel duruşlarla siyasal dersler verme kapasiteniz yoksa susun…
Modernliğe ve onun dini, ahlakı, etnisiteyi, emeği, kültürü global/küresel çarklarda eriten türlü versiyonlarına ‘itiraz’ edemiyor, muhalefet sütunları dikemiyor, protestolar yükseltemiyor ve akide/inanç ‘ben’liğinizi, rengine ve diline bakmadan insanlık için seferber edemiyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Arzın nimetlerini adilce bölüştürmekten yana değilseniz; iktisadın tanımından insanın sayısız veya sonsuz ihtiyaçları aldatmacasını çıkartarak müktefi/şakir/hamid insan profiline geçemiyorsanız ve mülkiyeti emanet/hakkaniyet/adil davranış formatında işleyemiyorsanız susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
Varlığınızı hak ve hukukun tebeyyününe, teşekkülüne ve devamlılığına adayamıyorsanız susun…
Susun… dağlar, taşlar konuşsun; börtü böcek konuşsun; gece ve gündüz, karanlık ve aydınlık konuşsun. Esen rüzgar, batan güneş, doğan yıldızlar, yuvarlanan taşlar, süt veren hayvanlar, bal veren arılar, develer, atlar, karıncalar, örümcekler konuşsun.
Ama siz susun…
Susun… beşikteki bebekler konuşsun.
Her kırışıkları ile sorulacak bir hesabın müdahili yaşlılar, gencecik aşıklar, yorgun şoförler, yiğit köy delikanlıları, ırgat çocukları konuşsun. Barbar ellerin işgal ettiği sonra terk ettiği harabe kadınlar, her depremden sonra biraz daha doğrulan güneş çağı savaşçıları konuşsun.***
Hayatları bir ölümce yağma edilmiş anne ve babalar, bedenleri parçalanmış gençler, gelecekleri yakılmış çocuklar, ukbaları çalınmış ademoğulları konuşsun. İnançsızlığın, yıkıcılığın, köleliğin, sömürmenin kör yüreğine ok atan şafak işçileri, ikindi mimarları, ruhumuzun arkeologları konuşsun.****
Utancından küçülmüş haritalar, yivleri aşınmış tabancalar, kavruk ağaçlar, kanadı kırılmış kuşlar, gözbebeklerinde ebabil kuşları uçuran adamlar, onurlu yorumcular konuşsun. Sonbahara direnerek kışı göğüsleyen ve domurlarını ilkbahara patlatan ağaçlar, hasat mevsimleri konuşsun. *****
Faka basmayan gözler, firari güvercinler, turnalar, karaca sürüleri, keklik takımları, buzul salkımları, burçlar, tepeler, doruklar, minareler konuşsun.******
Ama siz susun…
Susun, Çünkü Tanrı konuşmak için sizin susmanızı bekliyor.
28 Ağustos 2012
* Cahit Koytak, Ben Yokum, Beni Karıştırmayın ** Prof. İlhami Güler, Gelecekte Bir İslamcılık için metafizik ve metodolojik ön mülahazalar *** Erdem Bayazıt, Güneşçağ Savaşçıları **** Sezai KARAKOÇ, Gün Doğmadan *****C. Ünaldı HASANNEBİOĞLU, Semud ******Ahmet ARİF, Otuzüç Kurşun |
|||
| Etiketler: TANRI, KONUŞMAK, İÇİN, SİZİN, SUSMANIZI, BEKLİYOR, | |||
|